İLERİCİ GENÇLER DERNEĞİ'NİN (İGD) 50 YILI TOPLANTISINDAN NOTLAR

05 Ocak 2026 15:05 / 725 kez okundu!

 

 

"Bir dönem birbirine sırtını vermiş, yüzlerce zor sınavdan geçip, bir çok tehlikeye göğüs germiş 70’lik delikanlıların; eski tanıdıklarıyla karşılaşıp, anılarını heyecanla paylaştıklarına, telefon numarası alışverişi yaptıklarına tanık olmak güzeldi... Her şey bir yana, iyi ki İGD’li olmuşum."

 

***

İLERİCİ GENÇLER DERNEĞİ'NİN (İGD) 50 YILI TOPLANTISINDAN NOTLAR

Eski bir mensubu olarak İGD’nin 50. Kuruluş yılını anma toplantılarından birisine katıldım. İzlenimlerim aşağıdadır:

 

1. Toplantı TKP 7. Kongreciler tarafından düzenlenmişti.

 

2. Mustafa Suphi Vakfı’nda yapılan İGD’nin 50. Yıl toplantısına 64 kişi katıldı. Katılımcıların %95’i 70 yaş ve üstüydü.

 

3. Bir dakikalık saygı duruşu çağrısı yapıldı. Katılanların yarısından biraz çoğu ayağa kalkıp eskiden yaptığımız gibi sağ yumruklarını kaldırdılar, ben dahil kalan kesim ayağa kalkıp sessizce bekledik. Kürsüdeki beyaz saçlı arkadaş eskiden olduğu gibi didaktik biçimde saatine bakarak dakika tuttu (bunu garip bulduğum için geçmişte hep eleştirmiş ve fırsat bulduğumda daha doğal biçimde uygulatmıştım).

 

4. Çok sofistike olmayan, sade bir program kotarılmıştı.

 

5. Yusuf Bağatar tarafından yapılan kısa açış konuşması Hasan Hüseyin’in “Tanıklıklar” şiirine dayanıyordu. Düzenleme kurulu adına konuşan Orhan Demirbağ “Bizi ortak geçmişimiz bir arada tutuyor. Geçmişte İGD’ye emek vermiş herkesle birlikte olmak istiyoruz” dedi.  İGD MYK üyesi Mahmut Mengüllüoğlu ise konuşmasında İGD’nin kuruluş aşamalarına değindi. Mengüllüoğlu, konuşmasında ‘İGD’nin ilk kuruluşundaki aşamada kendileriyle diyaloğa geçen TKP’li kişinin Veysi Sarısözen olduğunu özenle belirtti. Sonrasındaki slayt gösterisinin bir yerinde ‘GSB’nin katılımıyla İGD’nin gücüne güç kattığı’ söylendi. Son olarak da Beşiktaş İGD şubesinden Ruhi Su korosu elemanlarından Yusuf Uzun, saz çalıp güzel üç dört türkü/marş söyledi. 

 

6. Aralarda bir kaç eski İGD’liden gelen mesajlar okundu. Toplantıda bir iki şubenin eski başkanları, 1 MYK üyesi, iki Genel Yönetim Kurulu üyesi vardı.

 

7. Hem açılış konuşmasında hem de toplantı sonrası muhabbetlerin çoğunda “Savaşsız, sömürüsüz bir dünya için, yola devam!”cılık vurgusu hakimdi.

 

8. Toplantı öncesi, sırası ve sonrasındaki muhabbetlerden notlar: Kürt meselesinde “ulusların kendi kaderini tayin hakkı”cılık yaklaşımı ağırlıkta gibi; DAEŞ ile komşu olacağımıza güneyde PYD ile komşu olalımcılar var; Suriye meselesinde Esadçı, Nusayrici yaklaşım gördüm; Suriye’yi HTŞ’nin, dinci faşistlerin yönettiğine dair iddiaları var bir kısmının. Zaten tartıştığım 5 kişiden üçü alevi olduğunu özenle vurguladı (birisi Antakyalı, birisi Mardinli, birisi de Sivas’lıydı). TKP’nin İstanbul örgütlenmesinin ilk başında etkin olmuş olan ‘Partizan dergisi’ grubundan (Nabi Yağcı vd. bir kaç kişiden) pek hazzetmediklerini hissettim. 

 

9. Açılış konuşmasını yapan Orhan Demirbağ “Haftaya cumartesi Kağıthane’de (TKP1920 tarafından düzenlenen) başka bir İGD toplantısı var. Çoğunuzun oraya da gideceğini biliyorum, hiç sorun değil, bizim toplantımızı bir ön hazırlık sayabilirsiniz” dedi.

 

10. Bir ara aklımdan 1984 yılında yazdığım bir şiirimi okumak geçti orada, ancak vazgeçtim. Aşağıya ekledim.

 

11. TKP’nin Yedinci kongresini yapan bu grubun birliği amaçladığını ama izlenimim odur ki böyle birşeyi başarmaları olanaksız.  

 

12. Bir dönem birbirine sırtını vermiş, yüzlerce zor sınavdan geçip, bir çok tehlikeye göğüs germiş 70’lik delikanlıların; eski tanıdıklarıyla karşılaşıp, anılarını heyecanla paylaştıklarına, telefon numarası alışverişi yaptıklarına tanık olmak güzeldi. 

 

13. Her şey bir yana, iyi ki İGD’li olmuşum. İzmir ve Ege bölgesinde GSB’den İGD’ye geçişteki katkım; İzmir’deki çok özel ortaokul ve lise örgütlenmesinden, liseli dergisi yayınlama deneyimimizden yola çıkarak liseli hareketinin tüm Türkiye’ye yayılmasındaki (ki İLD tam bizim önerdiğimiz gibi kurulmamış da olsa) emeğim; sanat bürosu çalışmalarında yarattığımız fark; 1978, 1979’da İzmir’de, 1984/85 ve 87’de Hollanda’da organize ettiğim Kırmızı Karanfil Müzik Festivalleri unutulamayacaklardan… Bunlar için yüzlerce İGD kardeşimle birlikte çalıştığımı unutmuyorum… Çoğuyla şimdi aynı bakış açısında olmasam bile, 50 yıl toplantısından, çoğunu anlıyor olmanın hüzünlü sevgisiyle ayrıldım. 

Vesselam.

04/01/2026

İstanbul

İlhami MISIRLIOĞLU

 

 1984 yılında yazdığım şiir: 


ONLAR


onlar

bir öğle yangınından sonra bir akşam serinliğinde

kilimlerini yayınca taş avlusuna dünyanın

bir gülüşle geçen ömürler gibi

bütün çöllerin bütün kervanlarına bir yangından su arttırır gibi

sessiz

sıradan

ölüp gittiler

hiç varamadan kumlu sulara

arkalarında beş paslı yıldız dışında bir şey bırakmadan


yıllarca anlatıldı efsaneleri

iki vaha arasında gördükleri dünya

sırat köprüsünde geri çekilenlerin


ant içip kazıdılar yanmış ağaç gövdelerine

en önde savaşıp son dönen türkülerini

şimdi tedavülden kalkmış para

tarihe üzgün bir çentik


kayıt çıkardılar iğde yapraklarına

kurutulmuş elmayla çocuklaştı yılları

suları zehirli diyarda bozuldu oruç

bir ömürdü tek yudumun bedeli, ölündü

ölen biliyordu susuzluğun evliyasını

üstelik aşure aşına kırk gece varken

bir ekmek kırıntısına secdeleyecek denli çocuktular

sevincin kepenksiz kuyumcuları

aklın kusurlarını kabullendiler şimdi


izleri hala durur taşları küf tutmuş

avlumuzda

postallarla çiğnenmiş eprimiş kimi yerler

ama solmamış kök boyadan al yeşil desen

anılarımızın Saraçhane Meydanı

ve müzelenmeyecek denli çok


zaten bilmezlerdi öyle şeyleri



kokuları tezgah başlarından silinmedi hiç

gölgeleri işçi yemekhanelerinde

bir garip fısıltı dolaşır onlara dair

ki kötülüklerine kimse tanık olmamış

hep birlikte kurşun asker : cilveli zaman

bilmeden işlemişler tüm günahlarını

günlük yaşam bin bir yüzle görünmüşken onlara


epeyidir serçeli diktikleri zeytin fidanı

ama geceleri balta izi kanarmış hala

fabrika yolunda her sabah Otosanlı işçi

yarayı mendiliyle temizlemese


Kan Kalesi Cengi’ne çocukça bağlı

zemheri ayına bir tas çorba ocakta

karanlık denizlerde ılıman bir fener

düşün sonsuz uçurumuna son dal

cehennem yazına testili gölgeliktiler

ve üç ev ötenin açlığına uyuyamayacak denli bizden



her biri bir gizin ustasıydı kendince

sanki kor yakamıza karanfilleri

gizleri giz değilmiş ne yazar

arazözün akıl almaz yangınına o gün

ateşli bir yelden bir avuç su

ah o Mayıs dünyasına destek ellerden

ah onlarla tokalaşmış ellerim

bir uzun karlı kıyamette az üşüyen kuşlardı


soru sormayı sevmezlerdi iyi mi kötü mü düşünmeden

kanı tutuşturan ilmin işçisi lokmanıydılar : yenilmiş

ağır ağır çekilmişlerdi dağlara ovalara fabrikalara

gecekonduların ürkünç sabrına emekçi mahallesinde

beklenmedik huruçlara deh diyebilmek için topal atta

dalıp yittiler belki düş içinde düşün benzeşmesinde

arkalarında beş paslı yıldız dışında bir şey bırakmadan


Deccal’a inat yalanın tadı

hala dillerdedir efsaneleri

ayın en ışıklı akşamlarıdır

güneşin en parlak alevleri

bir düş-yazarın belleğinde

içtikleri andı taşıyan o ağaç

geri geleceklerine dair o ant


masala inanan çağdayız

herkesin söylencesi kendine


Amsterdam 1984

Son Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2026 12:38

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.