COOL VE KUL

21 Mayıs 2024 15:59 / 204 kez okundu!

 

 

Gönlünüzü açtığınız kimse suçlu değildir her zaman. O tesadüfen de seçilmiş olabilir, bilinçli de. Mesele o açılan kapıdan, ahkam kesmeden usulca girebilmek ve dinlemek, sükunet içinde orada bulunmak. Sükuneti bozarken de bu yakınlığa yaraşır şekilde sınırlar çizmek ve samimi bir diyalog başlatmak. Garip bir çelişkidir bu, alırken verdiğiniz, verirken aldığınız bir sınanma dönemidir. 

 

*****

 

COOL VE KUL

 

Hikayelerimizi değiş tokuş edemediğimizde cool oluruz, al gülüm ver gülüm olunca da kul halimize döneriz.

Hırsız arkadaşlar ile nazik dostlar arasındaki fark büyüktür.

Gözlerinizin içine bakarak çalarlar sizin hikayenizi. Yüreğinizin her zerresi ile açarsınız içinizi, derdinizi, tasanızı, sevincinizi ya da acınızı ve hatta belki anlatılabilir mahrem iç dünyanızı anlatırsınız dost zannettiğiniz bir arkadaşınıza, hevesle dinlerken gözlerinde ızdırap ya da olması gereken telaş ve heyecanı göremezsiniz. Donuk ve duygusuzca bir karşılama size daha fazla eksiklik hissettirirken eliniz boş dönersiniz bu alışverişten. Çünkü sizin sırrınız karşıya atılan bir çöpe döner. Oysa bu gönül orada bir sığınacak kucak ararken ondan da kendisinin yaşadığına benzer hikayeler duymak, dinlemek ister. 

Değiş tokuştur bu muhabbetin adı.

Muhabbet yoksa yakınma ve şikayete döner o masum hikayemiz. Ve galiba aslında anlatırken anlarız kendi yaralı boşluklarımızı ya da aslında işte o sırada esas olarak anlaşamadığımızda anlaşmışızdır. Buna rağmen her defasında ayrılmada tembel kalırız. Bütün ilişkiler kendi içinde uyumlu bir üslup yaratamazsa ölür. Ölmelidir de...  

Bir de bakarsınız hikayen uçar ve izi kalmaz geriye.

Gönlünüzü açtığınız kimse suçlu değildir her zaman. O tesadüfen de seçilmiş olabilir, bilinçli de. Mesele o açılan kapıdan, ahkam kesmeden usulca girebilmek ve dinlemek, sükunet içinde orada bulunmak. Sükuneti bozarken de bu yakınlığa yaraşır şekilde sınırlar çizmek ve samimi bir diyalog başlatmak. Garip bir çelişkidir bu, alırken verdiğiniz, verirken aldığınız bir sınanma dönemidir. 

Tartılmaz, tartışılmazdır bazı şeyler.

Ancak bazı sözlerin darası çıkınca geriye tortusu bile kalmazsa işte o zaman ihanete uğramış hissedersiniz kendinizi. Gönüllülük esasına dayansa bile bu ilişkiler kalitesini yaratmıyorsa kendi içinde her zaman ziyankarlıktır.

Derdine ortak edemediğin insan, senden daha dertsiz ya da sorunsuz olduğundan değil belki de her zaman, çünkü teşhirde başka seçenekleri kullanıyor "çağdaş" insan.

Vücudunu teşhir etmekten daha seçkin uğraşlar, sanatlar var elbette. Tercihi başka yerlerde kullanmanın cazibesi ise zeka ve akla hizmet etmesi olmalı. Bu bir insanın kendine borcudur. 

Farklılıklarımız olsa da hep derim; 

Her insan birbirine aşinadır. 

Irk, dil, din, milliyet, yer-yurt, cahil, kültürlü istediğimiz kadar çoğaltalım bizleri, sizleri, hiç farketmez. Herkes aynı ortak paydada Dünyadaş. Üstlerindeki kimlik, ego, kibir, gurur, ot-çöp kalktığında sade bir insandan söz ediyorum.

O sade insan derdini derdine tokuşturandır. Öbürünün derdinden yaralanandır, yararlanan değil.

Kendimizi birbirimizden başkalaştırdığımızda temel sorunlarımız da hayatın kuyruğuna takılan sonsuz bir kaos oluşturur. 

Her gün ilk defa öğrendiklerimize, duyduklarımıza, hissettiklerimize, sevinip üzüldüklerimize ne kadar çok şaşırdığımızı unutmayalım.

Biz cool olana değil kul olana açtığımızda kollarımızı, sarılmanın büyüsünü hissederiz. Alan da gül kokar, veren de gül kokar...

 

Pervin MISIRLIOĞLU E. 

02.05.2024/ URLA

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.