MÜZİK VE RESİM, BENİM İKİZ ÇOCUKLARIM
28 Mart 2026 13:54 / 659 kez okundu!
Merhabalar...Yılda 2 kez yayınlanan FolkArt Dergi'nin son sayısının konuğuyum... Resim sanatım ve müziğim hakkında bilgiler içeriyor. Sevgilerimle...
😊✨ 🍀🌹
*****
MÜZİK VE RESİM, BENİM İKİZ ÇOCUKLARIM

İlk caz şarkısını söylediğinde 2,5 yaşındaydı, Ünlü caz müzisyeni Cole Porter'in bestesi "I Love Paris"i söylerken, hep dağ gibi arkasında duran ailesi, bu kez arkasında vokal yapıyordu. En önemlisi de bu kadar küçük yaşta caz söylediği iddiada kalmamış, makara teybe yapılmış ses kaydı bugünlere kadar saklanmıştı.
İçine doğduğu müzikten uzak kalma şansı yoktu. Ablası lisedeyken Manisa Turgutlu'da kendisinin gitar, erkek kardeșinin de akordeon çaldığı bir orkestra kurmuştu. Bugünün ülkeyi uluslararası platformlarda temsil etmiș ünlü caz sanatçısı Ayşegül Yeşilnil, 7 yaşındayken, lise orkestrasının solisti olarak sahneye çıktı, ablası ve ağabeyi ile.
Büyüdü, müzik okuyacak diye beklenirken Güzel Sanatlar Fakültesi'nin Tekstil Tasarım Ana Sanat Dalını seçti eğitim için. İlk öğrencisi olduğu fakültenin, resim bölümünü bitirdi.
Müzik bedeninin bir parçası gibiyken, lise 2'de gece 3.00'te sarılarak uyanıp, resim yapmaya bașladı birdenbire. Siyah beyaz çini mürekkeple șahane bir resim yapti. Ondan sonra da her gece hemen aynı saatte uyanıp, resim yapıyordu. Resim bölümünü seçmesinde aniden gelen resim yapma isteği önemli rol oynadı.
İşin güzel yanı, gündüzleri görsel sanatlarla ilgili eğitim alıyor, akşam evde üç kardeş şarkılar çalışıyor, vokal yapıyordu. Aynı anda olgunlaștığı için, onlar benim ikiz çocuklarım" dediği müzik ve resim arasında bir seçim yapmak istemedi. Birlikte büyüttüğü resim ve müzik, onu dünyada caz sanatçısı olup da caz resimleri yapan sayılı insanların arasına soktu. Belki de tek olduğu bu özelliğini öğrenen Washington UNESCO, İstanbul'da, Uluslararası Caz Günü'nde 20. kişisel sergisinin sponsoru oldu. Aynı gün Türkiye'yi temsilen bir de caz konseri verdi, kendi caz resimlerinin önünde.
Güzel Sanatlar Fakültesi'nde zen resmini (Hizla, anlık, başınızı çevirdiğinizde yüzdeki ifadeyi o an yakalayıp çizme hali) çok çalıştıran bir hocası sayesinde, profesyonel olarak sahneye çıkmaya başlamadan önce, kendisi gibi sanatçı olan eși Nezih Yeșilnil ve orkestra arkadaşlarının sahnedeki resimlerini çizdi uzun süre.
Sahnede ilk gün
Sahnede eline mikrofonu ilk aldığında yıl 1983'tü. Ancak profesyonel olarak ilk kez 1987 yılında istanbu'da sahneye çıktı. Bodrum'da eşi ve arkadaşları, sahne aldkları mekanda, bir gece zorla eline mikrofonu verip, sahneye ittirdiler. İlk dakikalarda heyecandan mikrofon dişlerine vursa da James Taylor şarkıları, American Folk Jazz șarkları, unutulmaz Türkçe şarkılar arka arkaya aktı o güzel sesiyle. Tesadüf o gece mekanda Örsan Öymen, Bedri Koraman da onu izliyordu.
O güzel gecenin ardından yine resimlerine döndü. Bu arada yakın arkadaş olduğu caz sanatçısı Nükhet Aruca'yi sahnede izlemeye baılıyor, bol bol resmini yapıyordu.
Aruca'nın 1987 yılında genç yașta bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesi üzerine, "Arkadaşımın bayrağını ben alıyorum" diyerek, sahneye çıkmaya başladı.
Artk iki çocuğu birlikte büyüyordu. Hem ressam, hem de caz sanatçısıydı.
Dokuz ay duymadı
Ve bir sabah kalktı, duymuyordu. Sahnede bir yıldız parlamaya başlamışken, ani işitme kaybı denen, adı konulamayan bir hastalık onu müzikten koparmıştı. Bir ses sanatçısınon başına gelebilecek en trajik olay, üzücü bir haber aldığının ertesi sabahı ortaya çıkmiştı.
Hücum dozda kortizon aldı, basınç odalarına girdi, kulaklık takıp kendi konserlerini dinliyormuş gibi yapıp, moralini yüksek tutmaya çalıştı. Ancak iç kulağındaki hasar nedeniyle ayakta dahi duramıyordu. Dokuz ay boyunca yapığı tek șey yataktan kalkıp dört adım gittikten sonra ulaștığı masasında resim yapmaktı. Başında șifa getiren hayvanları çizdiği "Ayșegül'ün Rüyaları" ortaya çkmaya başladı. O sırada, Meksika'da, bir Maya Tapınağı'nda yapılacak sergi ve yarışmaya davet edildi. Gözüne ilişen iki yeni resminin fotoğrafını çekip gönderdi. Aylar sonra, yarışmaya başvurduğunu dahi unutmuşken, kazandığını bildiren bir haber aldı. Kötü bir haberle giden ișitme duyusu, eski Yeșilçam filmlerindeki gibi iyi bir haberle ağır ağır geri gelmeye başladı. Önce bir konuşmanın içindeki kalın sesleri, ardından diğer sesleri de duydu.
Dokuz ay boyunca evinin alt katına inemeyen Ayșegül Yeșilnil, 22 saat uçarak Meksika'ya gitti. Büyük ödül gecesinde, Uluslararası Ustalık Ödülü'nü UNESCO Dünya Plastik Sanat Dernekleri Başkanı Rosa Maria Burillo Velasco'nun elinden aldı.
Yeniden duymaya başladıktan sonra büyük bir orkestra eşliğinde okyanusun öbür ucunda eline ilk kez mikrofonu aldığı gece, "Brazil" diye bir Latin caz şarkısını provasız olarak söyledi. Ardından kendi mucizesini anlatan "Mucize" adlı bir konferans verdi. Üzüntülü bir süreç olmasına rağmen durmaksızın resim ürettiği için, "Turkish Frida" tezahüratları arasında konuşup arka planda resimleri gösterilirken, Frida Kahlo'nun ailesi ağlayarak onu dinliyordu. Kapanışta da "I Will Survive"ın Türkçesini söyledi.
Konserlerinde dinleyiciyi resimleriyle bulușturdu
Sonrasında konserlerini resimlerinin sahnelendiği perdenin önünde vermeye başladı. Resimlerini de caz şarkılarını da dünyanın dört bir yanına götürdü. Gittiği her yerde mutlaka Türkçe şarkılar seslendirdi. İzleyicileri Türkçe ile tanıştrdı.
Costa Rica'daki Dünya Silahsızlanma Vakfı'nin Ayşegül Yeşilnil gibi ressam olan bașkanı, tümü ünlü caz sanatçısının bestelerinden oluşan albümdeki "Günlerim" isimli șarkısını, "Aile, sadakat için söylenmiș en güzel cümleler" diyerek, dünyadaki tüm sanat portallarına servis etti. İlk ve tek albümünü bundan tam 30 sene önce, 1995'te çıkardı.
Bugünlerde ikinci albümünü çıkarmak için uğrașan 40 yllk ünlü caz sanatçısı Ayșegül Yeșilnil, neden 30 yıl beklediği sorusuna;
"Çok korktum. Biz Unkapanı'ndaki o patronlar ilişkisi içinde olmaktan mutluluk duymadık. Başka hesapların döndüğü bir dünyanin insanı değildik Biz başka bir dünyanın çocuklarıydık' diye cevap verecekti.
Ayşegül YEŞİLNİL


