AH AİLE'CAĞIZIM… SEN BİLİRSİN HAL'CAĞIZIM

05 Mayıs 2026 12:10 / 733 kez okundu!

 

 

İlgili makamlar için muhteşem önerileriyle, tadından yenmez üslubuyla Ayşe hanım yine özel bir yazıda bizlerle... "Konu öyle önemli, gerileyen sayı öyle devasa ki, herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Doğurun kadınlar ama zamanında doğurun, gecikmeyin. Gecikenler de doğursun. Ki, bu nüfus politikasıyla, yaşlanan ülkemiz dokuz doğurmasın."

 

***

AH AİLE’CAĞIZIM… SEN BİLİRSİN HAL’CAĞIZIM

Bunun doğrusu evcağızım, ama, ev de aile demek, birbaşına ama kalabalık, ev, yuva ailedir, hatta mahalle bile ailedir.

Vakta ki bireyler yalnızlaştırıldı, toplumlar tükendi… Sevgi, merhamet, ötekinden haberdar olmak, ailenin tarumar edilmesi, dünyaya nükleer kadar zarar verdi.

Cilalı Yalnızlık Çağındayız, haberiniz olsun, artık cilası da dökülüyor.

Çocuk var mı çocuk? Yazık, olsa iyiydi. Tek çocuk mu? O tek çocuğa da yazık…

Bende’niz üç çocukluyum, hayata koyulurken hedefim 6 çocuktu, gülesiniz diye söylemedim ham’fendi, gayet ciddiyim. Brüt 6 net 3 oldu, buna da şükür. Aile içi bir yakınım “ne bu böyle, kapıcı karıları gibi” dediğinde çok kırılmıştım, kurban ol sen o kapıcı karılarına da bana da, becerip yap, biz seni alkışlarız, diye geçirmiştim içimden, yani arkasından yüzüne karşı (bu deyime de mim koyun)…

Arkadaşlarımı doğurganlık konusunda her uyardığımda cevap aynıydı, “biz çalışıyoruz… Bu fena dünyaya çocuk getirmek ayıptır, hem dünyaya hem çocuğa. Koşullar değişti, eski zamanların rahatlığı olsa doğurup dokumakta ne varmış? Bir çocuğun maliyeti, sınavı mınavı, kursları servisi kaça patlıyor biliyor musun sen?”

Yok canımın içi nerden bileyim? Ben iki meslekte dursuz duraksız, bir’siz buçuksuz çalışıyorum, nöbet ve yazmak ağır mesai üstelik. Hep uzak oldu işyerlerim, dünya yol gittim, otobüslerde, trenlerde uyuyup kaldığım çoktur. Şimdiki kolaylıklar nerdee... Sütçü köşeyi dönerken düşülür yola, 45 km yol gidilecek zira, sütçü evine döndükten, yıldızlar feneri yandıktan sonra eve varılır akşam, o saatten sonra mutfağa girilir. Gık’ım çıkmaz çünkü aile demek kalabalık olmaktır, şenliktir, zamanında gümrahlaşır, dertlenilmez, 'kapıcı karısı gibi doğurma!' demek densizlik, dahası, edepsizliktir…

Şimdiki otomatik makinalar da yok… İlk 2 çocukta hazır bez bile yok, yıkar kaynatırsınız…

Tarsus'tayken öğlenleri evi yakın olanlar yemeği boşverir, formamızı bile çıkarmadan evlerimize gider, çocuklara yemek koyar, kendimiz ekmeğin köşesini koparır yiye yiye hastaneye dönerdik, kimse fark etmez sanarak. Üstümüzde forma, onun da üstünde mutfak önlüğünü unuttuğumuzu ya biri söylerdi ya mağaza vitrinin de görüp dikkatsizliğimize kızardık… 

Devlet nüfus artışında dibe vurduğumuzun farkında… Pekçok önemli konuda çok şeyin fena halde farkında olduğu gibi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının hazırlayıp, Cumhurbaşkanının imzalamasının ardından Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi”nde 15 maddelik yol haritası ortaya kondu.

- Aile ve nüfus yapısının korunup güçlendirilmesinde ülke önceliklerimiz ulusal politika belgeleri ile kurumların stratejik plan  ve programlarında yeralacak.

- Tüm kamusal politika, düzenleme, uygulama ile kamu kurumları tarafından yürütülen yahut desteklenen araştırmalar, aile kurumlarına ve nüfus değişimine etkileri açısından değerlendirilecek.

- Kamu kurum ve kuruluşları somut görev alanları faaliyetlerinde aileyi koruyucu ve nüfusu arttıran yaklaşımla hareket edecek, uygulamaları da buna göre olacak.

- Cinsiyetsizleştirme ve bağımlılıklar, nesilleri korumak için bütüncül bir yaklaşımla ele alınacak.

- Evlilik kurumunun toplumsal itibarı korunacak, gençlerin evlenmesini kolaylaştıracak mekanizmalar güçlendirilecek.

- "Anababalık" toplumsal bir değer olarak tahkim edilecek. Çocuk sahibi olmayı özendiren ve çok çocuklu aileleri destekleyen uygulamalar hayata geçirilecek.

- Gençlerin donanımlı bireyler olarak yetiştirilmesine yönelik politikalar güçlendirilecek, yaşlı refahına yönelik sürdürülebilir sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri ile başta aile merkezli olmak üzere çeşitlendirilmiş bakım ve destek modelleri geliştirilecek.

- Nüfusun dengeli dağılımını gözeten bütünleşik bir çerçevede kırsal alandaki nüfus kaybının önlenmesi, kentlerde yoğulaşan nüfusun kırsala geri dönüşünün özendirilmesi ve kentsel mekanların aile ve çocuk odaklı bir perspektife dönüştürülmesi için bütüncül tedbirler hayata geçirilecek.

- Varolan hukuki düzenlemeler aile ve nüfus yapısını koruma ve güçlendirme yaklaşımıyla gözden geçirilecek, belirlenen ihtiyaçlar doğrultusuna yeni hukuki düzenlemelere  ilişkin çalışmalar yürütülecek.

- Aile ve nüfus yapısındaki değişimler düzenli ve sürekli izlenerek incelenecek.

- Aile ve nüfus on yılı vizyon belgesinin etkin biçimde uygulanması için kurumsal yapılanma, yerel uygulama kapasitesi, işbirliği teknik ve dijital altyapı güçlendirilecek, personelin mesleki yetkinliği geliştirilecek.

- Türkiye'nin konuya ilişkin olarak uluslararası mecralarda üstlendiği öncü rolü tahkim eden diplomasi faaliyetleri yürütülecek, Türkiye ile benzer tutum sergileyen ülkelerle işbirliği geliştirilecek.

- Tüm kitle iletişim araçlarındaki zararlı unsurların tesbiti, değerlendirilip önlenmesi ve önlenmesine yönelik digital aile kalkanı oluşturulması başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında gerekli tedbirler alınacak, aile dostu yayıncılık teşvik edilecek, sorumlu medya kullanımı bilinci yaygınlaştırılacak.

- Güçlü aile ve nüfus hedeflerine dair iletişim kampanyaları yürütülecek, bu konular örgün ve yaygın eğitim programlarında temel bir bileşen olarak ele alınacak.

- Her yıl Mayıs ayının son haftası “Milli Aile Haftası” olarak kutlanacak. Kamu kurum ve kuruluşlarınca haftanın anlam ve önemine uygun etkenlikler düzenlenecek.

Yani ey hazirun;

Aile ve nüfus için 5 strateji ortaya konuyor:

Aile ve nesillerin korunması.

Evlilik kurumunun desteklenmesi, özendirilmesi.

Doğurganlık hızının arttırılması.

Gençlerin nitelikli eğitimle yetiştirilmesi, yaşlı refahının gerçekleştirilmesi.

Nüfusun dengeli dağılımı ve kırsalın yerinde kalkınmasının sağlanması.

 

Hedefler önemli, büyük. Gücümüz artsın da üstesinden gelelim.

2007’en az üç çocuk diyerek yaklaşan nüfus yaşlanmasının genç nüfusla engellenemese de gücümüzün artması dile getirildiğinde toplumda kıyamet kopmuştu. 

Daha öncesini hatırlıyorum, sayın Erdoğan İstanbul Büyükşehir belediye başkanı iken uluslararası aile planlaması temalı kongrede bu konuyu dile getirdiğinde, anlayıp dinlemeden ve kısa mesafe düşünerek en başta karşı çıkanlardandım.

AÇS’larının sorumlu oldukları bölgelerde ilk hedefi çocuk sayısını sınırlamaktı, gerçi bölge halkı bu devlet politikasını iplemez, bildiğini okurdu. Telli Ümmühan hikayesini bugün gibi hatırlarım, ria uygulamasından ötürü Ümmühancık mağdure olmuştu, söyleyip kahkahayı patlatırdı kadınlar.

Koç grubu bir hikaye yarışması açmıştı, çocuğun aileye ve ülkeye getirdiği ek yük temalı, onları kınayan bir mektup yolladığımı hatırlıyorum. Ve yarışmaya katılmadığımı. Benim derdim uzun yıllar tek çocuk olmanın verdiği küseneklik ve çok çocuklu evlerden taşan sevinçti… Eşrefpaşa tepelerindeki gecekondu mahallemizde Cumhuriyet sonrası dönemin çok çocuklu kadınları yaşardı, 10 çocuğa devlet madalya veriyormuş o dönemler, tabii seri üretim olunca arada ürün hasarı olabiliyordu, iki çocuğu geriydi ama anaları pek ileri, hünerli bir hatundu. Bankacı ve hava meydanı çalışanı arkadaşlarım işlerinin dikkat gerektirdiği, zamanlarının kendilerine ait olmadığını o yüzden çocuk yapmadıklarını söylediğinde hep bu on çocuklu komşumuzu hatırladım, kocası gece bekçisiydi kadın gündüzün bekçisi, mahalleli merak ederdi bu on çocuk ne ara denkgelip de oluveriyordu?

Yıllar pek çok şeyi öğrettiği gibi, çocuk konusunda sırt dayanabilecek dağ olduğu sanılan kaynanalardan hiçbir şey ummamayı da öğretmişti hepimize.

Herkes sözbirliği etmişçesine "oh ya, oh ya, ektiğini biç bakalım, nasıl edeceksin? Gündüzü ayrı dert, gecesi ayrı, masrafı apayrı…" diyor gibiydi. Sorumluluk ilk çocuğa düşünce, halk arasında “anamın ilki olacağıma dağlarda tilki olayıdım” sözü söylenir oldu.

Sosyal hizmetler teşkilatında uzman olunca niye daha çok kreş açılmadığını hep merak ettim, üst makamlardan “ daha az zarar etmek için” yanıtı aldım.

O sebepten üç’te kalakaldım…

Gazetelere yazdım, parti eğitim kamplarında yazılar Erdoğan’ın önüne konduğunda acı acı tebessüm ettiğini haberaldım, gene anlamadım.

Sonra üçüncü çocuğum bana danışmadan etmeden, bu güzelim dünyayı pek merak edip de aramıza teşrif edince aldı beni bir gülmek… Yaş  kırkın eşiği, geliyor eve bir bebek… Eh,  kader böyleymiş, hem de güzelmiş, kaynanalar eskiden kızları ve gelinleriyle aynı zamanda doğururmuş, deyip, gönüllü yazıldım. Gelen de destek çıktı bana, en uslu çocuğum o oldu, öyle ki ablasıyla abisi onun için, “malzemeden çalmamışsınız, ondan öyle” deyip durdu.  

Şakayı bırakıp sadede gelelim.

Doğurup dokumanın anayasasının ilk maddelerini hepbirlikte düşünelim…

Kaynana ve anneye, komşuya, akrabaya güvenmek yok…

İşe ara vermek de yok. Yarım gün çalışmak tam gün maaş olabilir.

Her işyerine 0-2 yaş kreşi açılmak zorunlu olsun, personel kız meslek lisesi uygulama öğrencileri olabilir, sigorta primini de okulları yatırıyor.

Mahalle arası kreşler yaygınlaşsın, servis derdi olmaz, mesai fazlası çalışan anne için bir personel nöbetçi kalabilir.

Etüd merkezleri bünyesinde, onların yanı sıra 0-5 yaş arası çocuklar için kreş gündüz bakımevi açılabilir. Anasınıfına başlayanlar ayrılmaz, alıştıkları mekanda yarım gün ödev yapıp barınmayı sürdürür.

Çocuk yuvası, huzurevi gibi sosyal hizmet kuruluşlarında küçük çaplı kreşler açılabilir. Yurt dışında bazı ülkelerde üniversite öğrenci yurtlarında evli çiftler için biraz büyük odalar olduğunu duyardık, çocuklarını yurdun altındaki kreşe bırakırlarmış, imrenirdik, bu bile çözüme hızlı katkıdır.

Konu öyle önemli, gerileyen sayı öyle devasa ki, herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Doğurun kadınlar ama zamanında doğurun, gecikmeyin. Gecikenler de doğursun. Ki, bu nüfus politikasıyla, yaşlanan ülkemiz dokuz doğurmasın.


Ayşe KİLİMCİ

Son Güncelleme Tarihi: 17 Mayıs 2026 21:34

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.