KEŞKE HASTALIKLI BİR TOPLUM OLSAK

05 Eylül 2010 02:35 / 2689 kez okundu!

 


Her sabah uğrayıp gazetemi aldığım bakkala elimde kitapla girdim. Selma teyze bakkalı süpürüyordu. Elimde kitabı görünce “Bizim Serhan da sürekli okuyor. Ev kitap doldu” dedi. “Ne güzel işte Selma teyze” dedim. Gazetenin parasını alırken “Hastalık de mi bu? Okumazsanız olmuyor” dedi.

“Hastalık olur mu Selma teyze, alışkanlık” dedim. O an aklıma eskiden İletişim Kitabevi’nin poşetlerinde yazdığı söz geldi aklıma; “Okumak İptiladır. Müptelalara selam”. Müşteriler sürekli “İptila, müptela ne demek” diye sorarlardı. Biz de kısaca açıklardık. İptila alışkanlık, müptela ise alışkan olan kimse, aslında Selma teyzenin sözü de hoşuma gitmedi değil. Okumak hastalık. Keşke hastalıklı bir toplum olsaydık.

Zaman o kadar hızlı geçiyor ki, bir de bakmışsınız ardınızda bir sürü leş var. Seri katil misali birer birer yılları, ayları, haftaları, günleri, saatleri, dakikaları, anları öldürmüşsünüz. Küçük İskender’in “Lucifer’ın Bisikleti / Sel Yayınları” kitabında beni etkileyen iki söz geldi aklıma Zararlı Günlükler adlı yazısında geçen. Tek bir cinayet dahi işlememiş bir seri katilim / Ben bir tabanca hayaliyim, içimdeki kurşun gerçek. İçimizdeki öfke her daim tetikte, bir söz, bir hareket bizi bir seri katile dönüştürebilir. Öfke bazen kontrol edemediğimiz, etmek istemediğimiz duygumuz. Sevgiyi, mutluluğu saklayıp gizleyebiliyoruz da, öfkeyi çok zor.

Öfkemizi kontrol edip onu yapıcı bir hale dönüştürmek isteriz hepimiz. Peki, bunu başarmak için ne yapmalıyız. Psikiyatrist yardımıyla bunu başarabiliriz. Bir de konu ile ilgili yazılmış kitaplar var. Bunlardan biri “Öfke Dansı / Varlık Yayınları”. Öfkenin nedenleri ve modelleri üzerinde duran bu kitap, önemli ilişkilerde anlamlı ve uzun vadeli değişimler gerçekleştirmeyi sağlayacak özel stratejiler sunuyor. Kavga ve suçlamayla ya da sessizlik ve duygusal uzaklaşmayla dışarı vurulan öfkeyi ve onu yapıcı bir hale dönüştürmenin yollarını gösteriyor. Bahsedeceğim ikinci kitabı bulmanız biraz zor olabilir. 1997 yılında çevirmeni tarafından basılan ve dağıtılan kitaba şu an sadece ikinci el kitapçılarda ve internet üzerinden satış yapan birkaç siteden ulaşabilirsiniz. “Öfkeden Affetmeye / Erek Yayınları”. Aslında bu kitaplar hepimizin okuması gereken kitaplar arasında.

Hayatımda ilk defa acı ile beslenen, öfke ile yaşayan bir kadın tanıdım. Belki de beni bu kitapları araştırıp bulmaya, okumaya iten etken buydu. Bu yaşıma kadar, hiç abartmıyorum binlerce insan tanıdım (işim nedeniyle), ilk defa böyle bir insan beni derinden etkiledi. Nasıl olur da bir insan, bir kadın acı ile beslenip öfke ile hayata tutunmaya çalışırdı. Hepimiz dönem dönem kötü günler geçirebiliriz ama hep hayatımızın bir köşesinde gizlediğimiz ve arada tutunduğumuz, asıldığımız umut, sevgi, mutluluk panzehir olarak bizim makyaj çantamızda ya da cüzdanlarımızda olurdu.

Ben ve benim gibi dünyaya pozitif bakan insanlar kötü günler geçirdiğinde kendini uçurumdan aşağı bile atsalar ister istemez kenarda tutunabilecek dal var mıdır diye bakmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Hayat çok güzel, hayat şöyle iyi böyle tatlı demiyorum. Yalnız bu kadar da kötü olamaz.

Böyle bir insan ile karşılaştığınızda kendinizi önce psikiyatristte, sonra da kitapların arasında buluyorsunuz. İlk okuduğum “Zor Kişiliklerle Yaşamak / İletişim Yayınları”. Kitap önce bu kişilik tiplerini anlatıyor. Sonra nasıl davrandıklarını, ne tepki verdiklerini ve son bölümde de sizin nasıl davranmanız gerektiğini. Açıkça söylemek gerekirse işiniz çok zor. Çünkü bu tip insanlar her zaman haklı oluyor. Siz yüz kere de tartışmış olsanız bir kez bile haklı çıkma şansınız yok. Onlar hep haklıdır.

Sorun şu ki böyle insanların bir de sizin sevgiliniz, eşiniz veya yöneticiniz olduğunu düşünürseniz vay halinize derim. Üstelik onlar psikiyatriste gitmeyi de kabul etmezler.

Sizi bilmem ama ben hayatın güzelliklerini koydum cebime, cepten yemeye devam edeceğim...

İyi okumalar.

Murat Şahin

04.09.2010

Son Güncelleme Tarihi: 08 Eylül 2010 02:15

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
09 Eylül 2010 11:44

sultan

Merak etme hem "hastayız" hem de hastalıklıyız ama senin düşlediğin konularda değil Murat'cım. Kitap için "hastasıyım" diyeni daha çok ararsın toplum içinde. Ama umut da bir ışıktır:))) sevgiler pervin
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.