NE VERİYM ABİME?

31 Mart 2023 11:10 / 679 kez okundu!

 

 

"Son görüşmede HDP’ye ne verildi?

Elbet ne veriym güzel abime derken, her abinin her partiden koparacağı makamdır kastımız. Liste uzun, her gönüldekine yer var. Her makama teşne olan var. Mevkii makam bitiyor heveskâr ağabeyler ve gönüllerindeki ufacık tefecik istekler bitmiyor... O değil de…

Ne vaat etti masadaki zat’lar adına, kendi aklıyla değil, dışarıdakilerin emriyle, ne vaat etti?

Sofradasınız di mi? Masa devrilip kırıldı, o adı nasıl ağza alıyorsanız artık Halil İbrahim sofrasındaymışsınız… Uzat tabağını, ne koyayım (!) abime?"

 

****

 

NE  VERİYM  ABİME?

 

“Biz oy verdik de o koltuklarda oturuyosunuz” demedi mi Fatma?

Hem çemkirdi, hem elini salladı…

“Yerel yönetim şartını da mutlaka getireceğiz!” dediler mi, demediler mi?

En bayıldığım bütün mübarek abilerin en mübareği Ali abi, hani elalemden aferin alma meraklısı olan, bir de adı şatafatlı, dışı kalaylı, içi vayvaylı Yunus Emre…

Onüçüncü Cumhurbaşkanı adayında bir öfke anam bacım, bir öfke, köpürüyor, ellerini de bilmem gayrı nasıl tutuyor, pek bilir ya el kol hareketlerini… Uyy öfkene gurban… Yok, o aday kelimesini silemem bay Kemal, sadece adaysınız. Cumhurbaşkanı yazması bişey değil, siz “hoş olur, gönlüm olur” diyorsunuz fekat ayıp olur…Siz yazıp asın mutfağınıza, o otel suitinin duvarına, sırtınıza… Olur tabi, niye olmasın?

“Biz yüzyıllık Cumhuriyeti değiştireceğiz!” dedi mi demedi mi, tükürür gibi, “herkes haddini bilecek!” buyurarak, adam denen biri?

Bu abime nüzül çayı vereyim, ağzı yamulsun, alt tarafıyla konuşsun, zaten söyledikleri bi b…a benziyor.

Muhalif partiler niye cümbür cemaat batıya olan aşk ve bağlılıklarını habire söylüyor? Aferin bekliyor adam denen biri?…

Hem dışarıda hem içerdekiler niye “tek adam, diktatör, sattı, kaçacak“ türküsü çığırıyor? Sana söz, baharlar gelecek, öyle mi? Gışşiiik, bunlar eliyle gelecek bahar karakış be, yıkım… Çiçek açmış Anadolu ağacını kar altında bırakacağını mı sanıyorsunuz bu milletin? Nah size!

“Yeter bu kadar” diyordu ekranda, akıldanenin teki, hem de Kandil vekili H. Cemal yaş ve ekolünden, onca yaşı ve dolaştığı esaslı köşelerden bile şey etmeden, “yeter, git kardeşim, tek adam, diktatör, dışarıda herkesle kavga, bütün komşularla ilişkiler yokuşta, bize demokrasi lazım, barış lazım, bırak artık, çek git!” Yuh’unuz yani diyor değil mi şimdi gençler bu yoruma, genç olaydım derdim… Anlar mıydı? Hayır… Ötekilerin anlamadığı, anlamazdan geldiği gibi…

Ötekilerin yazıp çemkirdiği yanında bununki sütten çıkmış ak kaşık. Ama niyeyse bununki çok dokunuyor bana, niyesini ârif olan anlar…

Türkiye Rusya ile kapışsın diye öldünüz, olmadı, yapamadınız… Darbe, yani saldırı öncesi ve sonrası Amerikalı bi bunağın bütün dediklerini düşünün. 15 Temmuz öncesi, altı bezli hocanın, Erdoğan için “İngiltere karşısında hiçbir şansı yok, kazanamayacak” dediğini hatırlayın. Bu gaza rağmen Gezi kalkışımı başta, bütün yıkıcı saldırıları mafiş… Ah ne üzüldüler kimbilir… Ne veriym abime, mendil mi, şettir et gitsin çayı mı?

Twitter’ daki komik, aslında traji komikliklerden şu örnek ne yakışıyor hallerimize:

Sosyalist devrim diye 50 yıl önce yola çıktık. Apo’nun Stalinist “demokratik cumhuriyetine” fit olduk… Uğur Dündar ve Fazıl Say bile solcu.”

Oysa “Hiçbir siyasi parti terör örgütleriyle arasındaki mesafeyi net olarak belirlemeden meşruiyet tartışmasını aşamaz” diyor, bizim tek adam, hani diktatör dediğiniz.

Ben vereyim de, vermek iyidir, hele şu mübarek günlerde, “gel gel gümüle”yi vereyim Fazıl abime, beğenmezse üstüne sifon çeker. Nasıl yakıştırıyor kendine, o tuşlara hükmeden güzel parmakların ota boka bulaştığını, sifon çekmeyi mizah sanmayı, debile debile ah af buyurun devire mevire gözlerini, çirkinleşmeyi?

ABD’nin ortada olduğu dünya tedavülden kalkıyor abiler, bir siz duymadınız, belki duydunuz, anlamadınız, tıpkı diğer birçok şeyi anlayamadığınız gibi… Bursa’daki sağır sultan bile duydu. Aklı kendine göre Bi…adam görmüyor bunu, bir de siz…

İyi parti başka âlem… Kızan kızana, kıran kırana, köpüren köpürene… Ablamın ardından Yavuz abim köpürdü, “masada onlara pusu kurulmuş, Cumhurbaşkanlığı makamı HDP gölgesinde kalmış, terörün gölgesi düşen yerde olamayız, 50+1 için her yol mübah değildir. Çocuk katilini övenle kazanmaktansa, kaybedelim”…

Kaynanam olaydı ‘ne den ne söylen anam’ diye hayıflanırdı.

Ayrıyetten bay Kemal ve dağdaki arkadaşları! ”Dilinize kavuşun” muhabbetiniz sıktı artık. 80.000 öğrenci seçmeli Kürtçe ders görüyor. Devletin Kürtçe tv ve radyosu var mı, var. 4 üniversitede Kürtçe fakülteler var. Kürtçe nice yayın var. Daha bugün 60 Kürtçe öğretmeni atandı. Dil ve ad yasakları kaldırıldı, yerleşim yerlerine Kürtçe adlar serbest. Kürtçe kurs, anaokulu, kreş serbest, Kürt edebiyatı eserleri Kültür Bakanlığınca basılıyor. Kürtçe oyunlar sahneleniyor. Üniversitelerimizde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri açıldı, Kürtçe enstitüler kurulmasına izin çıktı… Daha nicesi…

Mehmet Çek’i okuyun biraz…

Akşener, Demirtaş’ın ona yolladığı mektubu sineye çekti, unutturmaya çalıştı, Yavuz abi krizinde hepten şaştı… Mektup sorununu susarak geçiştirdim sandı ablam, sanmakla olmak farklı oysa, hem “ben strateji taktik ustasıyım” de, (yamalıklı böğrüm, neler umuyor gönlüm) hem böylesine çuvalla… Akıl alır gibi değil… Zaten hatırlayın, paşalar Meclis önünde hanımefendiyi yağlı kazığa oturtacağı zaman da içinden ”emredersiniz” deyip, dışından susmuştu… 6’lı masaya oturmadan oturan HDP’ye ”n’aayır n’olamaaz” derken bir yandan gizlice el edip, “gel allaşkına şurası daha rahat, buyur otur” deyip minder koymadığı ne mâlum? Ki, icraatlar ve rol kesmeler, mazlum, masum, mağdur, boynu bükük hatun kişiyi oynamalar, ablamın yalnız stratejist taktisyen olmakla kalmayıp orta karar bir aktör olduğunu da gösteriyor… Ona “yolun sonu görünüyor” kaseti vereyim…

Hem bize ne oluyor Allahaşkına, oğlan kızı kaçırmış, tasası deli komşuya düşmüş. Sanki yeni bir şey HDP’nin CHP’ye vardığı… 2018’deki yerel seçimlerde söz kestiler, tatlıları yendi, sonra kıydılar devrim nikahını tee o zaman, usul usul açıklıyorlar, ürkütmeden, acıtmadan… Yoksa seksenlik abimin neden ağzı kulaklarındaydı hanidir? Oğlan kızın ardı sıra çok koştu çok, kız da teşneydi zaten, gel edip duruyordu… İstifil olsunlar, yakışır, tamam, peki, ama, o kadar.

Ağıralioğlu da şimdi açıklama yapıyor, belli ki ablan kurban olsun sana onun bohçasını kapıya koymuş, el öptürmeye bile gönlü yok… CHP gibi dağdaki eşkiyaya kaçmadı adam, sizden boşandı. Keşke CHP ve altılı masa da HDP/PKK’nın bohçasını kapı önüne koysa…

Bu ülke 7 kocalı Hürmüz değil!

O altısı anca bi adam, bir de fevkaladenin fevkinde hamfendi, gitsin başka kapıya…

Boşuna heveslenmeyin.

Son görüşmede HDP’ye ne verildi?

Elbet ne veriym güzel abime derken, her abinin her partiden koparacağı makamdır kastımız. Liste uzun, her gönüldekine yer var. Her makama teşne olan var. Mevkii makam bitiyor heveskâr ağabeyler ve gönüllerindeki ufacık tefecik istekler bitmiyor.

Beri yanda ülkenin kavuştuğu dev gibi hizmetler var… S’sinden haberdar olmadığımız savunma sanayindeki hamleler, büyük başarılar, ortaya gelen eserler var. Yollar, barajlar, şehir hastaneleri, yorgun ve biçare bırakılmış bir ülkenin, yıkılmış yokolmuş binlerce ölüsüyle asrın felaketi depremin altında kalmış on bir il var, bunların derlenip toparlanması var. Doğalgaz keşiflerinden, çıkartılmasından TOGG’a, Bor yatırımına, Tübitak’a, Mit’e kadar, Kandil asıl, terörle sahiden mücadele, tırışkadan değil… Tüpgeçitler, nükleer santral, görkemli köprüler, delinen dağlar, kısalan yollar, havaalanları, saymaya yetişilmiyor… Sonra özgüven… Büyük bir özgüven, millete kazandırdığı… Çık yukarıya, Kanal Istanbul’a kadar… Zurnanın zırt dediği yer orası asıl, n’aber? Hayalini bile kuramayacağınız bir proje… O kadar önemli ki, iktidara geldiğinizi vehmettiğiniz gün ilk üstü çizilecek icraat Kanal Istanbul…

Çok beklersiniz abicim, çok…

Vekilliği boşverin siz yaa, Konya’yı verelim, Çorum’u verelim, hepsi güzel ülkeler… İkili cumhurbaşkanı olursunuz oralara, dönüşümlü oturursunuz makama, sabah biriniz öğleden sonra diğeriniz… Olmaz mı?

O değil de…

Ne vaat etti masadaki zat’lar adına, kendi aklıyla değil, dışarıdakilerin emriyle, ne vaat etti?

Sofradasınız di mi? Masa devrilip kırıldı, o adı nasıl ağza alıyorsanız artık Halil İbrahim sofrasındaymışsınız… Uzat tabağını, ne koyayım (!) abime?

 

Ayşe KİLİMCİ

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.