PARDON, AŞK MI DEDİN?

26 Ağustos 2009 00:09 / 1861 kez okundu!

 


"Aşk... Bu duyguyu yaşamayan var mı? Terk edildikten sonra oturup ağlamayan, kadın/erkek hiç fark etmez bu duygu alır sizi götürür uzak diyarlara, gidilmemiş ülkelere, ayaklarınız yerden kesilir. Sağlıklı düşünemezsiniz..."

***

Âşık Veysel'in dediği gibi; "Güzelliğin on par'etmez bu bendeki aşk olmasa." 

Aşk... Bu duyguyu yaşamayan var mı? Terk edildikten sonra oturup ağlamayan, kadın/erkek hiç fark etmez bu duygu alır sizi götürür uzak diyarlara, gidilmemiş ülkelere, ayaklarınız yerden kesilir. Sağlıklı düşünemezsiniz. Deyim yerindeyse körsünüz hatta duymuyor, algılamıyorsunuz. Hiç yabancı gelmedi değil mi? 

“Nereden çıkardın şimdi aşk meşk laflarını” dediğinizi duyar gibiyim. Ben size okunacak birkaç kitaptan bahsedeceğim. Bunlar da aşk içerdiği için mecburen girişi böyle yaptım. 

İlk kitabım Sel yayınlarından çıkan (kitabın ilk baskısı Yapı Kredi Yayınlarından çıkmıştı) Alain de Botton'un "Aşk üzerine" kitabı bu kitapta yüzyılımızı, aşklarımızı, yenilgilerimizi, ihtiraslarımızı tam da "Ah, ben de öyle düşünmüştüm / hissetmiştim / yapmıştım" dediğimiz yerden yakalıyor. İçinde yaşadığımız dünyanın "aşk" diye adlandırdığı şeyin, doğum günü hediyelerinden, hafta sonu kaçamaklarından, yılbaşı partilerini beraber geçirmekten başka bir şey olduğunu düşünenler için harika bir kitap. 

İkinci kitabım Metis yayınlarından çıkan Carl-Johan Vallgren’in yazdığı "Bir Garip Aşk Hikâyesi". On dokuzuncu yüzyılın başlarında, Königsberg’deki bir genelevde bir hilkat garibesi doğar. Doğarken annesinin ölümüne sebep olan bu canavarımsı yaratık sağır, dilsiz ve ürkütücü bir şekilsizliktedir. Ne var ki çok gizli bir yeteneğe de sahiptir: İnsanların zihnini okur, kalplerinin en derininde olup biteni bilir. Herkül adı verilen bu bebeğe hayatın bahşettiği en büyük armağan, onunla aynı gün genelevde dünyaya gelen güzeller güzeli Henriette Vogel ile birbirlerine duydukları kopmaz aşktır. 

Ama içinde yaşadıkları dünya –tahmin edebileceğiniz gibi– böyle bir aşkı kaldıramaz, âşıklar birbirlerinden uzağa savrulurlar. Yeteneği başına bela olan, çetin düşmanlar edinen Herkül, on dokuzuncu yüzyıl boyunca aşkının peşinde Avrupa’yı bir ucundan diğerine dolaşır. Tımarhaneler, ucube sirkleri ve manastırların içinden geçerken, dönemin yüksek kurumlarındaki mühim şahısların içyüzüne tanık olur, dehşete kapılır: Gözlerimizin önündeki, kan, hırs ve toplumsal baskıyla, çürüme ve kutsalın kötüye kullanılmasıyla dolu bir tarihtir. İnsan olmanın anlamını sorgularız kahramanımızla birlikte, ama her şey bir yana, garip de olsa sarsılmaz bir aşk öyküsüdür dinlediğimiz. 

Aşkı en güzel dizeler anlatır bize, ben en çok Nazım Hikmet'in şu dizelerini severim: 

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum. 

Aşk öyle güzel bir duygudur ki her şey düşünmekle başlar. Mutlu olmakla devam eder. Ümit etmekle biter... 

Burada bütün kitapları tanıtmam çok zor ben iki kitap seçtim. Dergilere gelince; 

Doğu Batı dergisinin 26. ve 27. sayıları Aşk üzerine, daha doğrusu "Aşk ve Doğu", "Aşk ve Batı" olmak üzere iki sayıda toplanmış. Diğer dergimiz ise Yapı Kredi Yayınları'nın çıkardığı Cogito dergisinde aşk 4. sayıda yer alıyor. 

Aşk dolu sevgi dolu bir yaşam diliyorum herkese... 

Yazın sıcağından ve bunaltısından kurtulduğunuz serin bir bahar sabahı Kordon’da bir bankın üstünde sevgilinizle denize karşı farklı duygularla elinizdeki aşk kitaplarını kenara bırakıp geçen gemilerin siren sesinde ve denizin içinizi ürperten serinliğinde buluşmanız dileğiyle... 

İyi okumalar,
 
Murat Şahin
26.082009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
26 Ağustos 2009 01:02

deepblueeagle

sağolasın. botton'un kitabı mükemmeldi. aşkın herkese özel ince detaylarını anlatıyordu. botton'un diğer bütün kitapları da mükemmel zaten. proust'la ilgili olanı ise edebiyat şöleniydi. botton, yazılarını, bugünlerde havaalanında, giden gelen yolcular arasında, bir masada yazıyormuş. ne hoş bir buluş. botton'un yeni bir kitabı daha yayınlandı türkiye'de. bir garip aşk öyküsünü ise atlamışım. üstelik en sevdiğim yayınevlerinden biri yayınlamış. metis. okurum. cogito okunmaz mı hiç. ama doğu batı dergisinde çıkan yazılar da gözümden kaçmış. onları da okumalı. çok çok teşekkürler. hep okuyup hep yazın.

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.