İkinci yaşam ve "3 B" - Yalçın Ergündoğan

10 Mart 2008 11:18 / 1645 kez okundu!

 

Teoman’ın kendine özgü duygulu sesiyle dillendirdiği “Paramparça” adlı şarkısının müziği belleğimden kulaklarıma akarken, müziğin ritmi ile şarkının sözlerini mırıldanıyorum: “Saatim yok tam olarak bilemem / Biraz bira, biraz şar

Aslında doğum günüm olsa idi bu gün, belki bu denli bir duygu çağrışımı yaratmazdı bende. Çok yıllar geçti o günden bu yana. Oturup üzerine bir yazı yazmak da, aklıma gelmedi hiç. Ama söz konusu olan ‘ikinci bir doğum günü’ ise; ister istemez bir heyecan yaratıyor ki; bu satırlar dökülüverdi kalemimden. Şarkı sözünde dendiği gibi yıllar, hayatlar ne çabuk geçiyor. Aslında genç yaşında ölen, babamın öldüğü yaşı da geçtim...



* * *



Şimdi profesör olan, o zaman doçentliğinin son demlerindeki beyin cerrahı Dr.Tayfun Dalbastı ve dünyaca tanınan, alanında otorite kabul edilen Prof. Dr.Nurcan Özdamar gibi bilim insanları ve çalışma ekibinin gayretleri ile 6 Mart 2007’de geçirdiğim beyin ameliyatı sonrası yeniden doğmuş ‘gibi’ oldum. “Gibi” deme diyorlar bana... “Yeniden doğdun, ikinci yaşamındasın!..”



Yaşama dönüp kendime geldiğimde teşekkürüme karşılık Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin bu değerli hocaları “biz bir şeyler yaptık, ama tesadüfler zinciri yaşamda kalmanı sağladı. Unutma ki; ‘ikinci yaşamındasın’, değerini bil” demişlerdi. İlk kez 2 aylık bir zorunlu aradan sonra 5 Mayıs 2007 tarihinde yazdığım “Yaşam, saat ve takvim” başlıklı sizlere ve yaşama “yeniden merhaba” diyen yazımla başıma gelenleri ve başımdan geçenleri anlatmış, “yaşamak, her şeye rağmen güzel” demiştim. Yaşama tutunmama neden olan, ameliyat, rastlantılar, doktorların mahareti... ise de, çok önemli bir diğeri de doğrudan ziyaret, telefon ve çok sayıda sıcak okur ve dost mektupları idi tabii ki. Beni çok duygulandıran mektuplardan biri de “Yaşam, saat ve takvim” başlıklı dönüş yazımdan sonra değerli yazar, sanatçı, sevgili dost Bilgesu Erenus’tan gelendi. Saklamıştım. Şimdi sizlerle paylaşıyorum:



“Sizi geçen yılın temmuzunda (2006) tuttuğum bir notla selamlamak istiyorum: "Az önce Birgün Gazetesi'nden Yalçın Ergündoğan'ın ‘11 Numara ve Tecrit’ yazısını okudum. Ne güzel duyup, duyurmuş! Yazı, 'Kara kaplı kitaplarınızdaki hiçbir "suçun" karşılığı bu olmamalı, kaldırın şu tecriti!' diye bitiyor. Harika bir anlatım!



O gün ben tecritte değil, yönetim masasındaydım ve soluk soluğa notlar alıyor ‘Yaşananları, gözlemlerimi mutlaka yazıya geçirmem gerek!’ diyordum. Sanatın, tiyatronun dili, yaşanan acımasız sansürü sonunda kırdı; sanat ve tiyatro toplumsal görevini yerine getirdi işte! Önlenebilir trajedi, tecrit artık kitlelerce bilinecek. Yalçın Ergündoğan, 11 numara yazmış, ben yazmasam da olur!"



Sağlığınıza kavuşmanızın sevinciyle yazıyorum.



Halkın, “soluğu bile faydalı”, diye bir tanımı vardır; onlardansınız, takvimlerden hiç eksik olmayın. Sevgilerimle. Bilgesu”



* * *



“Askeri çözüm” yanlısı “3 B” birbirine girdi. Büyükanıt, Baykal ve Bahçeli'nin son günlere damgasını vuran sert tartışmalarındaki maksat; “siyaset” yerine “sertliğin” nasıl daha iyi uygulanabileceği üzerine... Ama, yaşamın cilvesi mi desek, yoksa ‘paradoks’ mu? Tartışma aslında maksadı ‘o’ olmasa da; ‘demokrasinin önünü açıcı’ bir işlev de gördü. Eleştirilemez sanılan eleştirildi, bir tabu daha yıkıldı...



Bugün, benim ‘doğum günüm’...



Yalçın Ergündoğan

10 Mart 2008

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.