ERZURUM'A VEDA
01 Aralık 2025 14:36 / 631 kez okundu!
"Bir süre ortalarda yoktum.Şimdi baktığımda neredeyse bir ay olmuş. Bu sürede taşınma, yerleşme, resmi işler vs. derken ancak yazma fırsatı bulabildim. Erzurum'a veda ettik. Her vedada olduğu gibi yine hüzünlendim."
***
ERZURUM'A VEDA
Merhaba!
Bir süre ortalarda yoktum.Şimdi baktığımda neredeyse bir ay olmuş. Bu sürede taşınma, yerleşme, resmi işler vs. derken ancak yazma fırsatı bulabildim.
Erzurum'a veda ettik. Her vedada olduğu gibi yine hüzünlendim. Üç yıla yakın bir zamandır oradaydık. İkliminin tersine sıcak kanlı, misafirperver ve hoş insanlar tanıdım. Palandöken'de yaşadık; bu beni başlarda çok zorladı. Fakat bu kadar güzel kar yağışı, uçsuz bucaksız beyazlık, evimin penceresinden karlı dağların yavaş yavaş yeşile boyanmasını izlemek benim için keyifliydi. Benim için diyorum; öğrenciler ve çalışanlar için eksi 20 derecelerin ne kadar zor olacağını tahmin ediyorum.
Erzurum, kış şartlarına alışmış ve iyi yönetilen bir büyükşehir. Kış turizminin başkenti de denilebilir. Ayrıca geç de olsa fark edilmiş ve 2015 yılında faaliyete başlamış olan çeşitli spor dalları için büyük kamp merkezleri açmışlar. Çok da isabetli olmuş.
Konumu itibariyle tarihten günümüze kadar hep önemini korumuş. Ticaret ve göç yollarının şehrin içinden geçmesi, verimli toprakları, zengin su kaynakları ile birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Şehrin merkezindeyken bir anda kendinizi, Selçuklu dönemine dönmüş gibi hissedebiliyorsunuz. Çifte minareler, Yakutiye Medresesi, Kümbetler, Kale (Romalılar inşa etmiş), hepsi birbirine bakıyor. Özellikle Kale ve çevresi yerli ve yabancı turistlerin oldukça ilgisini çekmekte. Eskiden izbelik olan yerler, temizlenmiş, onarılmış, taş konaklar aslına uygun şekilde yeniden inşa edilmiş ve her birinin içine Erzurum'u anlatan tarihi objeler, çeşitli kaynak kitaplar konulmuş. Kiminde kent arşivi, kiminde el sanatları, kiminde sanat tarihi ve mimarisinin anlatımı gibi. Müzeleri, büyük kütüphaneleri, kongre merkezleri, piknik ve mesire yerleriyle, güzel, güvenli, sakin ve huzurlu bir şehir.
1887'de açılmış Erzurum Lisesi'nde Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra, orada edebiyat öğretmenliği yapmış Ahmet Hamdi Tanpınar'ın gözüyle Erzurum'u yani Beş Şehir kitabını bir kez daha okuyarak, şimdi yazsa nasıl anlatırdı Erzurum'u diye düşündüm. 1957 yılında kurulan Atatürk Üniversitesi Kampüsü ve orada geçirdiğimiz saatleri özlemle anacağım.
Yazacak çok şey var da işler beni bekliyor.
Ama şuna değinmeden olmaz. Kadınları güçlü, öz güvenli ve bence evin lideri de onlar. 🙂 Çalışan ve araç kullanan kadın sayısı hayli yüksek. Şehir Hastanesi, Erzurum'a ayrı bir dinamizm getirmiş, Direkt ve dolaylı iş alanları hatta yeni ve düzenli yerleşim alanlarının olmasına sebep olmuş.
Erzurum'da yaratılacak olan yeni istihdam alanlarıyla tersine göç olacağı kanısı uyandı bende. Ülkemizin orta ve doğu bölgesindeki birçok il için aynı şeyi söyleyebilirim.
Ketesini, ayran aşını, cağ kebabını, en az 20-30 cm derinliğinde olduğunu bilerek, korkmadan karın üzerine yığılışımı özleyeceğim.
Galiba nereye gitsem, bir parçam oralı oluyor benim. Erzurumlu dostlarımı, bana yolluk kete yapan komşumu ve karını, ayazını, efil efil esen yayla tadında yazını özleyeceğim.
Hoşça kal Erzurum...
Güldalı COŞKUN



