TKP1920 İGD GECESİ VE “GENÇLİK DEVRİM İSTİYOR”MU?

23 Mart 2026 14:41 / 787 kez okundu!

 

 

"TKP1920 tarafından İstanbul/Kağıthane'de düzenlenen 10 Ocak'taki İGD gecesine katıldım. Gece üzerine yazdığım yazı araya giren yoğunluklar nedeniyle biraz gecikti ama notlarımı tüm eski yoldaşlarımın, yol arkadaşlarımın dikkatine sunuyorum... Aslında TKP1920 grubunun geçen yıl 5 Ocak’ta düzenledikleri toplantıya da katılmıştım. Bu geceki buluşma hem geçen yılkine hem de bir hafta önceki 7. Kongrecilerin anmasına göre daha organize daha kalabalıktı. Gecede epeyice yeni İGD'li genç de var ancak..."

 

***

TKP1920 İGD GECESİ VE “GENÇLİK DEVRİM İSTİYOR”MU?

 

TKP1920 tarafından İstanbul/Kağıthane'de düzenlenen Ocak'taki İGD gecesine katıldım. Gece üzerine yazdığım yazı, araya giren yoğunluklar nedeniyle biraz gecikti ama notlarımı tüm eski yoldaşlarımın, yol arkadaşlarımın dikkatine sunuyorum.

 

Aslında TKP1920 grubunun geçen yıl 5 Ocak’ta düzenledikleri toplantıya da katılmıştım. Bu geceki buluşma hem geçen yılkine hem de bir hafta önceki 7. Kongrecilerin anmasına göre daha organize daha kalabalıktı. 

Gecede epeyice yeni İGD'li genç de var. Gecenin hemen başında sosyal medyaya bir kaç fotoğrafla birlikte bir not attım. “Henüz eskilerden tanıdığım kimse çıkmadı 🙈 Hasan Tataroğlu hariç” diye yazmıştım ki, kendisi not yazdı “İlhami, sağ bileğimi kırdım kazada, ondan katılamadım”. Bana merhaba diyen ve Tataroğlu sandığım kişiye gidip konuştum, Metin Yerlikaya olduğunu öğrendim ve bu bilgiyi yazdığım nota ekledim.

 

Kısa açış konuşmasından sonra slayt gösterisiyle geçmiş 50 yılda ölenlerin fotoğraflarını izledik. Geçen hafta yapılan toplantıdaki slayt sunumu daha iyi hazırlanmıştı. Bu seferki epeyi eksikti. Sunum “Alnı kızıl yıldızlı baş, secdeye varmaz” marşı eşliğinde yapıldı. ‘Secdeye varmaz’ sözlerini geçmişte çok kişi ‘namaz kılmayan, ateist baş’ anlamında anlardı. Ben ise ‘eğilmeyen baş’ olarak yorumlama yanlısıydım hep. ;-) Yanımdaki genç ile bu konuyu konuşmaya çalıştım. “Ben dine karşı değilim ama laiklikten yanayım, dinin siyasete karıştırılmasına karşıyım” dedi. 

 

Çalınan marşların çoğunun bestecisi olan Tahsin İncirci’yi ve ATTF’yi tanıyan hatırlayan var mı diye bir kaç kişiye sordum. Bir kişi “parti korosu” diye yanıtladı.

 

7. Kongrecilerle birleşmeleri lazım. Böylece ihtiyar-genç dengesini sağlayabilirler. ;-)

 

Cemil Koçak ın önerisi çok iyi : TÜM ESKİ İGD'LİLER, BİRLEŞİN!

 

50 yıl önce bir tane İGD vardı. Şimdi en az 4 tane İGD olduğunu öne süren grup var ve neredeyse hepsi de “Gençlik Devrim İstiyor” demekteler. İGD’yi bir tür Komsomol olarak görmeye de devam ediyor çoğu. Oysa ilerici gençler belki de öncelikle “TÜM ESKİ İGD'LİLER, BİRLEŞİN” demeli, bu birleşmeden sonra “İlericilik nedir?” tartışmasını yapmalıdır. 

 

Gençlik Devrim mi İstiyor ?

 

“İlericilik nedir?” konusunu tartıştıktan sonra bu tür gençlik örgütlerinin, “Gençik Devrim İstiyor” gibi abartılı, soyut ve hatta yanlış sloganlar öne sürmeleri yerine, öncelikle gençlerin sahiden ne istediğine, ne isteyebileceğine yoğunlaşması gerekmez mi?

 

Belki de gençler, yurtdışından alışverişe getirilen gümrük sınırlamasının yumuşatılmasını istiyor.

Gençler, İHA/SİHA devrimini yaparak dünyada 1 numara olmuş Türkiye’nin, digital oyun alanındaki sıçramasının daha çok desteklenmesini istiyor.

Gençler, devletin sağladığı öğrenci yurdu sayısının arttırılmasını, şartlarının daha da iyileştirilmesini istiyor.

Gençler, meslek liselerinin daha yaygınlaşmasını, sanayi ile daha içiçe olmasını ve mezuniyet sonrası iş imkanlarının arttırılmasını, çeşitlendirilmesini istiyor. 

 

Gençler, mezuniyet sırası ve sonrasında staj olanaklarının arttırılmasını istiyor.

Gençler, yurtdışına vizesiz çıkılabilecek ülke sayısının artmasını istiyor.

Gençler, çalışırken aynı zamanda kendilerini geliştirebilecekleri (parasız ya da küçük ödemeli) kurs imkanlarının yaygınlaştırılmasını istiyor.

Gençler, (özellikle emekli ailelerin çocukları) ebeveynlerinin emekli maaşlarının enflasyon karşısında korunması için devletin daha cesur adımlar atmasını istiyor.

Gençler mesela en başta İzmir’de ve diğer bir çok şehrimizide, gençlerin alkolden ve uyuşturucudan dolayı kaybolmuş bir kuşak olmaya gitmesinin engellenmesini istiyor.

Gençler, onbinlerce gencin ölümünden sonra başka gençlerin yanlış politikalar sonucu daha fazla dağlarda yok olmaması için #TERÖRSÜZTÜRKİYE sürecine tüm partilerin, tüm vatandaşların destek vermesini istiyor.

 

Akıllı bir gençlik örgütü bu ve benzeri istemleri geliştirip çoğaltmayı göz ardı edip “Gençlik Devrim İstiyor!” demeye devam ederse, olmayacak duaya amin demiş olacaklar.

 

16 yıl önce Ekşi Sözlük’te bir yazı yazmıştım. Bakıyorum da hala güncel:

 

“Bizim kuşakların kafası "devrim" konusunda çok karışıktır. İhtilal, inkılâp, devrim sözcüklerini yanlış zamanda ve yanlış yerlerde bol bol kullanmış ama gerçek anlamlarını tarihsel bir anlayışla çözümleyememiş, çözdüğü noktalarda da meseleyi daha geniş bir topluluğun malı yapamamış bir kuşaktan geliyoruz. Düşünün ki, 27 Mayıs hala kimi yoldaşlarımızın beyninde ve yüreğinde "devrim" olarak yaşıyor...

 

İlhami MISIRLIOĞLU


***

Devrim konulu yazımın tamamını ekleyerek notlarıma son vermeden önce bir sözüm daha var; böylesi gecelerin olmazsa olmazı ses düzenidir. Ses düzeniniz kötüyse doğrusuyla yanlışıyla söyleneceklerin hepsi gürültüye gider… Devrim işine kalkışmadan önce ses düzenini düzgün yapmak, devrim kadar önemlidir ;-)

 

***

 

Devrim; 

"eğer sadece 
devirim olacaksa, kendisine karşılık evrimin (-bir anlamda reformun-) tercih edilebileceği durumun adıdır.

Devrim eğer sadece çocuklarıyla beslenecekse, evrim -bir anlamda reform- bir seçenek olarak anlamlı kalır.

Devrim, eğer bir diktatörlük (
burjuva diktatörlüğü) karşısında başka bir -üstelik denenmiş- diktatörlük (proletarya diktatörlüğü) önerecekse, kalsın benim davam divana kalsın; kendi egom için hiç olmazsa başkalarını yakmayayım.

Devrim, eğer felsefeden taşıp sahaya atılacaksa, Che'nin alnı yıldızlı şapkasında kalsın, bir de kulaktan kulağa büyüyen yanlış romantik macerasında;

Devrim, eğer doğuyu asla kavramamış, hatta küçümsemiş bir Marksizm’in, yorumlanıp geliştirilmiş -ve de aşılmış- biçimine dayanmıyor, tersine onun belirli bir dönem ve belirli koşullar için geçerli üstelik başarısız olmuş bir varyantına (
Leninizm) dayanıyor, üstüne üstlük bu yolun en kaba, en volontarist, en psikopatça yorumlanışını (Stalinizm), yaşanan tüm gelişmelere rağmen slogancılıkla göklere çıkarıyor, putlaştırıyor ise; 

Ben o devrime devrim demem, ben o devrimcilerden değilim demek isterim."

Son Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2026 20:43

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.