UYUTMAYIN BENİ NE OLUR!!!

09 Ağustos 2024 14:17 / 1060 kez okundu!

 

 

Sokaklar kimin için güvenli, kimin için güvensiz?

Benim için çok güvenli çünkü 24 saat güvenlikli bir sitede yaşıyorum. Etrafı korunaklı çitlerle kaplı, son derece "snob", "hijyen" ve gerçeklikle kopuk bir ev yaşamına sahibiz. İş yerimiz ise OSB'de. Yani tüm çevremiz, düzenlemesi ve organizasyonu, peyzajı, hayvan ve bitki florası açısından bakımlı, sağlam, güvenilir durumda. Şükürler olsun da…

Bu ne demek?

 

*****

 

UYUTMAYIN BENİ NE OLUR!!!

 

Sokaklar kimin için güvenli, kimin için güvensiz?

Benim için çok güvenli çünkü 24 saat güvenlikli bir sitede yaşıyorum. Etrafı korunaklı çitlerle kaplı, son derece "snob", "hijyen" ve gerçeklikle kopuk bir ev yaşamına sahibiz. İş yerimiz ise OSB'de. Yani tüm çevremiz, düzenlemesi ve organizasyonu, peyzajı, hayvan ve bitki florası açısından bakımlı, sağlam, güvenilir durumda. Şükürler olsun da…

Bu ne demek?

İş yerimiz ile ev arasında mekik dokuyoruz. Bir yılda bir neredeyse AVM'ye gidiyoruz. Şehirlerarası genelde otomobil ile, uluslararası çıkışlar ise uçakla oluyor. Bu durumda bizim mahallemiz yok. Sokağımız yapay, komşularımız var ama yok, dertlerimizin çoğu eksantrik bu sitelerde. Kasaba elektriği gittiyse jeneratör var, kesintisiz güç kaynağı var, havuzları açık, kapalı, özel veya siteye ait. Ayrıca her tür spor tesisine "sahibiz" şükür. Tenis kıyafetleri giyer kortlara uğramayız. Gibi gibi…  

Konfor insanı uyutur, lütfen uyutmayın beni…

Aydınlanmamış aydınlar, çağdışı çağdaşlar, değişime direnen, kendini asla güncelleyemeyen arkadaşlar, mağarada kalmış solcu dostlar lütfen uyutmayın beni.

Uyanık kalmalıyım.

Uyanık ama kurnazlığı olmayan… Üç kağıtçı, beş kağıtçı olmadan biraz naz, nazlı olalım da belki fazlasından imtina ederek. Kurnaz hep tilkinin “meziyeti” sayılırsa da insan için ahlaksızca bir duruş.

Dünün saplantılı yanlışlarını gelecek nesillere haksız bir gururla sunan kifayetsiz muhterislerin ne bilgisi ne de görgüsü bizlere örnek olamaz. Bilgisini çağdaş verilere göre eğip bükememiş bilgiç ve “bacaklı kütüphanelerin” hışmına uğramaktan illallah etmişlere meramımı anlatmaya çalışıyorum. Sözlerimizin bir değeri olmadığında susmanın bilgeliği her yaşta bizi büyütür.

Yahu bir sınamamız, araştırmamız gerekmiyor mu?

Okuduklarımızı, öğrendiklerimizi yaşamın bu hızlı geçen zaman çarkları ile nereye doğru geliştiğini ya da gerilediğini karşılaştırmamız gerekmiyor mu?

Her çağdaş olan değerli değildir, her değerli olan da çağa uygun olmayabilir.

İdris Küçükömer “Türkiye’deki solcuların sağcı, sağcıların solcu olduğu” bir ülkeden söz ederken o zaman kimse bunu tam anlayamadı yüksek ihtimalle. Bu keskin zekanın muhteşem özetine mütevazı bir katkı sunmak isterim.

Türkiye’de muhafazakâr insanlar yeniliğe açık, değişimin mucizelerine duyarlı, talihsiz direnişlere teslim olmayan bir tutum içinde iken kendini çağdaş ve seküler olarak gören insanlarımız ise Avrupa’nın Orta Çağı'na aşık bir tutuculuk içinde olmaktan hiç sıkılmıyorlar, hiç sorgulamıyorlar kendilerini. Hadi anlayışlı olalım tamam, Avrupalı olalım da Orta Çağ Avrupalısı olmanın modernite ile ne alakası olabilir? Ayrıca modernite doğru bir navigasyon mu? O da ayrı bir düzmece…

“Çağdaş olmanın” yaş sınırı hadi diyelim ki bonkörce bir yüzyıl. Bıçakla kesilmiş gibi olsa bu süreç de keşke bir düğmemize basılsa ve biz çağın içine girsek.  

Yapay zekâ çağındayız eyyyy modern bedhahlar, bu demektir ki “temel konularda” benim, senin zekasına ihtiyacı yoktur bu dünyanın. Navigator sen değilsin, navigasyon kimlerin denetiminde biliyoruz işte. Gladyatör olsan, alp olsan serhat boyunda, çaresiz.

Diyebilir miyiz ki eski savaş kuralları şimdikinden vahşi ya da ahlaksız… Kalleşliğin bile tanımı değişti günümüzde. Savaş etiği, mertlik, anlaşmalar, angajmanlar hepsi hikâye…

AbİM İlhami’den aldığım ilham ile söylemeliyim ki nasıl demokratlık bir kez kazanılan, kırmızı kurdele niyetine asılan, takılan rozet ömür boyu sizde kalacak bir nişan olmuyorsa, düğünü hiç olmaz. AbİM der ki; demokratlık her seferinde yeniden ve yeniden kazanılması gerek çünkü o, demokratlığın şanına yakışır olabilmek için tek yoldur. Nasıl okulda bir kerelik takdirname bir öğrenciye her seferinde iftihar diploması getirmediği gibi birincilikle bitirilen her üniversiteliyi de holding ceo'su yapmaz.

Bugün bin yıl Orta Çağ karanlığında yaşamış batı, kafasına göre yasa yapıyor, pazarlıyor. Dünyaya da bunu süsleyip püsleyip çoğu zaman da zorla dayatıyor. Işık doğudan yükseliyor da batıda başka yansıyor, ona göre de yasaya dönüşüyor yani. Doğunun hakkının yenmesine de demokrasi, eşitlik deniyor. Onlar neyi kutsuyorsa ona tapınıp, onu savunuyoruz. Bu her konuda böyle. Oysa batının örnek alınacak çok daha iyi kanunları var.

Günümüze baktığımızda LGBT bireyler öyle bir baş tacı yapılıyor ki “sıradan” insanlar eksikleniyor. Neyin reklamı yapıldığının hiç mi bilincinde değiliz?

Korumacı mı, saklamacı mı, muhafazakâr mı, çağdışı mı, modern mi, dindar mı, liberal mi?

Hangi kalıp bize uyar?

Vicdanımızda çiçek açtıracak tüm güzellikler çöpe nasıl gider?

İstisna yok bunların defterinde ya onlardan ya da düşmansın. İşte bu canlıların sadece insanlardan ibaret olmadığını, bitkilerin, hayvanların, doğanın ta kendisinin ve cansız muamelesi yaptığımız taşın, toprağın, eşyanın ortasında çok kısa ve nöbetleşe durduğumuz bu dünyada önce ben, önce sen, önce o, önce köpeğim, önce kedim, önce benim bahçem, arabam, evim, kızım, oğlum, annem, babam, önce benim derdim, önce benim geleceğim, önce önceliklerim demek uygarlık mıdır?

Değildir.

Masum insanlar telef edilirken buna karşı çıkmadan, kaçıp köpekler üzerinden hassasiyet geliştirmen inandırıcı olmayacaktır. Ve zaten bir kıymet de ifade etmeyecektir.

Köpekleri insanlaştırarak, insanları da köpekleştirecek bir denge adaletin terazisini sonsuza kadar bozar. Makul çözümler bu şizofrenik merhametin günahını çoğaltır.

Yaşadığımız dünyaya bir bütün olarak davranabilecek ve onu geliştirecek, değiştirecek, dönüştürecek aklı Allah sadece insanoğluna vermiş.

Adalet eşit dağıtılamaz bu noktada. İnsan aklı, mantığı var oluş kuralları ile işler o yüzden.

İnsanı insani düşünüş var eder.

Uyutmayın beni ne olur?

 

Pervin MISIRLIOĞLU E.

10-07-2024 - Urla 

 

Son Güncelleme Tarihi: 13 Ağustos 2024 23:05

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.