KÖPEĞİN VAR MI, DERDİN VAR…

26 Mayıs 2024 11:48 / 284 kez okundu!

 

 

Geniyle oynanmış, vahşi saldırgan ırklar başta olmak üzere, ülkeye sokulması, çiftliklerde üretilmesi ağır cezalar, yaptırımlarla engellenmeli. Hiçbir can vatandaşın canından daha kıymetli olamaz… İnsanlar özgürleştirilmeli, hayvanlar değil”… Bu çok önemli sorunda herkes eteğindeki taşı dökmeli, yakındığını yakasına, yakınındakine söylemek yanında, paylaşmalı… Hayvan canının hesabı, haklı olarak tutulurken, onların saldırısında sakat kalan, ölen, tedavisine para dökülen insanların, çocukların canı da hesaplanmalı…

 

*****

 

KÖPEĞİN  VAR MI, DERDİN VAR… 

YOK MU? O ZAMAN DAHA ÇOK DERDİN VAR; 

SOKAKTAKİ BÜTÜN KÖPEKLER METAZORİ SENİN…

Fotoğraf açıklaması yok.

 

Başıboş sokak hayvanlarının sayısını tam olarak bilen var mı?

Ya, köpek saldırısında ölen çocukların, yaşlı kadınların sayısını, olan kazaların?

Kimse kökten çözüme dönük, sağduyulu, insan canı kadar hayvan canını da savunan makamdan konuşmuyor. Aklından, kalbinden geçenleri tam olarak dile getiremiyor, ne yaşadığını söyleyemiyor. Sahipsiz köpeklerin saldırısı bitmek bilmiyor. Üç beş köpek değil, sözünü ettiğimiz, 4 milyonla 10 milyon arası…

Köpek saldırısında çocukların, kadınların, kendini savunamayacak kerte ani ve toplu saldırıya uğrayarak ölmesi serbest, olası kader ama, sokak hayvanlarına yönelik önlem almak, yasa çıkarmak, yasak…”Yasaya hayır!”

9 yaşındaki Mete’cik köpek saldırısında ölmesi olağan, çocuklarına saldıran köpeği vuran vatandaşın yargı ve tutukluluk hali insan ve köpek haklarına aykırı!

Bırakınız saldırsınlar, ısırıp öldürsünler, kırmızı kurdela takınız, köpeğe yan bakanları itlaf ediniz...

Sokaklar insanlara saldırı arenası mı? Bu daha ne kadar böyle sürecek?

Ölenler gömülüp unutuluyor, gözden uzak tutuluyor, anılmıyor bile, ama köpeğe saldırı, medyada manşet…Demek hiç değeri yok, insanın... Köpek kadar bile olsa yaşam hakkı yok mu insanın, bunu söylemek ve çözümü için çabalamak bu kadar zor mu? Toplumu köpeklere karşı kışkırtmış mı olunuyor, böyle yapınca?

Bu yıl başıboş köpekler yüzünden ölenlerin 12’si çocuk. Adana’da saldırgan köpeklerden kaçmak isteyen 8 yaşındaki Ahmet yolda araba altında kalarak öldü.

Ersin Çelik ne güzel söyledi, "köpekler mi ölsün, insanlar mı? diye toplum ikiye ayrıldı. Bir kesim köpekleri başımıza çıkarıp dokunulmaz kılmakta ısrarcı." diyerek…

İzin almadan yorumunu paylaştığımı hoşgörsün sayın Nursen U. Tunalı “başıboş köpeklerin şiddetli saldırısına uğradım… Saldırgan yırtıcı köpekler normalleştiriliyor, kısırlaştırıp sokağa salmak çözüm ise, katil, tacizci olanları da kısırlaştırıp sokağa salın! ABD, Avrupa bunu kendine insan hakları sayıyor, bizde zulüm, katliam olarak görülüyor. İçimizdeki çocuk katliamlarını es geçip hayvanlar için bas bas bağıranlar gibi.”

M. Yılmaz “köpek beslediğinde kendini batılı sayan bir tipoloji türedi” derken haksız mı?

M. Özdemirkol’un yorumudur: "Medyadaki köpek severlerin ortak özelliği, köpek saldırısında sorumluluk almamak, özel imkanı varsa bu köpeklere barınak yapıp bakım ve masrafını üstleniriz, diyememek, köpekleri sokakta sevmeyi sevmek(!), villasındaki süs köpeğin resmini çekip, size ne zararı var diye vicdan sorgulamak, köpeklerin annesi olduğunu sanmak, agresif olup, bağırmak, çoğunlukla bekar olmak…” Şaka gibi olsa da, bu yorum, her şakanın yarısı gerçek.

“Özgür dostlarımızı nasıl yok edeceğimizi değil, onları nasıl koruyacağımızı konuşmalıyız” tiradı atılıyor sosyal medyada, daha nicesi gibi… Türkçe meali şu oluyor, özgürlüğe ve özgür sokak köpeklerine karşısınız, tutsaklıktan yanasınız, hatta kaatil… Yaşasın sokaklarda terör estiren ve saldıran, öldüren köpek çeteleri, kahrolsun bu işin bir düzene sokulmasından yana olan insanlar. İnsanlara ölüm!”

Gelelim sokak köpekleriyle ülfetimize… Ayvalık’ta ormana yakın bir sitede yaşıyorum, köpekleri sevsem de sokaktaki dizginlenemez köpek çetelerinden ne çektiğimi bir ben bilirim.

Size sokak köpeği saldırdı mı hiç? Üstelik tek köpek değil, alayı, çete olarak… Sabah erken ve gece saatlerinde daha çok ve daha saldırganlar. Bize saldırdı hem birkaç kere, hiçbir şey yapamadık, taş çözüm değildi, zaten yanımızda yoktu, sprey, ses cihazı da yoktu… İyi ısırılmalar, düşüp kafayı kötü çarpmalar, iyi ölmeler, size saldırdıklarında…

Dört köpek vardı, site arkası mahallede, birinin sahibi Almandı, sokak köpeğinden esaslı bir hayvan yarattı, evinde yatırıp, besledi. Biri Sibirya Kurdu'ydu garibim, buranın sıcağında eridi, tebahür edip uçtu adeta, doğal ömrünü yaşadı, çünkü gezdirdiler, evlerinde baktılar, kimseye zararı olmadı. Diğeri ne vurdun bana Allah vursun sana, makamından sessiz sakin hayvancıktı doğal ömrünü yaşadı, çocuksuzdu hepsi, olduysa da mahalleye getirmediler, biz bilmedik…

Sonra bir tatlı bela geldi, uyku durak hak getire, ille geceleri, üstelik ödlek, korkudan havlıyor ama yaşı ve kronik hastalığı gereği bölünmemiş uykuyu gereksinen insanlarda tedavi yandı gülüm keten helva… Üç yılı geçti, bize uyku haram… Dilekçe, şikayet, kaymakamlık, ilçe tarım müdürlüğü ve son durak belediyeye şikayet ede ede, güçlükle, ilçe hayvan barınağına aldırdık. On gün sürmedi, törenle geri getirildi, sahibi olduğunu ileri süren, imza veren, imza sonrası tekrar sokağa bırakan kadınlar marifetiyle… Sahibiyiz diyenler tekrar toplatılınca gene gidip imza veriyor, ceza falan ödemiyor, evine de almıyor, yasa böyleymiş… Yarı zamanlı sevmek, kağıt üstünde sevmek, yemek artığını poşetle balkondan atmak, kemikleri yol üstüne bırakarak oradan geçen arabaların lastiklerinin patlamasını sağlamak… Balkondan dökülen yemek artıkları, poşetle atılan kemiklerin ağaca takılması, köpeklerin ağaca tırmanıp bi de inemeyip bunun için havlaması… Olsun, seviyoruz işte var mı diyeceğin? Biz böyle severiz… Belediyede basarım imzayı, geri alırım bakmadığım hayvanı, eve yurda koymadan gene sokağa salarım… Köpek benim, havlaması, saldırması, dışkısı senin… Oldu, şimdi mahalleye genel müdür, o köpek… Kadınlar yemek artığı getirip kapı önlerine ve orman içine atıyor, köpek kemikleri yola taşıyor, kemikler geçen araçların lastiğini patlatıyor, ormana atılan yiyecekler tilki, çakal ve yaban domuzlarına davetiye çıkarıyor, orman ahalisi yemek artıklarına inince korkak köpek daha çok havlıyor, yetmiyor, yakın sitelerden ödünç kuvvet getiriyor, hepsi birden köpek korosunda sabaha kadar havlıyor, apartman içinde kapı önlerine pisliyor, apartman mis gibi b..kokuyor, yaşasın çağdaş, bizim usul hayvansevmek…

Biz tekiyle baş edemezken üç köpek daha türüyor, şimdi öğreniyoruz, komşulardan, belediye sokak köpeklerini  barınağa almayıp, bu benim diye her imza verene "senden kıymetli mi, al senin olsun" derken, barınağa sığdıramadığı öteki sokak köpeklerini mahallelere zimmetlemiş, diyenin ve görenlerin yalancısıyım, yasal belgesiz, ama, belediye aracıyla uygun site ve mahallelere üçten az olmamak kaydıyla ve görevlilerin sözlü açıklamasıyla,  paylaştırılmış köpekler…

Evindeki bayat, bozuk yemeği köpek yesin, araya gitmesin diye kaldırımlara döken, işyerinden yemek taşıyan,  yola, bina önlerine yere mama dökerek, market malı üstelik hayvanların dönüp bakmadığı, burun kıvırıp gittiği şarküteri ürünlerini insanlara göstere göstere market önüne koyan, kutu sütünü bile, kediler içsin diye açmadan öylece yola bırakan insanlar kendi meşrebince hayvan severken, başka köpeklere de gel etmiş oluyor, dört köpek oluyor 14 köpek, bir sokaktaki sayı bu, hadi uyu bakalım, tedavi niyetine…. Ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir, hem ne oluyorsa insanlara tanınan aşırı özgürlükten oluyor, köpekleri salalım, taşları ve insanları bağlayalım…

Çözümü aklımızdan bile geçirmeyelim… Konuşmayalım... Yaşadıklarımızı paylaşmayalım.

Önce çocuklar ve yaşlılar olmak üzere, insanları, yanı sıra hayvanları düşünmeyelim, bunun siyaset üstü bir sorun olduğunda uzlaşmayalım.

Başka ülkeler bu sorunla nasıl baş etmiş, sorup öğrenmeyelim… Geçen yıl köpek saldırısında 10 çocuk, saldırgandan kaçayım derken araba altında kalan 55 çocuk bunca yılda ölmüş, öyle mi, haberimiz yok’a yatalım. 3534 trafik kazasına mı yol açmış sokak köpekleri, e olacak o kadar, yolları açık tutup araçları bağlayacak halimiz yok…

İnsanların yoğunlukta olduğu yerleri köpek yaşama alanı mı yapıyoruz? Affetmişsiniz siz onu. Sokaklar köpeklerin de hakkı, insanlar kendilerine yan yerler, hatta yeni bir ülke bulsun…

İlçelerin barınak maliyeti için 10-50 milyon lira gerekiyormuş, o zaman büyükşehir belediyeleri bünyesinde ve çok büyük alanlarda ve olması gereken işlevde doğru dürüst barınaklar yapmalıyız.

Böylece ilçeler arası, toplu köpek terki de önlenebilir belki.

Hayvan satışı önlenebilir… Barınaklardan alınır hayvanlar. Mama satışı yerine gıda fazlasından mama üretilebilir, bu iş bazı tekellere büyük kazanç kapısı olmaktan çıkarılır…

Plan program, para, personel açmazının üstesinden devlet desteğiyle gelinir…

Sahil beldelerine yaz başı cins köpekleriyle gelenlerin, sonbaharda dönerken arkalarında boynu bükük ve sokaktan habersiz terk edilmiş köpekler bırakmamaları, bu seçkin hayvan severlere öğretilebilir… Belki… Terk etmemeyi öğretmek zor ama köpekler ayrılığı ve hasreti hemen öğreniyor, metazori, sonra da yolları bekliyor, bırakıp da giden dönerse diye…

Ayvalık pazarında cins beş köpeği bebek arabasında gezdiren gencecik çifte hayret etmiştim… Kucakta taşınıp kendini insan sanan, ırkından uzaklaştırılmış köpeklere de… Hayvanlara evinizde baksanız diyorum, aziz köpekseverler, komşularınızı rahatsız etmeyip, yaşadığınız yerleri köpek istilasına ve saldırısına maruz bırakmasanız… Köpek sevmek yanında insanları düşünseniz, misal, huzurevlerini, çocuk yuvalarını ziyaret etseniz, koruyucu aile olsanız, hepbirlikte sevip baksanız köpeğe…

Şimdi planlanan, “hayvan hakları yasasına hayır, sokaklar köpeklerindir!” kampanyanızdan soluk aldığınızda, “asıl sorun başıboş köpekler değil, başıboş mülteciler!” kampanyası başlatacağınıza, bu söylem bugün sokuldu dolaşıma, Filistin'deki çocuklar ve hayvanlar için de duyarlı olsanız, katliama, soykırıma karşı çıksanız…

O zaman kuduzdan ölen, saldırı sonucu hayatını yahut bir uzvunu kaybeden çocuklar, köpek saldırısıyla ölen kadınlar sizi affeder belki, ölümün hakkı ne kadar olursa artık…

Konuyu birçok kere soğukkanlı, mantıklı, çözüme dönük şekilde yazan sayın Ersin Çelik yorumudur: “Bir el sokaktaki köpek kaosunu besliyor sanki, başka açıklaması yok bunun. İnsanlar sokaktaki başıboş köpeklerin denetiminin hangi kurumda olduğunu bilmiyor daha… Sorumluluk kimde peki? 2021 Temmuz’unda yürürlüğe giren 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanun ve Uygulama Yönetmeliğine göre, sahipsiz hayvanların bakım ve gözetiminden belediyeler sorumlu. Ve fekat, ne umuyon bacından, bacın ölüyo acından…

Sokaklar başıboş köpek kaynıyor, birçok çete, ilçe ve belde çeteleri yanında mahallelerin çeteleri, önlenemez saldırgan, başıboş güruh, köpek ordusuna karşı yetişkinin, yaşlının, çocuğun yapabileceği bir şey yok. Kaçamaz, kaçırtamaz, ne sopa ne taşla kendini koruyabilir, ki elinde bu ilkel silahlar bile yok…İlk adım toplama ve kısırlaştırma olsa da, kısırlaştırılmış hayvan saldırmıyor mu? Kısırlaştıralım, sonra ait oldukları yere bırakalım, deniyor, sokaklar, mahalle araları mı köpek sürülerinin yeri? Kısırlaştırınca, ki o da sayılarına bakınca, uzun zaman alacak, sorun bitiyor mu? Kısırlaştı, artık ne havlar, ne saldırır, uslu uslu, barış içinde bizlerle yaşar gider, öyle mi? Belediyelerin ihmali hayvan popülasyonunun artmasına neden oluyor, sokaktaki kaosun nedeni de kontrolsüzce artan köpek sayısı, sayı milyon, resmi rakam 4-5, kayda girmeyen sayı 10 milyon…

Belediyelerin sokak hayvanı derneklerinden, kimi meslek örgütlerinden korktuğu da söylenenler arasında…

Cumhurbaşkanının talimatına, hazırlanmakta olan yeni yasaya rağmen, belediyeler soruna göz yumarak büyük bir tepkinin fitilini ateşliyor. Sorun siyasi tavır ve tepkiye dönüşmeye başladı, sorumlusu olarak iktidar gösteriliyor. Bunu görmüyor olamazlar”

Ortada büyük bir sorun ve artık “ihmal” denilebilecek toplumsal bir mesele var. Geçen yazıda da ifade etmişti, bu konuya en çok neşter çalan, defalarca yazan Çelik; sahipsiz ve başıboş köpeklerin sebep olduğu ölümler, yaralanmalar, trafik kazaları, travmalar sokaklarda bir kaos ortamı inşa ediyor.

Köpek popülasyonu arttıkça vahşi saldırılar ve ölümler, yaralanmalar da aynı paralellikte seyrediyor. Sokakları mesken tutan, sokaklarda çoğalan köpekleri barınaklarda toplamak, barındırmak ise bu saatten sonra artık çok zor ve bir çözüm yolu değil” derken haksız mı Ersin Çelik? Soruna çözüm üretme derdinde olan Çelik?

Uzman doktor bir yetkiliye soruyor, “Terk edilmiş köpeklerin saldırılarını biz zaten gözlemliyorduk. Çünkü büyük şehirlerde kent merkezlerinde popülasyon çok arttı. Artık kontrol edilemez boyutlara erişti” yanıtı alıyor.

Peki neler yapmak gerekiyor?

Uzmanımız ve kaynağıma göre ekranlardaki ve medyadaki tartışmaların sorunun çözümüne bir katkısı yokmuş. Şu eleştirisi çok doğru: “Veteriner hekimler yok piyasada. Belediyeler inisiyatif almıyor. Avukatlar, sanatçılar, hayvan severler ve karşı fikirdekiler tartışıyor. Ortada sonuç yok. Köpekler ölmeden, insanlara saldırılmadan çözümler üretilebilir.” Ancak çözümün adını artık koymak gerekiyor. Peki, nasıl?

_“Yerel yönetimler bu konuyu çok ciddi bir şekilde ele almalı. Kaynak ayrılmalı. Belediyeler de bu konuyu alt yapıyı takip eder gibi ele almalı. Yani köpek saldırdığı an değil, durmaksızın kısırlaştırma yapılmalı. Bunu belediyeler rutin bir görev haline getirmeli. Şu an ne yazık ki birçok yerde, köpek herhangi bir yere saldırmadıysa veyahut da köpekle ilgili bir şikayet gelmediyse herkes kulağının üstüne yatıyor. Köpekler görmezden geliniyor.

Bütün yerel yönetimler eliyle kısırlaştırma seferberliği başlatılmalı. Kısırlaştırma seferberliği birden fazla fayda getirir. En önemlisi bir popülasyon dengelenir. Köpek nüfusu kontrol altına alınır. Bugün değilse bile yarın bu sorun ortadan kalkmış olur.”

Peki her belediye üzerine düşeni yapsa ve kısırlaştırma seferberliğine dahil olsa sokaklardaki başıboş köpek sorunu ne kadar bir zamanda çözülür?

_“En fazla iki yıl” dedi uzmanımız ve metropollerde eğer yaygın bir şekilde agresif bir şekilde kısırlaştırma yapılırsa, bir yıl içerisinde bu sorunun artık tamamen otoritelerin eline bırakılacağının da altını çizdi. Yani toplumun gündeminden çıkmış olur.

Neden mi 3 yıl?

Görev yaptığı şehirdeki tecrübesine dayandırıyor uzmanımız: “Sokak köpeklerinin ortalama üç yıl ömürleri var. Kısırlaştırılan hayvan zaten ortalama altı ayla bir yaş arasında. Altı ayın altında kısırlaştırma yapılmaz. Kısırlaştırıldıktan sonra ortalama bir buçuk iki sene ömrü var zaten. Niye? Sokakta yaşam şartları zor. Evde bakıldığı gibi değil. Enfeksiyon hastalıkları daha yoğun. Kendi aralarında bir rekabet olunca, birbirlerini öldürebiliyorlar. Bunu neye göre söylüyorum? Biz her yıl kısırlaştırırken, köpeklerin kulağına bir küpe takıyoruz. Onun üzerinde bazı seri numaraları var. Bir de renkler var. Renkler bize yılı ayırt ediyor. Yani her yıl ayrı renk küpe takıyoruz. Biz üç sene önce taktığımız küpeleri artık sokakta görmüyoruz. Bu bize bu veriyi veriyor.”

Sokak köpeği, sokak hayvanı” tanımı sokaktaki denetimsizlik ve can alıcı saldırıların önünü açıyor. Sonrasında duygular şelale, “biz size n’aaptık da ölüme layık görüyorsunuz bizi?” sorusu dönüyor sosyal medyada, kedi, köpek, martı, karga, sivri ve kara sinek imzasıyla…

Önümüz yaz, görürüz sizi, sivrisinek hücumunda… Büyük kentlerin bir derdi de güvercinler aslında, kent merkezleri, en görülür turistik yerler ve camii önlerinde yem satıcıları, sonra kanat çırpanlardan aşağıda yürüyenlere şey sağanağı, kuş şeyi kısmettir, bağıştır, af’tır… O kadar kolaydı af, silin üstünüze edileni, alın bi piyango, amorti bile çıkmayan… Engelli satıcı, yaşlı kadın satıcı, çocuk satıcılar, yem kutularıyla etrafta, İzmir Saat kulesi çevresinde saydım, 13 satıcıydı…. Camii önü, bahçesi sunumlar, kutulara dökülmüş çorba ekmek, yem bile değil, kalmış, artmış yemekler, yazın kavun karpuz… O kadar ülke gördüm, sokakların insanlara tehlikeli kılındığı, ibadet yerlerinin mutfak çöplüğü haline getirildiğini görmedim. Onların sevgisi mi az, hayvanı mı? Kuralı, cezası, yerel yönetim sistemi mi olması gerektiği gibi?

‘Barınaklar hapishane’ buyurdunuz, âmennâ… Sokaklar zaten ezel ebed köpeklerin, biz insanlar onların yaşadığı yeri, sokakları, yani evlerini işgal ettik. Madem köpekler çoğunlukta, istedikleri gibi yaşamak haklarıdır, bize söz düşmez… Biz onlarla yaşamayı öğreneceğiz hatta kimi medya aparatlarının dediği gibi, eğitim sistemine köpek dersi koyacağız, onlara çalışıp sınava gireceğiz… Sokak köpekleri öldürülecekse işe ham’fendinin birinden başlanacak…

“Sokaklardaki köpekler son iki yılda 100’e yakın vatandaşın ölümüne neden oldu. Ancak mevcut yasalar ile sorumlu olan yerel yönetimler ölümlerin, yaralanmaların ve köpek saldırılarına bağlı travmaların önüne geçilemedi… Onlarla yaşamayı öğrenmek gerekiyormuş. Çöplerinizi dahi köpeklerin beslenmesine göre planlamalıymışsınız. Nasıl mı? Hayvan Hakları Derneği (HAYTAP) sitesinde şöyle diyor: “Sokak hayvanları insanlar gibi çatalla yemek yemez. Ağızları bağlı torbaları patileriyle açmaları mümkün değildir. Eğer çöp torbalarınızın ağzını sımsıkı bağlamazsanız onlar da parçalamak zorunda kalmaz ve böylece tüm çöpler sokaklara dağılmaz. Bunlardan şikâyetçiyseniz ve sokak hayvanlarının yegâne beslenme kaynağı olan çöp torbalarının geldiği halden memnun değilseniz basitçe kapınızın önüne bir kap mama koyabilirsiniz.. Yani ya hijyen koşullarını hiçe sayarak çöpünüzü köpeklerle paylaşacaksınız, yahut mama alıp kapı önüne koyacaksınız. Benzeri talep, yönlendirme ve şirinliğin, sevecenliğin sınırı yok. İnsana değer vermek ise ya hiç yok, ya eser miktarda….

Bu nedenle önce tanımları değiştirmek gerekiyor. ‘Sokak köpeği’ demek parklarda, bahçelerde, caddelerde ve okul önlerinde dehşet saçan köpeklere dokunulmazlık kazandırıyor. Tüm Türkiye’nin ve özellikle de büyükşehirlerde yaşayan insanların iki sınıf köpek sorunu var aslında. Birincisi sahipsiz köpekler, ikincisi ise başıboş köpekler. ‘Ne farkı var?’ diyenlere: Sahipsiz köpekler denetlenemeyen, hızla çoğalan, ırkı bozulmuş, çeşitli sağlık sorunları yaşayan, insanlara teması az olan ve sürü halinde gezmeye başladıklarında tehlikeli olan köpekler. Başıboşlar ise, sistemi besleyen ve çıkmaza sokan bir başka sorun. Aslında ‘sahipli olan’ ancak bir süre sonra sokaklara terk edilen köpekler. Mamayla beslenmeye alışmış, kaostan uzak, sıcak bir ortamda büyümüş ama bir süre sonra terk edilmiş genellikle de cins köpekler. Uzmanlar bu sınıftaki köpeklerin, sokaklara, açlığa ve sağlık sorunlarına adapte olamadıkları için kendilerini koruma içgüdüsüyle saldırganlaştıklarını söylüyorlar. Aralarında bir de tehlikeli ırklar var tabi. Sahibinin gezdirirken metal ağızlığı kendi koluna taktığı, kısırlaştırdım artık saldırmaz sandığı…

Sahipsiz köpekler ciddi bir ekonomik kaleme dönüşen mama sektörünün, başıboş köpekler ise yasal olmayan ve büyük paraların döndüğü “sahiplendirme” sektörünün sokağa yansıması aslında.

Ersin Çelik, tam bu aşamada yasa tasarısı görüşülürken, sahipsiz ve barınaklardaki köpekler üzerinden sabotajlar “üretilmesinden” çekindiğini söylemekten çekinmiyor.

Diyor ki, Sözde hayvan hakları savunucularının kurdukları ekonomik düzen ve sosyolojik rantın bozulmaması için birtakım videoları yayınlayacakları söyleniyor. Daha önce bu yönde şantaj yapanlar olmuştu zaten. Özellikle barınakları olan belediyeler şu günlerde çok dikkatli olmalı. Önlemler almalı. Görüşülen tasarı üzerinden sert tartışmalar yaşanacağı aşikâr. İstenmeyen, tasvip edilmeyen, vicdanları yaralayacak, kurgu ya da gerçek fark etmez kısa bir görüntünün, bir hukuk ihmalinin ne tür tartışmaların ve hatta yasal düzenlemelerin kapısını araladığını daha önce görmüştük. Aman dikkat. Sokakları sosyal medyadan beslenen ve köpeklere teslim etmek isteyen kaosçulara, rantçılara, insana değer vermeyen, bu uğurda köpekleri de suistimal eden sözde hayvan severlere teslim etmek istemiyorsak bu süreci suhuletle atlatmak gerekiyor.”

Çözüm en çabuk ve kapsamlı nasıl olacak? Tek çözüm çözümsüzlük mü? Daha dün, kayda geçenleri bilmiyoruz, ama, Samandağ’da sahilde yürüyen vatandaş köpek saldırısına uğradı, sahilde en az 40 köpeğin başıboş gezip gelene geçene saldırdığını vatandaşlar söylüyor. İstanbul Başakşehir'de okul müdürünün beslediği iki kangalın yanına kaçan topunu almak isteyen 11 yaşındaki erkek öğrenciye köpekler saldırıp hastanelik ediyor. Avukat K.B.zâde “hiçbirimiz güvende değiliz,” diyor,” istediğiniz kadar kısırlaştırın, sokaklarda dolaşılamıyor. Metropol İstanbul’da lüks semtlerde bile sokakta köpekler saldırıyor. Turistik anlamda itibar ve gelir kaybı sözkonusu. Toplumun güvenliği bir yana bırakılıp, belli kişilerin çıkarının öne alındığı bir sistem kuruluyor, bu konuda iyi örgütlenme ve yönlendirme sözkonusu, yoksa bu kadar istikrarlı ve sistematik bir propaganda süreci olamaz…”

Bayramzade, ABD ve Avrupa’da sokak köpeklerinin vatandaşın yaşam hakkı gibi temel hak ve hürriyetine zarar verecek noktada sorun oluşturmadığını belirtirken, İngiltere’de hayvan evsizliği Endeksi’ne göre 11 milyon sokak hayvanının 67 bini köpek, diyor. Yine İngiltere’de sokak hayvanı çalışmalarını yürüten Mavi Haç verilerine göre, ülkede her yıl sokaklardan yüz bin köpek toplanıyor…

Mama lobilerinin çözüm istemeyip, yasayı  erteletip, engellemek istemesi sözkonusu olabilir mi peki? Soru, M. Bal’dan ve yerden göğe haklı…yanıtı Y. Şafak, Burak Doğan haberinde: "2014 yılında 14 tesiste 42.294 ton olan mama üretimi, on yıl içinde 58 tesiste 239.176 tona ulaştı. Son 5 yıla üretilen 893 bin ton köpek maması 36 milyar lira değerinde…” deniyor.

Meryem Bal güzel sorusunun yorumunu şöyle yapıyor: "mama üreten lobi, yemin içine ne katıyor da heryere gelişigüzel serpilen bu mamaları yiyen hayvanlar kudurmuşçasına etrafa saldırıyor? Bu mamalar incelenmeli, hangi hayvan derneklerini kurdurduğu, hangileriyle çalıştıkları Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Veterinerler Birliği, Petshop dernekleri içinde yapılanmaları var mı diye bakılarak, gereği yapılmalı. Hırsla savunanların üstüne en az iki köpek zimmetlenmeli ve bakmak zorunda bırakılarak, takibi yapılmalı…

Hayvan sevenler nüfus, cipli kayıt altına alınarak, bakımını yapmak üzere ve ağzı gemli, boynu tasmalı gezdireceğine dair taahhütname imzalayarak sahiplenmeli. "Haklı ama geceleri evine alma sözü vermeli, sorumluluğunu savsaklıyorsa, tekrar toplatılan hayvan, sorumsuzca seven sahibine ikinci kere verilmemeli, para cezası kesilmeli…

Geniyle oynanmış, vahşi saldırgan ırklar başta olmak üzere, ülkeye sokulması, çiftliklerde üretilmesi ağır cezalar, yaptırımlarla engellenmeli. Hiçbir can vatandaşın canından daha kıymetli olamaz… İnsanlar özgürleştirilmeli, hayvanlar değil”… Bu çok önemli sorunda herkes eteğindeki taşı dökmeli, yakındığını yakasına, yakınındakine söylemek yanında, paylaşmalı… Hayvan canının hesabı, haklı olarak tutulurken, onların saldırısında sakat kalan, ölen, tedavisine para dökülen insanların, çocukların canı da hesaplanmalı…

Hepimize kolay gelsin…

 

Ayşe KİLİMCİ

 

Not: Köpek yazısını yolladıktan sonra tv.de açık oturumda duydum, yasaya karşı çıkan % 27'lik kesim, 'sorumluluk alın, birkaç köpeğe de siz bakın" önerisine % 70 oranla, 'hayır, ben bakamam," demiş. Manidar değil mi?

Bir 1 kişi ve şunu diyen bir yazı 'Uyutulma öncesi son bakış... 10 yaşındaki Mustafa Erçetin, köpek sirmas sonucu kuduz oldu. Ölüm kesin ve çok acılı olduğu için, ! UYUTULDU ve ölmesi beklendi. Köpekler uyutulmasın diye çocuklar uyutuluyor. Ülkemiz düşman işgalinde mi? #KöpekTerörü Hayvanlar insandan değerl değildir' görseli olabilir Bir 3 kişi ve yazı görseli olabilir Bir 1 kişi ve şunu diyen bir yazı 'KISIRLAŞTIRMA VEKAYIT KSIRLAŞTIRMAVEKAYTÇÖZÜMDEĞİI VE ÇÖZÜM DEĞİL! KATİLİ KUPE YAKALATTI Van'da da küçük Emir'in 'in bo- ğazını parca- layıp öldüren köpeğin ku- lağındaki kü- pesi sahibini ele verdi. > Alıp sokağa terk etmiş Başıbos köpek dramlarına her gün yeni- ekleniyor. Sonkurban Son yaşındakiEmin Emir Mete Durna oldu. Emir'i parçalayıp öldüren ğındaki küpeden: lutuklananHKhnhayvanbesgi gün önce ardından terket- tiğil tiğibelirlendi.E lendi. Emir'in talihsiz ölümü. köpek- leri kayıt altına almanın çözüm olmadığını gözler önüne serdi. TE' görseli olabilir

 Bir 3 kişi ve şunu diyen bir yazı 'BUGÜNBİTLİSYARINNE BUGÜNBİTLİS KUDUZ TEHLİKESİ HER YERDE ÖZEL HABER Uzmanlar uyardı: Kuduz bulaştırma ris- kini ar tıran SO- kak hayvanla- nyla ilgili cid di çalışmalar yapılmalı. >> >Bitistesahipsikpelei Bitlis't sahipsiz köpeklerir sırdığı iki cocugunkuduzalmasrdikateiyen unkuduzolması,d kuduz olması dikkatleri yeniden çocuğun sokaktaki tehlikeve sokaktalitehlikeve.cekt.istanbul çekti. İstanbul Veteri- ner Hekimler Odası Başkanı Prof.D Murat Arslan, kontrolsüz şekilde dolaşan sokak hayvanlarınını Bunların denetim altına ahınmasını isteyen Arslan   Bir şunu diyen bir yazı 'VATANDAŞ DIŞARI ÇIKAMIYOR Başıboş köpekler herkesi kovalıyor İstanbul Başakşehir il- çesi Kayabaşı Mahallesi'n- de oturan bir kişi, sokak köpeklerinin saldırısına uğradı. Köpekler tarafından kovalanan şahıs, canını zor kurtardı. Bu olay sonrası vatandaşlar isyan etti. 11. Bölge'yi köpeklerin işgal ettiğini söyleyen Ercan Öztürk  Bir 1 kişi ve şunu diyen bir yazı 'YİNE CAN YAKTILAR Köpeklerden kaçan genci araç ezdi Sokak köpekleri yine bir gencin sonu oldu. Muğla'nın Milas ilçesi Emek Mahallesi, Bodrum Bulvarı'nda yürüyen 17 yaşındaki Mehmet Emin Koς, etrafını 45 tane köpek sarınca can havliyle yola atladı. Bu esnada hafif ticari araç duramayıp Koc çarptı. İhbar üzerine bölgeye sağlık polis ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan Koç, yoğun bakımda 2 gün süren ha- yat mücadelesini kaybetti. Lise 10. sınıf öğrenci- si olan merhum gözyaşlarıyla toprağa verildi.' görseli olabilir Bir 5 kişi ve yazı görseli olabilir

 "Bir Bir 2 kişi ve yazı görseli olabilir Bir yazı görseli olabilir 

Bir 4 kişi ve yazı görseli olabilir Bir 4 kişi ve şunu diyen bir yazı 'YETMİYOR veriyor. Kantin fiyatları, birden fazla çocuk okutan ailelerin bütçesini fena sar sıyor, Sokaktaki taki Sudan korkan ve hırçınla- şan küçük Mustafa yoğun bakımda uyutuluyor. tehlike KUDUZ Sokaklardakibaşı- Yıllar önce Türkiye gündeminden çıkankuduz boş köpekler, top- geri döndü. Bitlis'te sokak köpeğininı ısırdığı iki lum sağlığını ciddi çocuktan birine kuduz teşhisi konuldu. Başı- şekilde tehdit ediyor boş hayvanlar sokakta olduğu sürece tehlike- nin daha da büyüyebileceği vur gulandı. 3TE GUNDE 8 KISI OLDU 3 » MOTOSIKLET Vardımda Kadınlara konut desteği' görseli olabilir Bir 2 kişi ve şunu diyen bir yazı 'KOPEK TERÖRÜ BASIBOS Okuldan dönen DEVAM kıza saldırdılar EDİYOR Konya nin Seydişehir ilçesinde başı Köpekler kızın etrafını çevirip peșini boş sokak köpekleri saldırdıkları öğ- bırakmazken, öğrenci kendisini sırt renciye büyük korku yaşattı. Kızılcalar çantası ile savunmaya çalıştı. Çevredeki Mahallesi Gazi Ortaokulu çevresindeki vatandaşların yardımı ile uzaklaştırılan bir parkta meydana gelen olayda okul- köpeklerin saldırısından yara almadan dan evine giden bir kız öğrenci başıboş kurtulan öğrenci yaşadığı soku uzun sokak köpeklerinin hışmına uğradı. sure atlatamadı. İsmail Sünbül IHA 五 Af' görseli olabilir Bir 1 kişi ve yazı görseli olabilir

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.