DİKKAT SES YAPIYORUM

28 Mart 2024 20:29 / 445 kez okundu!

 

 

"Bu arada ilk facebook'ta adaylığımı açıkladığım zaman başıma gelenleri bilseniz... Ben aynı ben. Aynı insanlar anında değiştiler. Arkadaş, dost, düşman, tanıdık, tanımadık bir kısım muhalif insan beni linç etmeye, bana beddua etmeye başladı. İçlerinde çocukluk, gençlik arkadaşlarım da var üstelik. Canımı acıtmak için, kalbimi kırmak için ciddi emek verdiler. Tam o zamanlarda işte o kaza geldi. Kağıttan kulelerim başıma çöktü. Canım acıdı, kalbim kırıldı ama üzülmek, sızlanmak yerine anlamaya çalıştım. Zaten beddua tutmuştu. Ben seçimi bırakmıştım."

 

 

***

DİKKAT SES YAPIYORUM

Bir zamanlar çok değerli ustam Serdar LEBLEBİCİ atölyesinde çalışırken ortamdaki müthiş sessizliği bozmadan önce " dikkat ses yapıyorum" derdik. O sırada herkes başka bir resmin dilini çözmeye çalışırken ürkütmek istemezdi birbirini. Kimi bulut yaparken, kimi çiçek, kimi kaş yaparken göz çıkarmalarını istemezdik. Atölyenin o huzurlu, dingin halini düşünmek bile halâ ruhuma iyi gelir.

Televizyon, radyo, gazeteler, dergiler, internet yazıları, konuşmaları derken bir havlu attım. O atışşş...

Sene 2018 Aralık ayı; dediler ki sivil toplumda bu kadar çalıştın gel bakalım belediye başkanı ol Pervin. Madem sokaktaki her insandan, her bir taştan, topraktan, çiçekten, böcekten, kuştan, kediden, köpekten, kurbağadan, tilkiden, sincaptan, ağaçtan sorumlu tutuyorsun kendini, o zaman bir işe yara, dediler. Kim dedi? AK Parti Urla İlçe Başkanlığı bu teklifi yaptığında oranın yerini bile tam olarak bilmezdim. Urla'da PKK'nın o zamanki siyasi kolu parti binası açılışı yaparken taşlandıkları için üstüme vazifeymiş gibi bu konuda duyarlılık kasıp (şimdinin garip değişi ile) Emniyet, Kaymakamlık, belediye ve diğer bütün parti başkanlıklarını, pek çok STK temsilcisi ile ziyaret edip şiddetin esas kaynağına "iyi davranalım" hareketi yapmıştık. 

Barış sürecini BarışMA olarak yorumlayan baş belası terör sevici bölücülere son kez "şefkat" gösterişimdi. İşte taaa o zamanlardan küçük bir dirsek temasım olmuştu AKPlilerle. Sonuçta CHP li bir ailede doğmuşum. TÖS'lü, TÖB-DER'li bir babanın kızı, İGD'li, TKP'nin gençlik lideri bir abinin de kızkardeşi olarak büyüdüm. Solcu bir beyaz olarak, batı edebiyatı, batı müziği, klasik müzik ve opera dışında diğer müzikleri kerhen dinleyen, resim, heykel, güzel sanatların sadece batısına hayranlık duyan, yeme içmede şatobiryan yanında şampanya, şarabın en iyisine tenezzül eden, Avrupa'yı su yolu yapan, kendi değerlerini, doğulu kimliğini neredeyse hiçe sayan bir hayat yetmişti uzunca zaman. Yeni Anayasa Platformu (YAP) çalışmaları zamanında Tepekule Kongre Merkezi'nde geniş katılımlı bir toplantıda henüz başörtü yasağı varken ve solcuların bu yasağı destekledikleri zamanlardı; ilk "siyahi" çıkışım o gündü. "Türban yasağı kalkmalı burkaya kadar devam" demiştim. Çünkü çıplaklık ciddi bir problemken siyasal olduğu söylenen kapanmayı şeytanlaştıran anlayış, bizim kadim Anadolu, müslüman kültürümüzle asla uyuşmuyordu. Kibirli, üstenci bu tavır savunulur gibi değildi. 

Bütün suç oryantalistlerindi. Kıvır kıvır, yığ üstüste geriye bizden bir şey kalmamış. Baktım ki hislerimiz, duygularımız, düşüncelerimiz, hayallerimiz hatta rüyalarımız bile Avrupa Avrupa, batıcı bataklığında çırpınmaktayız.

Yanlış anlaşılmasın yalnız Avrupa'ya değil Asya'ya, Afrika'ya, Avustralya'ya, Antartika'ya, dünyaya, evrene hayranlığım kat be kat artarken kendi Ülkemin olağanüstü kıymetinin de farkına vardım. Kendi değerlerimizi idrak ettim bir parça. 

Neyse lafı uzatmayayım. Eski usul devrimciliğimin şablonunu bir türlü zamane koşullara uyduramadım. Çünkü ÇELİŞKİ BÜYÜK.

 

Zamane...

 

Pervin Urla'da Belediye Başkan Adayı oldu. Üç aday adayı vardı. biri doktor biri hemşire biri bendim. CHP 25 aday adayı ile kendini yiyordu. Çıka çıka FETÖcü bir adayı çıkardılar sonunda. Beni denize iten ilçe başkanı da o sırada değişti. Tam bu sırada 13 Aralık 2018'de kabus gibi bir güne başladık. Bizim işyerimizde elim bir iş kazası oldu. Bir işçi vefat etti. Maskesini çıkarmıştı üretim esnasında. Üretim müdürü sorumluluktan kaçtı. Eşim savcı tarafından içeri alındı. İlk duruşmaya kadar Buca'da konakladı. Herşey ortaya çıkana kadar 3 ay geçti. kazadan hemen sonra AK Parti İl Binasına giderek seçimden çekildiğimi açıkladım ancak basını bilgilendirmedim, duruşum değişmemişti çünkü.

Bu arada ilk facebook'ta adaylığımı açıkladığım zaman başıma gelenleri bilseniz... Ben aynı ben. Aynı insanlar anında değiştiler. Arkadaş, dost, düşman, tanıdık, tanımadık bir kısım muhalif insan beni linç etmeye, bana beddua etmeye başladı. İçlerinde çocukluk, gençlik arkadaşlarım da var üstelik. Canımı acıtmak için, kalbimi kırmak için ciddi emek verdiler. Tam o zamanlarda işte o kaza geldi. Kağıttan kulelerim başıma çöktü. Canım acıdı, kalbim kırıldı ama üzülmek, sızlanmak yerine anlamaya çalıştım. Zaten beddua tutmuştu. Ben seçimi bırakmıştım.

Seçim de beni bırakmıştı. 

Zamane...

Şer gözüken hayır bizimleydi. O zaman anladım ki her görünen değil hakikat.

İş kazası, herşeyin değişmesi, iyileştirilmesi için bizim sınavımız olmuş, sintine dolmuş, boşaltmak gerekli imiş daha sonra kavradık. 

Eşim bu olaydan sonra sen ekmek teknemizin başına geç ve işleri yoluna koy demişti. 

Sonuç; ailemiz ile birlikte çalışarak normalleştik.

Zamane kalıpları zamanla değişmez ise, bu bir suçtur.

Bakın ZAMANE'de Engin Geçtan "varoluş suçluluğu" diye bir başlık açar ve der ki;

Çoğumuz kendi aleyhimize oynadığımız oyunlardan haberdar gibiyizdir, ama başka seçenekler yokmuşçasına bunları sürekli görmezden gelip alışageldiğimiz kısırdöngülere tutunuruz. DENENMEMİŞİN KORKUSUNDAN ÖTÜRÜ, BİZİM İÇİN ZARARLI OLDUĞUNU BİLE BİLE, BİLİNENE TUTUNMAK.

Ne güzel demiş Üstad...

31 Mart Yerel seçimleri var iki gün sonra. 12 yıldır tanıdığım Hamza Dağ İBB başkan adayı. İzmir Milletvekili olduğu zamanlar boyunca nezaketi, tevazusu, çalışkanlığı, samimiyeti, doğallığı, sözünde, özünde duruşu ile gönlümüzde taht kurmuş bir insan. kimsenin hangi partiden olduğuna bakmaksızın yardımına koşan, ilgilenen varsa sorunu çözmeye çalışan güzel bir insan.

Parti üyeliğim yok ama tarafım belli olsun. Yıllardır hasretini çektiğimiz hizmetten yanayım. Yerel seçimde parti yoktur, insan vardır. İş yapacak insan arıyorsak HAMZA DAĞ doğru insan. İzmir şehir olarak gerçekten güzelleşmek, iyileştirilmek zorunda. Artık hamaset, boş laf ve istismar işe yaramıyor... İşe yaramıyor!!!

Hamza Dağ ile İzmir'e hizmet gelecekse neden oy vermeyelim? Aynı kente tutunmadık mı hepimiz?

Aynı partiye oy vermekle şehrimizde hiç bir gelişmenin olmadığını artık anladı İzmir. İradesi bu kadar aşağılanan İzmirli bu kez mantığını kullanmak istiyor elbette. Bu yüzden olsa gerek pek çok CHP'li ya da başka partili dostum bu kez oylarını hizmete, gerçek belediyeciliğe vereceklerini dile getiriyor.

Adam seçelim parti değil. Hizmet getireceğine inandığımız birini seçelim yahuuu...

Bu kadar zor mu kendimize, kentimize yararlı birini seçmek?

Kime ne bağımlılığımız var?

Deneyelim, görelim.

Şehir kazansın, insanımız, çocuğumuz, çoluğumuz, anamız babamız kazansın. 

Bildiğimiz yanlışı unutmak en kötüsü çünkü.

İZMİR'İ SEVİYORUM DEMEK YETMEZ

İzmir'ie faydalı olacak, bu şehrin her tarafına eşit hizmet götürecek bir başkan seçmek gerek. Bu işi ciddiye almak gerekiyor. Yerel yönetimde partiye değil kişiye oy verilir. Gerçek değişim hizmetle gelir. Samimiyet, tevazu, çalışkanlık, akıl, fikir, proje ve beceri ile gerçekleşir.

Bu büyük planı gerçekleştireceğine inanacağımız birine ihtiyacımız var.

Yetti artık boş vaatler...

Artık icraat bekliyoruz.

İzmir olarak bunu fazlası ile hakediyoruz.

 

Pervin MISIRLIOĞLU Erkilet

28.03.2024 URLA 

 

 Not: Bu sefer birlikte başarmak için ve hatta zıt kutupları enerjide birleştirmek için bunu yapmamız lazım.

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.