Çözüm için sokağa!

07 Mayıs 2013 21:53 / 1559 kez okundu!

 


Tarihi günlerden geçiyoruz. Kürt sorununda 30 seneden bu yana ilk defa bu kadar olumlu bir çözüm süreci başladı. Aylardır şehit haberleri gelmiyor. PKK, 8 Mayıs itibari ile çekileceğini açıklamıştı; çatışmaların sona ermesi, diyalog sürecinin gelişmesini hızlandıracaktır.

Peki ne oldu da bu çözüm süreci aniden hayatımıza girdi? Daha Kasım ayında cezaevlerindeki açlık grevlerini konuşuyorduk. Bu grevlerin bittiğini Diyarbakır polisi, grevcilerle dayanışmak için eylem yapan Kürt göstericilere, Abdullah Öcalan'ın grevlerin bitmesini istediği anonsunu yaparak duyurdu. Aralık'ta ise Ağustos ayında gerillalar ile kucaklaşan BDP'li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını konuşuyorduk. Ocak ayına geldiğimizde ise devletin İmralı'da Abdullah Öcalan ile görüştüğü ortaya çıktı. O günlerden beri ülkede çözüm süreci konuşuluyor. 2010 referandumu öncesinde İmralı ile görüşüldüğünü Erdoğan bizzat açıklamıştı. Bugün yapılan görüşmelerin, geçmiş zamanlarda yapılan görüşmelerden farklı olduğu çok açık.

Bir kısım insanın kafasında oluşan 'AKP'nin barışı' görüşü ise siyaseten çok kör bir görüş. Böyle düşünen insanlar 30 seneden beri mücadele eden Kürt halkının gücünü görmezden geliyor. Özellikle 2007'den beri parlamentoda (aslında sadece parlamentoda değil, sokakta, hem de polisten gaz yiyerek!) DTP/BDP'li vekillerin verdiği mücadele ile birleşen güç, devleti daha ciddi anlamda görüşmelere zorlamış ve bugüne getirmiştir. Yani bu barış, Kürt halkının barışıdır. Masada onlar taleplerini dile getiriyor, biz o masayı koruyalım.

Derin devlet ise bu süreçte boş durmadı. Paris'te 3 kadın aktivist katledildi. Bu provokasyon bile görüşmeleri baltalayamadı. Cenazelere bir milyon insan katıldı ve o cenazeler birer barış mitingine dönüştü. Newroz'da ise Diyarbakır'da yaklaşık üç milyon insana Abdullah Öcalan'ın mektubu okundu. 2013 Newroz'u tarihe geçti, bu ülkenin resmi ideolojisinin tuğlalarına en büyük darbeyi bu Newroz indirdi.

Şimdi ise bu müzakerelerin provokasyona uğramadan devam etmesi gerekiyor. Sürecin tersine dönmesi ve olumsuz sonuçlanması felaket anlamına gelir. Baskın Oran'ın verdiği hafif örnekte dediği gibi, "Kimse AVM'lere giremez".

Toplumun çoğunluğu barış istiyor ama bunu pek göstermiyor. 900.000'e yakın asker kaçağı, artık silah tutmak istemediğini adeta haykırıyor ancak bu da görünmüyor.

Ülkenin doğusu her seferinde barış isteğini sokaklara çıkarak gösteriyor. Son Newroz bunu bir kez daha gösterdi. Peki batıda da insanlar sokağa çıksa güzel olmaz mı? Bu taraflardan oluşacak kitlesel bir hareket müzakereleri hızlandırır, en önemlisi provokasyonları önler. Bu can alıcı meselenin çözümüne katkı sağlamak insanlık borcudur. Çözüme Evet Koalisyonu, 26 Mayıs'ta İstanbul'da kitlesel bir miting yapacak; aynı koalisyon 11 Mayıs günü İzmir'de saat 14:00'da Konak YKM önünde toplanacak ve şenlikli bir yürüyüş düzenleyecek. Daha fazla insanın ölmemesini isteyen, barış isteyen, 'sokakta' çözüme katkı sunmak isteyen herkes buralara davetlidir.


Sinan CANBAY

07.05.2013


Son Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2013 01:10

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.