Alçaklığın Evrensel Tarihi

28 Ocak 2017 13:45 / 1237 kez okundu!

 

 

… Babam önce Neriman Teyze’ye sonra bana baktı. Kulağımı çekip okkalı bir Osmanlı tokatı attıktan sonra “Yarın camcı Rüstem’e söylerim değiştirir” dedi. Babamın ısrarlarına rağmen içeriye girmeyen kapının önünde duran nam-ı değer gudubet Neriman yetmiş beş yaşının verdiği çeviklikle ikinci tokatın önüne attı kendini. Kızarmış ateş gibi yanan sol yanağımı tutarken “Alçak” dedim kısık sesle, babam duymuş olacak “Ne dedin sen?” diye bir hışımla üzerime yürüdü, olaylardan habersiz annem geldi olaya el koydu…

O gün arkadaşlarla toplanmış mahallede elimizde plastik mavi topla maç yapacak yer arıyorduk. Herkes “Gidin kapınızın önünde oynayın” diyordu. Dördüncü yer değiştirişimizde nam-ı diğer gudubet Neriman Teyze’nin kapısının önünde bulduk kendimizi, Ahmet “Neriman Teyze evde yok burada oynayalım” dedi. Altı kişi plastik mavi topun peşinden koşturmaya başladık. Top iki kere bahçeye kaçtı. Ahmet girip aldı. Neriman Teyzeden ses soluk çıkmıyordu. Ahmet’in topu pencerenin küçük camı ile buluşturmasıyla önce şangır şungur, sonra çığlık sesi yükseldi. Neriman Teyze soluğu yanımızda, Ahmet ve ben hariç diğer tüm çocuklar evlerinde aldı. O zamanlar bizim için çığlık çığlığa kendini sokağa atan yaşlı teyzeden daha tehlikeli bir şey yoktu…

Neriman teyze direkt yan komşusu olan Ahmet’e daldı. Çocuğun kulağı koptu kopacak, “Söyle camı kim kırdı?” Neriman teyzenin bağırışlarına Ahmet’in çığlığı eşlik ediyordu. Parmağıyla beni gösterdiği yetmiyormuş gibi “Camı o kırdı” dedi. Avcısına av olmayı bekleyen ve kaçacak yeri olmayan, köşeye sıkışmış küçük bir tavşan gibi öylece sessizce bekledim. Üzerime bir şahin edasıyla gelen Neriman Teyze işaret parmağını gözümün içine kadar sokup, “Akşam hesabı babana verirsin” dedi. Gitti…

Ahmet ile göz göze geldik. Koşarak evin yolunu tuttu. Sanırım ilk defa o zaman akşam yiyeceğim dayağı bile bile arkadaşımı satmamıştım. O gün şunu öğrendim, alçaklık sonradan öğrenilen bir şey değilmiş. Belki de bu yüzden Borges’in “Alçaklığın Evrensel Tarihi” kitabını çok seviyorum. İlk defa Borges okuyacaklara önerim ise “Yolları Çatallanan Bahçe” Onun kitaplarını okurken sürekli not alırsınız, yeni yazarlar ve şairlerle karşılaşırsınız. Benim en çok sevdiğim sözü “Bana öyle geliyor ki, iyi okurlar, iyi yazarlardan daha az.” Kendinizi farklı bir dünyanın farklı yazarların izinde bulursunuz.

Borges bir hikâyesinde Ana Britannica’nın bir maddesini anlatıyordu. Buna göre milattan yıllar önce Anadolu’nun Erzurum yakınlarında kurulmuş, şimdi adını unuttuğum bir medeniyet varmış. Kendilerine ait bir matematik anlayışına sahiplermiş, mesela ikiyi dört gibi yazarlarmış. Borges uzun uzun bu uygarlığı anlatıyor. Sonra bir gün bir okuyucusu kapısına dayanıyor. “Ben Ana Britannica'yı baştan sona inceledim. Öyle bir madde yok” diyor. Borges umursamaz bir tavırla cevap veriyor. “Hayret benim evdeki Ana Britannica’da bu madde var”

Ahmet ile yıllar sonra karşılaştık. Bir şirkette yönetici olmuş. Konuşmalarından anladığım kadarıyla hâlâ suçu başkaların üstüne atıp, camı kıran topunu dahi alacak cesareti olmayan biri…

Neriman teyzenin kapısını çaldım. “Ne var, ne istiyorsun?” dedi. Utana sıkıla “Şey…” lafı ağzıma tıktı. “Hiç ağlayıp sızlayıp yalvarma, akşam babana söyleyeceğim” dedi. “Yok bir faraş ile süpürge verirseniz camları temizleyeyim”, kapıyı açtı ortalığı temizledim, topu alıp çıktım. Ertesi sabah Ahmet’e vermek için…

İyi okumalar.

 

Murat ŞAHİN

28.01.2017

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.