GECE VE MÜZİK
21 Şubat 2026 12:50 / 346 kez okundu!
Yıllar öncesinin TRT'sindeki "Gece ve Müzik" programının tutkunlarını nostaljinin derinliklerine sürükleyecek bir Ayşegül Yeşilnil yazısı... "❤Renin bugün doğmuş..ve ben de onun için yazdığım bu yazıyı ilk kez doğduğu gün paylaşmak istedim. Kimbilir belki de cümlelerim ruhuna ulaşır? Doğum günü armağanım olsun... Anısına saygılarımla.. 🙏"
***
"GECE ve MÜZİK"
Sanırım orta 3. sınıf öğrencisiydim.. Geceyi sabırsızlıkla beklerdim. Çünkü saat 24.00 ve 01.00 arası ismi "Gece ve Müzik" olan o harika radyo programı başlardı . Açılış ve kapanışta ise, Rıza Silahlıpoda tarafından bestelenmiş olan unutulmaz bir melodisi vardı.. tüm program boyunca birbirinden güzel ve romantik müzikler su gibi akardı. Son şarkılara doğru uyku pericikleri dans etmeye başlardı..
"Gece ve Müzik sona erdi" anonsunu yapan o müşfik, fısıltı gibi ve huzura davet eden sihirli sesi duyunca da , neredeyse yeni dalmış olduğum rüyadan izin isteyerek başucumdaki radyoyu uykulu uykulu kapatırdım..
Radyonun içine gizlenmiş birileri var sandığımız yaşlardan da yeni çıkmıştık aslında.. Radyo tiyatrosunun, hayal gücümüzü geliştirmemize ne büyük katkısı olmuştu. Müzik programları da böyleydi. Çok kaliteli program yapan insanların varlığı bizim şansımızdı. Ki onların bir çoğu ile büyüdüğümde arkadaş olma mutluluğunu da tattığım için gerçekten şanslıyım..bizler iyi dinleyicilerdik. Onlar da iyi yapımcılar. Dinlediklerimiz ise müzik tarihine büyük iz bırakmış bir dönemin, kaliteli şarkılarıydı.
Büyüdüm, eğitim aldım , ressam ve caz şarkıcısı oldum. Gün geldi kendi şarkılarımı yazdım. Müzik dolu bir aileye doğduğum için genlerime, kıymetli bir müzisyenle evlendiğim içinse Hayat'a her zaman teşekkür ettim.
Müziğe emek verme aşamasında, gelişimimize önemli destek verenler yeni şarkıları öğrenmemize, iyi müzik dinlememizin lüksünü bizlere ikram edenler, iyi müziği yayınlayan yapımcılardı. Ve elbette, Renin Batıgün (Gül) İzmir'de, bu konudaki önemli isimlerden birisiydi.
Aradan yıllar geçti..1984 yılındaydık.
Nezih ile yeni evliydik ve Bodrum'un efsanevi caz kulüplerinden Jazz Now'da sahne almaya başlamışlardı. . Ben de onları dinlerken, klüp sahibi Mehmet Demirtaşçı'nın teşviki ile caz resimlerimi ilk kez çizmeye başlamıştım. Tam 1 yıl sonra ilk kişisel sergimi Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde açacağım, aklımın ucunda bile yoktu. Durmaksızın çiziyordum..
Çok utangaçtım ve en arkada oturup kimse görmeden müzisyenleri çiziyordum.. bazen de dinleyicileri..Tuna Ötenel saksafon ve piyano , Nezih Yeşilnil kontrbas, Cankut Özgül ise davul çalıyordu. Zaman zaman farklı caz müzisyenleri, caz şarkıcıları konukları oluyordu. Nükhet Aruca, Muvaffak Falay, Ayten Alpman, Ayşe Gencer ve daha birçok, çok sevdiğim insan..
Tüm dikkatimi vererek içlerinde eşimin de olduğu sahnedeki müzisyenleri çizdiğim bir gece , birdenbire onu farkettim. Karşımda oturuyordu. Tıpkı anneciğim gibi elinden hiç bırakmadığı sigarasını içiyordu.
Sarı saçları kabarık ve kıvırcıktı.. beyaz bol gömleğinin üzerine siyah bir yelek giymişti. Dikkatle müzik dinliyordu. Çok güzeldi. Önce bir eskizini çizdim , sonra da kuru pastel boyalarımla..hem de radyodan dinlediğim o harika şarkıları bana dinleten kadını çizdiğimi henüz bilmeden..
Renin ve yine bir müzik programcısı olan eşi Bülent Gül, zaman zaman caz dinlemeye gelirlerdi. Güler yüzlü, renkli, güzel ve hoş bir çiftti..sıcacık tebessümlerle selamlaşırdık..
Aradan çok uzun yıllar geçti..hem de çok uzun. 40 . Sanat yılımı kutladığım yıla geldim. Yani böylelikle o gecelerde çizdiğim eskizler ve resimler ise 41. Yaşına geldi..
İlginçtir ki 1 hafta önce aniden, eski resimlerimin fotoğraflarını buldum ..içlerinde Renin'in resminin fotoğrafı da vardı. Baktım, gülümsedim. Ve o çizdiğim anı yaşar gibi hissettim. Birkaç gün sonra, akşam saatlerinde büyük sarı bir zarfa ihtiyacım vardı ve aramaya başladım. Bulamadım. Koridorda ışık yanmayan bir bölüm var oradaki kütüphanemde de eski yıllara ait dosyalarım ve basın arşivim var. Karanlıkta en üst dosyaya uzandım el yordamıyla orada bulabilirim umuduyla..dosya üzerime düştü. Ben de karanlık olduğu için yerine yerleştiremedim, sabah düzenlerim diye odama götürdüm. Sehpamın üzerine koyarken sanki biri koluma hızla dokundu ve dosya yine düştü.. hatta buna uçarak düştü diyebiliriz.. ışığı açtım . 1984 yılında caz klüpte çizdiğim eskizler yere saçılmıştı. Çok uzun yıllardır görmediğim eskizlerim..En üstte ise Renin'in eskizi. Bana bakıyordu.
Kalakaldım..öylece kalakaldım..
Böyle çok ilginç anıları hayli fazla bir insan olduğum için, sadece saygıyla gülümsedim. Ve birşeyler yapmam için işaretler geldiğinin farkına vardım. Ama ne yapmalıydım?
Daha doğrusu ne yapmam gerekiyordu?
Çünkü, yıllar önce Renin'in vefat ettiğini duymuştum. Durmadan ne yapmalıyım diye düşünürken birden aklıma kızı ile sosyal medyada bağlantımız olduğunu hatırladım. Yaşadığım tüm bu garip gelişmelerin sebebinin, belki de kızı Payam'a yüzünü göstermek istiyor olabileceğini düşündüm. Aslında bunun açıklaması sadece evladında gizliydi..
Sonuçta, ben de yaşadığım durumu ve resimlerimin fotoğraflarını geceyarısından sonra kendisine ilettim.
Ertesi gün, Payam beni telefonla aradığında sohbetimiz candan ve sımsıcacıktı. Hatta muhteşemdi.. telefon konuşmamıza doyamadık diyebilirim.. annesinin şiirlerinden oluşan bir kitap çıkarmak istediğini, resim ve eskizin görselinin tam zamanında geldiğini belirtince sevindim. Ve elbette söylediği en çarpıcı , heyecan verici cümle ise şuydu.
"Bugün annemin vefat yıldönümü" !!
Çok duygulandım çünkü beklediğim açıklama doğrudan evladından gelmişti..Yapmam gereken ne ise onu yapmış , bir annenin vefatından 12 yıl sonra evladına yüzünü göstererek, vermek istediği mesajına elçi olmuştum. Bunu büyük bir saygıyla kabullendim.
Aynı gece, uyumaya hazırlandığımda küçükken radyomdan gelen o müşfik, fısıltı gibi ve huzura davet eden sihirli sesi ve melodisini duyar gibi oldum..
"Gece ve Müzik sona erdi"
Bazı şeylerin ne zaman sona ereceğini ve ne zaman başlayacağını sadece ve sadece "Hayat" bilir diye düşündüm..
Neredeyse yeni dalmış olduğum rüyadan izin isteyerek, hayalimde hala başucumda duran radyoyu, bu kez huzurlu bir gülümsemeyle kapattım..
Ayşegül Yeşilnil
Mayıs . 2025
Urla İskele
Yazımı bitirdim ama sanki bitmemiş birşeyler vardı. Tam Payam'a yazdıklarımı göndereceğim ama bir türlü gönder tuşuna basamıyorum. 3 gün boyunca Renin ile ilgili yazdığım yazı bende durdu. Yine bir nedeni var diye düşündüm..evet birkaç cümle daha geldi aklıma ve onu yazdım.. Şimdi bitti dedim. Uzun zaman sonra, bir resim sergisinin açılışına gidecektik ve ben yazımı bitirmekle uğraşıyordum. Evet bitti dedim, geceyarısı gönderirim.. Hazırlandık . Urla Dam'da yapılan serginin açılışına gittik. Orada, İstanbul'dan tanıdığımız eski bir arkadaşımızla karşılaştık ve oturduğu masaya davet edildik.
6 kişiydik, sohbet çok güzeldi.. hemen yanımda Güzel Sanatlar Fakültesinden pırıl pırıl bir meslektaşım vardı.. Çok tatlı, çok zarif bir hanım .Ve Fakülte dönemimde benimle ilgili hiç bilmediğim, harika okul anıları anlattı. Bu gerçekten büyük moral oldu doğrusu.. İşte şimdi derin bir nefes alın..
Çünkü ismi Renin !!! Biz okulumuzu konuşurken karşımda oturan ve o sırada Nezih ile müzik hakkında konuşan Murat aniden ; "Hatırlarmısınız? GECE ve MÜZİK diye bir program vardı radyoda "dedi.. Ben irkildim. Yukarı doğru kalkmış kaşlarımın altındaki gözlerim, ağır ağır Nezih'e doğru döndü.. ve göz göze geldik !
Çünkü o da biliyordu ki yaklaşık 2 saat önce bu başlığı koyduğum yazım bitmişti...yazım bitmiş ve evden çıkmıştık.
İstanbul'dan gelen arkadaşımız Cem ise "Nasıl hatırlamayız ? hepimiz geceleri o programı dinleyerek büyüdük. Ders çalışırken hep dinlerdim" dedi.
Birden herkes giriş melodisini söylemeye başladı.. Ağlamak üzereydim.. bunun üzerine Renin, sıcacık bakışıyla bana dönerek "Biliyormusun ismim neden Renin?" dedi.. Ben yine kalakalmıştım..
Neden ? dedim..çünkü şimdiye kadar duyduğum 2 . Renin idi..
Fuzuli'nin bir şiirinde de geçen ve "Berrak su damlası" anlamında olan ismini çok sevdiğini söyleyen Renin devam etti.. Teyzem, Renin hanım'ı çok beğenirmiş . Hem entellektüel kimliğini, hem tarzını, güzelliğini.. sonraki yıllarında da radyoda yaptığı müzik programı harikaydı diye , doğduğumda koyu hayranı olduğu Renin'in isminin bana konulmasını istemiş.. Yani, teyzem Nilüfer, sayesinde ismim Renin olmuş.. onun programlarını ben de severek dinliyordum ve böylesine güzel anılan bir insanın ismini taşımaktan da gurur duyuyordum.." dedi.
Ağzım ve elbette gözlerim açıktı..şok olmuştum.. zor kapattım, kendimi topladım..
Şimdi sıra bendeydi..
Etraf bomboştu ve bizden başka kimse kalmamıştı Karanlık ve sessiz bir ortam oluşmuştu..
"Biliyormusunuz?"dedim "buraya gelmeden az önce başlığı GECE ve MÜZİK olan bir yazı yazdım."
Çıt çıkmıyordu..
"Artık dayanamıyorum ve izninizle yazımı ilk kez sizlerle paylaşacağım" dedim.. Ve başladım okumaya.. bir yerinde gözlerim yaşardı, bir yerinde de sesim titredi, bir yerinde de tıkandım, ama okudum..Sevgili yepyeni dostlarımız okumamın birkaç yerinde "yok artık!" diye sesler çıkardılar..onların da gözleri açılmış, onlar da kalakalmışlardı!
Evet ... yazım bitmiş, ilk sunumum ise diğer Renin'in yanında, yani Renin ile en anlamlı şekilde adaş olan güzel bakışlı kadının yanında gerçekleşmişti.
Birden kendimi iyi hissettim..Hem de çok iyi..
Böylelikle yazımın artık bittiğini düşündüm.. ancak Payam'a bir türlü gönderemiyordum.. sanki tamamlanması için bir türlü bilemediğim birşeylere daha ihtiyacı vardı..
Bu sefer tam bittiğini düşündüğüm bir anda ne oldu biliyormusunuz?arkadaşlarımız telefon edip akşamüzeri çay bahçesinde buluşmak istediler. Karşıyaka'dan eşi ile günü birlik gelen sevgili Turgay Pasinligil ile sohbet ediyorduk ki sohbetimizin bir yerinde bana, "Nezih'le beraber Yaşar Üniversitesinde eğitmen olmayı düşündünüz mü hiç? " dedi..
"Hayır?" dedim..
Ve işte o an yine başladı herşey...
"Benim arkadaşımın kızı orada öğretim üyesi ,ismi Payam " dedi.. Annesi TRT den meslektaşımdı.. "Gece ve Müzik" programının yapımcısı Renin Batıgün bilirmisin acaba ? " dedi.. Geçtiğimiz günlerde Urla dam'da konuştuğum Renin hemen sağ yanımda oturuyordu.. Bu kez çay bahçesinde konuştuğum Turgay ise hemen sol yanımda.. Ve en ilginç olanı ise birden bire bana Renin'den bahsediyor olmalarıydı..Ben yine kocaman açılmış gözlerimle "eveeeet? onun ile ilgili çok ilginç şeyler yaşıyorum ve yazıyorum .. peki senin Renin hakkında bana söyleyeceklerin olabilir mi acaba ? " dedim..
Düşündü, düşündü..
Ve anlatmaya başladı.. Hatırladıklarımdan birkaç tanesini aktarayım. Virginia Woolf'u severdi, üzerine konuşurduk, "Saatler" adlı kitabını istemişti benden, ertesi gün getirmiştim. Orient Express ile seyahatin hayalini kurardı. Eski mutfak eşyaları, eski pikaplar, plaklar, müzik dolapları, eski mobilyalar veya arabalardan söz açtığımızda "ölmeden şunlarla bir arada yaşamak istiyorum" derdi. Bodrum'dan, Maça Kızı'ndan, Mehmet Sönmez'den söz ederdi.
Bir de , anlattığı çok ilginç bir şey vardı.. şöyle ki; "Bodrum'da bir gece Burhan Uygur, 20 resimden oluşan bir defterini Renin'e bırakmış, Renin de sabaha kadar oturup her resim için bir şiir yazmış. Ertesi gün Erol Simavi Veli Bar'a gelip, Renin'i evden çağırmış ve o defteri satın almış." hatırlayabildiklerim bunlar Ayşegül dedi..
TRT de çok neşeli bir grubumuz vardı . Radyo programlarımız bittikten sonra çok gülerdik..güzel günlerdi.. Ve hastalandıktan sonra, ona hastanede ziyarete gittikten hemen sonra aramızdan ayrıldı " diyerek konuşmasını sonlandırdı..
Bunların da bilinmesini istediği için bir türlü bu yazıyı bitiremediğim hissine kapıldım.. Belki de o resimli 20 sayfadaki 20 şiirinin ortaya çıkmasını mı istiyordu acaba? diye düşünmeden edemedim..
Ertesi gün Payam'ı aradım. Annesinin o şiirlerinden hiç haberinin olmadığını öğrendim.. Eminim bu kadar renkli ve sevilen bir insanı tanıyan çok arkadaşım var ve onların anlatacağı çok hatıraları var.. "Renin" tek tek arkadaşlarına anlattırılabilir elbette. Ancak burada benim yaşadığım çok farklı .. Yanımdaki insanların bana onu hiç sormadan anlatmaya başlaması .. Resminin eskizinin bunca yıl sonra ,vefat ettiğini gün bulmam.. Niye ben? işte onu bilemiyorum..belki de o 20 şiirin bulunması için belki de başka bir mesaj için..
Sonuçta , bu dünyadan bir Renin geçmiş..
Ardında bir çok güzellik ,ses ve anı bırakarak.. Huzurla uyusun..
Hayat , görünmez bağlar ile sarıp sarmalar kimimizi..
Ve hayat, bize en güzel fısıltılarıyla söylemek istediğini söyler..
Yeter ki saygı, sevgi ile ve en önemlisi de yüreğimizle dinlemeye hazır olalım...
Ayşegül YEŞİLNİL
Urla İskele
Mayıs-Temmuz 2025
( ❤Renin bugün doğmuş..ve ben de onun için yazdığım bu yazıyı ilk kez doğduğu gün paylaşmak istedim. Kimbilir belki de cümlelerim ruhuna ulaşır ? Doğum günü armağanım olsun...Anısına saygılarımla.. 🙏 20.02.2026)


