NÜKLEERSİZ BİR YAŞAM MÜMKÜN

26 Mart 2011 10:59 / 1794 kez okundu!

 


Çernobil’in 25. Yıldönümüne yaklaşırken Japonya’da bir felaket yaşandı. 11 Mart’ta meydana gelen 9 büyüklüğündeki depremin ardından oluşan tsunamiyle birlikte Fukuşima nükleer santralından radyasyonlar sızmaya başladı. Bu nükleer facia Çernobil kadar büyük olmasa da ona yaklaştı.

Bu felaket bizlere, nükleer santrallerin ne kadar tehlikeli olduğunu ve çıkabilecek herhangi bir arızada ne kadar çaresiz kalınabileceğini bir kez daha gösterdi. Bizlere gösterdi ancak görünen o ki nükleer felaket hükümete –hatta muhalefete- henüz ne kadar tehlikeli olduğunu gösterebilmiş değil, ya da onlar görmek istemiyor. 2. Dünya Savaşı'ndan kalma bir teknoloji olan nükleer santralleri bizlere ‘yeni’ ve ‘temiz’ diye yutturmaya çalışıyorlar. Oysa daha doğadaki temiz enerjinin farkında bile değiller. Sadece Doğu ve Güneydoğu bölgesine kurulacak güneş enerji panellerinin tüm Türkiye’ye yetebileceğinden bihaberler.

Nükleer enerji santrallerinin tarihi kazalarla ve felaketlerle doludur. Sokaklarda ‘Yeni Çernobil’ler İstemiyoruz’ diye bağırırken, kimileri Çernobil’in sonuçlarını küçümseyip, bir daha bir şey olmaz diyorlardı. Hatta Çernobil’in yaşandığı dönemde diktatör Kenan Evren, ‘Radyasyon kemiklere iyidir’ diyor, dönemin bakanlarından Cahit Aral kameralar karşısına geçip ‘radyasyonlu’ çay içiyordu. Aynı zihniyet bugün, ‘O zaman tüp gaz da kullanmayalım’ diyebiliyor. İşin ciddiyetini bu seviyeye kadar indirebiliyor.

Bu insanları durdurmanın tek yolu sokakta olmaktır. Onlar ne yaparsa yapsınlar, biz o santralleri Akkuyu’ya, Sinop’a veya başka herhangi bir yere kurdurmayacağız. Biliyorum ki o santrallerde bir tek enerji üretilmeyecek, o santrallerde nükleer silahlar da üretilecek.

Tüm dünya artık temiz enerji kaynaklarına geçiyor. Bir çok ülke nükleer santrallerini kapatma kararı aldı. Çünkü nükleer, hem eski hem tehlikeli bir enerji kaynağı. Artık nükleer yok; Güneş var, rüzgar var, alternatif enerji kaynakları var. Tayyip Erdoğan nükleer için 20 milyar dolarlık yatırım diyor. O parayla alternatif enerji geliştirilip üstüne başka yatırımlar bile yapılabilir. Ayrıca bir nükleer santralın yapımı en az 5 ila 10 yıl arasında bir süreçte oluyor. Biliyorum ki bu ülkede yapılacak nükleer santral en fazla 3 senede yapılır. O yapılan nükleer santralda ne kadar dayanır siz düşünün.

Sokakta tartıştığım insanlar nükleer santral kurulunca çok büyüyeceğimizi, dışarıya enerji satıp ülkenin kalkınacağını ve elektrik paralarının azalacağına inanıyor. Çok büyümek için nükleer santrala ihtiyaç yok, bu bir. Bölgedeki çok az ülkede nükleer santral yok, bu yüzden enerji satışımız patlar, bu iki. Elektrik parasının azalacağını düşünen iyimser arkadaşlara da sevgilerimi iletiyorum, bu üç. Hadi bunların hepsi mümkün diyelim, nükleer yararlı. Peki onlarca felaket nasıl açıklanabilir? Sellafield İngiltere, Harrisburg ABD, Çernobil Ukrayna, Tokaimura Japonya ve bizlerden saklanan onca nükleer kaza ve sonuçları nasıl açıklanabilir?

Hükümet Mayıs ayına kadar Akkuyu’ya kazmayı vuracağını ilan etti. O kazmayı vurdurmamalıyız. Kazım Koyuncu’nun ve bölgede kanser nedeniyle hayatını kaybeden bir çok insanın katili nükleer lobileridir. 26 Nisan’da Çernobil felaketinin yıldönümünde tüm Türkiye ‘Nükleere Hayır’ diyerek sokaklara çıkacak. Bulunduğumuz her yerde kitlesel olarak sokaklara dökülmeliyiz. Nükleeri durduracak tek güç bizleriz. Sesimiz ne kadar baskın çıkarsa, o kadar iyi!


Sinan Canbay

26.03.2100


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.