EŞİKTEKİ İŞTAH

12 Mayıs 2024 09:41 / 324 kez okundu!

 

 

Karpuz da kesilmişti, tatlı da yenmişti. İlk suskunluğa gelindiğinde ayrılık vakti de gelmişti. Eşikteydi ayrılık... Her defasında o acıyla tanışmak mıydı veda? İlk ayrılık son ayrılığın tadını hatırlatır mıydı? Eşikteki iştah neyi anlatır durmadan? Ecel gelecekse eşikte vazgeçer sanki...

 

****

 

EŞİKTEKİ İŞTAH

 

Karpuz da kesilmişti, tatlı da yenmişti. İlk suskunluğa gelindiğinde ayrılık vakti de gelmişti. Eşikteydi ayrılık... Her defasında o acıyla tanışmak mıydı veda? İlk ayrılık son ayrılığın tadını hatırlatır mıydı? Eşikteki iştah neyi anlatır durmadan? Ecel gelecekse eşikte vazgeçer sanki...

Birdenbire açılırız birbirimize, uçarız daldan dala, konulara dokunur, hikayelerin kapağını açar ama kapatmayız. Sanki bir daha hiç görüşmeyecekmişiz gibi günahlarımıza, sevaplarımıza birer çentik atarız. Son damganın soğuk gölgesine sığınarak iz bırakmak isteriz. Merhemi karşımızda sanırız oysa biz ona şifa oluruz, hiç çare aramayana... Yalanımızın da, doğrumuzun da terütaze etkisine maruz bırakırız insanları ve elbette biz de aynı son dakika imajına iman etmek zorunda kalırız.

Saatlerce tek bir anlamlı sohbete dilimiz varmaz ama eşikte iflah olmaz bir iştahla neşteri atarız derin yaralara. İyileşmeyen yaranın oracıkta karılır meyanesi...

 

EŞİK SOHBETİ

Evet baldan tatlıdır. Hep bir ağızdan ağıt yakılır hem yolcuya hem de yolcu edene. İkisi de ayrılık anındadır. İkisi de vedalaşır birbiriyle. Ne güzel der Anadolu insanı "hakkınızı helal edin" diye.

İşin aslı EŞİKTE SOHBET utangaç bir helâlleşmenin beceriksiz son sahnesidir. Ya görüşülür bir daha ya da hiç tekrarlanmaz buluşma ama insanların eline ayağına karışır bir garip mahçubiyet. Ondandır son ana kalması esas sözlerin, ondandır tükenmiş zamana öfkelenmenin eşiği...

Kapının önünde birikir insanlar. Bu seromoninin başlangıcı ve sonu eşikte biter. Bu eşik atlatılırsa herkes yeniden güvende olur. Yeniden eksik bir şekilde döner eski günlere, gecelere. Eksik anlatmıştır kendisini, anlatılanları da tam olarak kavrayamamıştır. Zaman hep kısa, sohbet hep eksik kalır o yüzden...

Ağrı eşiği düşük olan yenilir sonunda. Kapıya ilk ulaşan eşikten atlar ve çıkar sohbetten.

Komşusuyla kapıdan kapıya, eşikten eşiğe merhabalaşanlarımız varsa çok şanslıdırlar.  Ya da tam tersi elbette. Yaşam alanlarımız şimdilerde ters taraflara yapılır ki birbirimize selam vermek zorunda kalmayalım. Birbirimize gülümsemeyelim, hal hatır sormayalım, soramayalım diye... Malum site hayatlarımız.

Önceleri bahçemizin dört tarafı da açıktı komşulara. Çit yapmamıştık etrafına. Kırsalın büyüsü muhabbettendir diye düşünürdük galiba. Bir de baktık ki seneler sonra örmüşüz duvarlarımızı... Yeşilden duvarları örmüşüz, kaldırmışız sınırdaki üç basamak merdivenimizi, açmaz olmuşuz aşağıdaki kapımızı da bacamızı da komşulara. Giderek çekilmişiz iç kalemize. Eşikte yakalanırsak geçen bir arabaya ya da bir insana başımızı da çevirmeye fırsat bulamamışsak en yapay merhaba dilimizden dökülse de karşıda duyulmaz. Bu sağırlık ölümün eşiğine, cehennemin kapısına dayanır. Sevgiden, samimiyetten yoksunsanız insana ulaşamazsınız. 

Bir ayağımız eşikte bir ayağımız dışarıda hayıflanır dururuz kendimize. Kendimizden kaçtığımız bir durumdur bu. İnsanlığımızdan, özümüzden, ontolojik bütünlüğümüzden korkarız, kaçarız. Köşklerimizdeki köhneliğimiz bu unutttuğumuz özelliklerimizden mi(?) diye sormayız...

Eşikteki iştahımız beşikten mezara bizleri yoklar durur ama hayatımızın kapısını hangi kilit tutarsa tutsun sonunda açılır. Karanlığa ya da aydınlığa koşarız hiç durmadan. Ölümüne kaçış, ölümden kaçış nafiledir oysa... Hızla geliriz eşiğine öbür dünyanın...

Helalleşmek, nedamet getirmek cesaret ister, samimiyet ister ama kırılan kalplere bu yakarış gerçek değilse yutturulamaz. O yüzden toplumsal ayrışmalarımız, farklılıklarımız, ötekileştirmelerimiz, adrese teslim aşağılamalarımız boşuna düşman yaratmaz.

Bir adım atarız eşikten dışarı, bir bakarız ki bir başkası da bir adım atmış içeri girmek için, bırakmışsa dünyevi hırslarını, kıskançlıklarını, önyargılarını, sevgisizliğini, riyasını, yüreği ve merhameti ile geliyorsa size, sonuna kadar açarsınız kapınızı, kucaklaşırsınız kendinizle, insanla...

Eşikte beklettiklerimiz yorulmadan, belirsizlik eşiğinde can çekişenlere kapıyı açalım.

 

Pervin MISIRLIOĞLU E.

18.04.2024 /URLA

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.