AKP'NİN CHP'YE MÜDAHALESİ KARŞI DEVRİM HAREKETİ Mİ?

29 Mayıs 2026 15:10 / 586 kez okundu!

 

 

"Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi arasında yaşanan siyasal gerilim, Marksist-Leninist perspektiften bakıldığında devrim ile karşı devrim arasındaki bir mücadele değildir. Bu çatışma, karşı devrimci düzen içindeki hegemonya ve güç konsolidasyonu mücadelesidir."

 

***

AKP'NİN CHP'YE MÜDAHALESİ KARŞI DEVRİM HAREKETİ Mİ? 

Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi arasında yaşanan siyasal gerilim, Marksist-Leninist perspektiften bakıldığında devrim ile karşı devrim arasındaki bir mücadele değildir. Bu çatışma, karşı devrimci düzen içindeki hegemonya ve güç konsolidasyonu mücadelesidir.

Türkiye’de yaşanan temel teorik çarpıtmalardan biri, mevcut iktidarın CHP’ye yönelik müdahalelerinin bazı çevreler tarafından halkın devrimsel gücüne karşı bir karşı devrim hareketi olarak nitelenmesidir. Oysa Marksist-Leninist sınıf analizi açısından meseleye bakıldığında durum tamamen farklıdır.
Çünkü CHP, işçi sınıfının devrimci partisi değildir. CHP tarihsel olarak burjuva devlet geleneğinin, sosyal demokrat reformizmin, ulusalcı devletçi çizginin ve Türkiye kapitalizminin siyasal temsil araçlarından biridir. Kapitalist üretim ilişkilerini savunmakta, özel mülkiyet düzenini korumakta ve parlamenter sistem içinde sermaye egemenliğinin devamlılığını hedeflemektedir.
Aynı şekilde AKP de işçi sınıfı devrimi perspektifiyle hareket eden bir siyasal özne değildir. AKP’nin temsil ettiği çizgi de kapitalist devlet düzeninin sürdürülmesine, sermaye birikim süreçlerinin korunmasına ve devlet aygıtı üzerinden siyasal gücün merkezileştirilmesine dayanmaktadır.
Dolayısıyla burada yaşanan çatışma:
proletarya ile burjuvazi arasında değil,
sermaye düzeni içindeki farklı siyasal klikler arasındadır.
AKP ↔ CHP = Burjuva Hegemonya Mücadelesi
Karl Marx ve Friedrich Engels devleti egemen sınıfın baskı aygıtı olarak tanımlamıştır. Marksist teoriye göre devlet sınıflar üstü tarafsız bir mekanizma değildir. Devlet, egemen sınıfın siyasal organizasyonudur.
Bu nedenle devlet aygıtı üzerinden yürütülen yargısal, bürokratik veya siyasal müdahaleler de sınıfsal karakter taşır.
Devlet = Egemen Sınıfın Siyasal Organizasyonu
AKP’nin CHP’ye yönelik müdahaleleri de bu bağlamda değerlendirilmelidir. CHP’nin amacı:
kapitalist devletin ortadan kaldırılması,
sermaye düzeninin tasfiyesi,
üretim araçlarının toplumsallaştırılması,
işçi sınıfı iktidarının kurulması değildir.
Tam tersine. CHP tamda AKP gibi:
mevcut devlet aygıtını korumaktadır,
sermaye düzeninin devamını savunmaktadır,
burjuva devletin yeniden tahkim edilmesi temelinde hareket etmektedir,
siyasal hegemonya mücadelesi yürütmektedir.
Bu nedenle söz konusu müdahaleler Marksist-Leninist açıdan karşı devrimci düzen içindeki güç konsolidasyonu hamleleridir.
Vladimir Lenin sosyal demokrasiyi işçi sınıfını düzen içine çeken bir mekanizma olarak tanımlarken, aynı zamanda burjuva devlet aygıtının sınıfsal niteliğini de açık biçimde ortaya koymuştur. Lenin açısından mesele hangi burjuva partinin yönettiği değil, hangi sınıfın iktidarda olduğudur.
Sorun = Hangi Burjuva Klik Değil, Hangi Sınıfın İktidarı
Bugün Türkiye’de yaşanan durum tam olarak budur. CHP’nin sosyal demokrat-ulusalcı devlet çizgisi ile AKP’nin otoriter muhafazakâr devlet çizgisi arasında bir hegemonya mücadelesi yaşanmaktadır. Ancak her iki çizgi de kapitalist devlet düzeninin sınırları içinde hareket etmektedir.
Bu nedenle AKP’nin CHP’ye müdahalesini karşı devrim hareketi olarak değerlendirmek ideolojik bir çıkmazdır. Çünkü CHP proletaryanın bağımsız sınıf iktidarını hedeflememektedir, bilakis kendisi karşı devrimci bir partidir.
Marksist-Leninist teoride karşı devrim kavramı, halkın devrimci gelişimini hedef alan bir karşı devrim nitelemesidir. Burada ise proletaryanın bağımsız sınıf iktidarı hedeflenmemektedir. İşçi sınıfı bu sürecin öznesi değil, düzen içi çatışmanın pasif nesnesi durumundadır.
Burjuva Düzenin Yeniden Tahkimi = Karşı Devrimci Süreç
Bu nedenle AKP’nin CHP’ye yönelik müdahaleleri, Marksist-Leninist perspektiften:
devrime karşı, karşı devrim değildir,
karşı devrimci düzen içindeki hegemonya savaşıdır.
Burada bir karşı devrimci siyasal odağın, başka bir karşı devrimci siyasal odağı devlet mekanizmaları üzerinden yeniden dizayn etme ve güç ilişkilerini kendi lehine tahkim etme süreci yaşanmaktadır.
Dolayısıyla Türkiye’deki mevcut tabloyu doğru analiz edebilmek için meseleye “hangi burjuva klik haklı” ekseninden değil, sınıf devleti ve sermaye egemenliği ekseninden bakmak gerekir. Marksizm açısından temel mesele budur.
Durum böyle iken sosyalist devrimci hareketlerin bu karşı devrimci odakların içinde bir taraf tutmaları tarihsel bir yanılgıdır ve karşı devrime hizmet etmektir.
Daha somuta indirgeyecek olursak ne Kılıçdaroğlu ne de Özgür Özel sosyalist devrimcilerin müttefiki ya da dostudur. Her iki çizgi de kapitalist devlet düzeninin sınırları içinde hareket etmektedir. Bu somut durumda devrimci sosyalistlerin Özgür Özel’in yanında saf tutması, sınıfsal mücadele açısından ideolojik bir gaflettir.
Çünkü Marksist-Leninist perspektiften mesele hangi burjuva kliğin destekleneceği değil, işçi sınıfının bağımsız siyasal hattının nasıl inşa edileceğidir. Sosyalist hareketlerin düzen içi klik savaşlarında taraf haline gelmesi, kendi bağımsız sınıf pozisyonlarını bulanıklaştırmakta ve emekçi sınıfların düzen dışı alternatif arayışını zayıflatmaktadır.
Üstelik bu tutum yalnızca ideolojik bir savrulma değil, aynı zamanda stratejik ve taktiksel bir hatadır. Çünkü devrimci sosyalist hareketlerin tarihsel görevi CHP’nin sol aparatı haline gelmek değil, CHP’ye alternatif bağımsız bir sınıf hareketi inşa etmektir.
Marksist-Leninist açıdan sosyalist hareketlerin düzen partileri içinde erimesi, uzun vadede işçi sınıfının bağımsız devrimci örgütlenmesini zayıflatır. Bu durum sosyalist hareketleri halk nezdinde sistem içi muhalefetin yedeği konumuna iter. Böylece sosyalist hareket kendi tarihsel rolünü aşındırarak, istemeden de olsa karşı devrimci düzenin yeniden üretimine katkı sunmuş olur.
Tam da bu nedenle devrimci sosyalist hareketlerin görevi, AKP ile CHP arasındaki burjuva hegemonya mücadelesinde taraf olmak değil, her iki karşı devrimci odağa karşı bağımsız sınıf çizgisini güçlendirmektir.

Tarih: 28 Mayıs 2026

Ahmet DAŞKAPAN

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.