16 NÝSAN 2028'DEN "TERÖRSÜZ TÜRKÝYE”YE UÇUM'UN AÇIKLAMALARININ ANLAMI
18 Eylül 2026 10:43 / 25 kez okundu!
17 Eylül 2026’da Cumhurbaþkaný Baþdanýþmaný ve Cumhurbaþkanlýðý Hukuk Politikalarý Kurulu Baþkanvekili Mehmet Uçum’un yaptýðý açýklamalar, Türkiye’nin önündeki siyasal ve hukuki döneme iliþkin dikkat çekici bir çerçeve ortaya koydu. Açýklamalarýn üç baþlýðý özellikle öne çýktý: 2028 seçimleri için 16 Nisan tarihinin iþaret edilmesi, Recep Tayyip Erdoðan’ýn “son kez” aday olacaðý yönündeki deðerlendirme ve Abdullah Öcalan ile Selahattin Demirtaþ hakkýnda yapýlan hukuki açýklamalar.
***
16 NÝSAN 2028'DEN "TERÖRSÜZ TÜRKÝYE”YE UÇUM'UN AÇIKLAMALARININ ANLAMI
17 Eylül 2026’da Cumhurbaþkaný Baþdanýþmaný ve Cumhurbaþkanlýðý Hukuk Politikalarý Kurulu Baþkanvekili Mehmet Uçum’un yaptýðý açýklamalar, Türkiye’nin önündeki siyasal ve hukuki döneme iliþkin dikkat çekici bir çerçeve ortaya koydu. Açýklamalarýn üç baþlýðý özellikle öne çýktý: 2028 seçimleri için 16 Nisan tarihinin iþaret edilmesi, Recep Tayyip Erdoðan’ýn “son kez” aday olacaðý yönündeki deðerlendirme ve Abdullah Öcalan ile Selahattin Demirtaþ hakkýnda yapýlan hukuki açýklamalar.
16 Nisan 2028: Sadece bir seçim tarihi mi?
Uçum, 2028 seçimlerinin 16 Nisan 2028’de yapýlmasýný öngördüðünü açýkladý. Bu tarihin seçilmesindeki temel gerekçenin, Cumhurbaþkanlýðý Hükümet Sistemi’ne geçiþin referandum tarihi olmasý nedeniyle taþýdýðý sembolik anlam olduðunu belirtti. Ancak burada önemli bir ayrým yapmak gerekir: 16 Nisan 2028 bugün itibarýyla kesinleþmiþ seçim tarihi deðildir. Uçum, TBMM’nin 360 milletvekiliyle seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde bu tarihte seçim yapýlabileceðini ifade etti.
Dolayýsýyla açýklamayý bir “seçim kararý” olarak deðil, mevcut anayasal mekanizmalar çerçevesinde ortaya konmuþ siyasi-hukuki bir öngörü olarak okumak daha doðru olacaktýr.
Uçum’un Erdoðan’ýn 2028’de “son kez aday olacaðý” yönündeki ifadesi ise tartýþmanýn ikinci boyutunu oluþturuyor. Nitekim Uçum daha önce de 16 Nisan 2028 tarihini gündeme getirmiþ ve TBMM’nin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde Erdoðan’ýn anayasal çerçevede yeniden aday olabileceðini savunmuþtu.
Öcalan konusunda yeni aþama
Açýklamalarýn belki de en dikkat çekici kýsmý Abdullah Öcalan’ýn “Silahsýzlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu”nda görev alacaðý yönündeki deðerlendirmedir.
Uçum’a göre “Terörsüz Türkiye” sürecinde oluþturulan Takip ve Deðerlendirme Kurulu bünyesinde dört alt komisyon oluþturuldu ve bunlardan birinde Öcalan’ýn görev almasý öngörülüyor. Uçum bunu, örgütün tasfiyesi ve silah býrakma sürecinin yürütülmesi bakýmýndan muhatapla diyalog kurulmasýnýn bir parçasý olarak açýklýyor.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta þudur: Uçum’un kendi açýklamasýnda bu düzenlemenin Öcalan’ýn serbest býrakýldýðý anlamýna gelmediði vurgulanýyor. Ýmralý’da oluþturulan yeni alanýn da cezaevine baðlý bir ek ünite olduðu ve sürecin amacýnýn örgütün tasfiyesi olduðu ifade ediliyor.
Bu yaklaþým, Türkiye’de uzun yýllardýr devam eden “devlet güvenliði mi, siyasi diyalog mu?” tartýþmasýnýn farklý bir aþamaya geldiðini gösteriyor. Buradaki temel soru artýk yalnýzca “kimle konuþulacaðý” deðil, silahlarýn býrakýlmasý ve örgütsel yapýnýn sona erdirilmesi için hangi hukuki mekanizmalarýn kullanýlacaðýdýr.
Demirtaþ açýklamasý: Kapý açýlýyor mu?
Selahattin Demirtaþ konusunda ise Uçum’un açýklamasý dikkatle okunmalýdýr.
Uçum, Demirtaþ’ýn ilgili düzenleme kapsamýnda baþvuru yapmasýnýn önünde hukuki bir engel bulunmadýðýný, ancak baþvurunun kapsamýnýn ve þartlarýnýn ilgili mahkeme tarafýndan deðerlendirileceðini söyledi. Özellikle kiþi, örgüt ve dosyanýn kanun kapsamýna girip girmediðinin yargý tarafýndan inceleneceðini belirtti.
Bu nedenle “Demirtaþ kesinlikle serbest býrakýlacak” þeklinde bir sonuç çýkarmak mevcut açýklamanýn kapsamýný aþar. Söylenen daha sýnýrlýdýr: Baþvuru yolu kapalý deðildir; baþvurunun sonucunu ise ilgili yargý mercii belirleyecektir.
Bu ayrým hukuk devleti açýsýndan önemlidir. Çünkü siyasi iradenin ortaya koyduðu bir süreç ile bireysel bir sanýk veya hükümlü hakkýnda verilecek yargýsal karar ayný þey deðildir.
Üç açýklama birlikte okunduðunda
Uçum’un açýklamalarýný yalnýzca birbirinden baðýmsýz üç haber olarak görmek yerine birlikte deðerlendirdiðimizde, Türkiye’nin önümüzdeki dönemi açýsýndan üç ayrý alanýn birbirine temas ettiði görülüyor:
Birinci alan: 2028 seçimleri ve Cumhurbaþkanlýðý makamýnýn geleceði.
Ýkinci alan: Terör örgütünün silahsýzlandýrýlmasý ve örgütsel yapýnýn sona erdirilmesi.
Üçüncü alan: Bu süreçte ortaya çýkabilecek bireysel hukuki baþvurularýn mahkemeler tarafýndan deðerlendirilmesi.
Bu üç alanýn kesiþtiði nokta ise hukuk olacaktýr.
Çünkü seçim tarihi TBMM’nin anayasal yetkileriyle, adaylýk meselesi Anayasa ve seçim mevzuatýyla, Demirtaþ’ýn durumu yargýsal süreçlerle, Öcalan’ýn süreçteki rolü ise çýkarýlan yeni yasal düzenlemelerle baðlantýlýdýr.
Türkiye açýsýndan yeni bir siyasi-hukuki dönem
Bugünkü açýklamalarýn asýl önemi belki de tek tek cümlelerden ziyade ortaya koyduðu genel çerçevededir.
Türkiye bir taraftan 2028 seçimlerine hazýrlanýrken diðer taraftan “Terörsüz Türkiye” olarak adlandýrýlan süreci hukuki bir zemine taþýmaya çalýþmaktadýr. Uçum’un açýklamalarýnda seçim siyaseti ile terörle mücadele ve silahsýzlanma sürecinin ayný dönemde ilerleyeceði görülmektedir.
Burada demokratik siyaset açýsýndan temel mesele, þiddetin ve silahlý mücadelenin siyasal alanýn dýþýna çýkarýlmasý ve sorunlarýn hukuk ile demokratik siyaset içinde tartýþýlabilmesidir.
Kürt meselesi bakýmýndan da kalýcý sonuç, yalnýzca silahlarýn býrakýlmasýyla sýnýrlý deðildir. Silahsýzlanmanýn yanýnda hukukun üstünlüðü, vatandaþlýk eþitliði, kültürel haklar, demokratik temsil, ifade özgürlüðü ve siyasal katýlým gibi konularýn da hukuk devleti çerçevesinde ele alýnmasý gerekir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemin en önemli sorusu yalnýzca “kim aday olacak?” veya “kim serbest kalacak?” deðildir.
Asýl soru þudur:
Türkiye, þiddet ve güvenlik eksenli bir dönemden, bütün siyasal ve toplumsal sorunlarýn hukuk ve demokratik siyaset içerisinde tartýþýlabildiði yeni bir döneme geçebilecek mi?
17 Eylül 2026 açýklamalarý, bu sorunun artýk yalnýzca akademik veya teorik bir tartýþma olmadýðýný; seçim takvimi, yeni yasal düzenlemeler, Öcalan’ýn süreçteki rolü ve Demirtaþ’ýn hukuki durumu üzerinden somut bir siyasal-hukuki gündeme dönüþtüðünü gösteriyor.
Ve belki de bu sürecin en önemli ölçütü, kim kazanacak sorusundan önce, Türkiye’de hukuk devletinin ve demokratik siyasetin hangi ölçüde güçleneceði olacaktýr.
Ümit YAZICIOÐLU



