MELİH GÖKÇEK YAZISI
04 Eylül 2026 10:41 / 4 kez okundu!
"İşte şimdi er meydanı, hadi bakalım. Dökün elinizdeki bilgi ve belgeleri savcının önüne. Nasılsa şimdiye kadar mahkemeye vermediniz bari savcılığın resen açtığı bu soruşturmayı değerlendirin. Melih Gökçek suçluysa çeksin cezasını. Ama şimdiden ‘Erdoğan’ın yargısı’ diye mızmızlanmayı kesin. Orada Erdoğan’ın Adalet Bakanı sayın Akın Gürlek var."
***
MELİH GÖKÇEK YAZISI
Hiç de tarafsızlık satacak değilim. Evet, tarafım ama Melih Gökçek’ten yana değil yargıdan tarafım. Benim günümüz yargısına ve sayın Adalet Bakanımıza güvenim tamdır. Bu görüşüm İmamoğlu ve soruşturma-kovuşturma aşamasındaki hangi partiden olursa olsun diğer belediyeler için de geçerlidir. Hatta her dava için geçerlidir.
Madem savcılık makamı resen soruşturma açmıştır, onun sonucunu beklerim. Masumiyet karinesi falan da gözetmem, soruşturmanın gidişatına bakarım. Melik Gökçek ‘seçilememiş’ değildir. Partisinin ve genel başkanının talebi üzerine bir kez daha aday olmamayı kabul etmiştir.
Mansur Yavaş seçildiğinden beri de kendisi ve oğlu Osman Gökçek (ki milletvekilidir) tüm muhalefet partilerinin özellikle de Ankara BB’nin uygulamalarını muhalif gözle takip etmekte suistimal gördüklerini de kamuoyu ile paylaşmakta, ellerindeki bilgi ve belgeleri yargı mercilerine iletmektedirler. Ben de bu çalışmalarını uzun süredir takip etmekteyim.
Elbette bu yaptıkları karşılıksız kalamazdı. Kimlerin ayağına bastılarsa oradan da onlara karşı taarruz gelmesi kaçınılmazdı. Geliyordu da ama nedense bu iddiaların hiçbiri iddia sahipleri tarafından yargıya intikal ettirilmiyordu. Şu son hadise bile öyle olmadı. Murat Ağırel isimli bir gazeteci ortaya bir iddia attı ama yargıya başvurmadı. Tam tersine yargı resen soruşturma başlatıp ona başvurdu ve iddiaları ile ilgili belgelerle birlikte gelip ifade vermesini istedi.
Şu sıralar Gökçekler hakkında servis edilen hiçbir yayının nazarımda değeri yok. Yargı darbesi sürecinde Erdoğan hakkında da ne iddialar ortaya atıldı. Tapeler servis edildi. Kılıçdaroğlu bunları aldı grup toplantısında doğruymuş gibi okudu. Man adası diye bir hikâye uyduruldu. Sonradan kendi başına da gelince Kemal bey, o tapelerin montaj ‘olabileceğini’ itiraf etmek zorunda kaldı. ‘Montajdı’ diyemedi tabi, ‘kar maskeli adamlar’ gibi hikâyeler uydurdu. Fakat muhalefet bunları bugün bile kullanmayı sürdürüyor. Kemal bey darbeye maruz kalmış cumhurbaşkanımızı darbecilerin ‘siyasi ayağı’ olarak da ilan etmişti.
Şimdi Murat Ağırel’in gelip ifade vermesini ve elindeki belgeleri soruşturma savcısına takdim etmesini bekliyorum. Aslında ondan sonra fikrimi açıklayacaktım ama sosyal medyada dayanaksız kanıtsız fırtınalar kopuyor. Bir Tamar Tanrıyar olayı daha olsun istemem. Bu arada ABB de Melih bey hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Onların da kanıtları vardır ve suç duyurusuna eklemişlerdir mutlaka.
Osman Gökçek’i uzun süredir izlerim. Bir iktidar vekili olarak muhalefetin çarpıklıklarını ve kanunsuzlarını ortaya çıkarmak doğal görevini hakkıyla yapmaktaydı. Bunu yaparken de ‘yalansa mahkemeye verin’ diye de bas bas bağırıyordu. Mansur Yavaş sadece ‘bu ülkede Gökçek ailesi yargılanmadan adalet sağlanmaz’ demekten başka kılını bile kıpırdatmadı.
İşte şimdi er meydanı, hadi bakalım. Dökün elinizdeki bilgi ve belgeleri savcının önüne. Nasılsa şimdiye kadar mahkemeye vermediniz bari savcılığın resen açtığı bu soruşturmayı değerlendirin. Melih Gökçek suçluysa çeksin cezasını. Ama şimdiden ‘Erdoğan’ın yargısı’ diye mızmızlanmayı kesin. Orada Erdoğan’ın Adalet Bakanı sayın Akın Gürlek var. Ona laf edecek olanın da alnını karışlarım. Siz de yargıdan taraf olun, sadece suçlamayla kalmayıp hakikatin ve adaletin tecellisine yardımcı olun. Dedikodu yapmayın, yargısız infaz yapmayın.
Firuz TÜRKER



