LAİKLİK ÜZERİNE
24 Haziran 2018 15:15 / 1999 kez okundu!
Bu Notlar; Alevilik, Sünnilik, Gayri-müslimlik; laiklik, özgürlükçülük, demokratlık, liberallik gibi kavramları ezberlerimiz üzerinden değil de, zamanın ruhu çarpanında değerlendirerek anlamak isteyenler içindir.
****
LAİKLİK ÜZERİNE
1. Türkiye’de laiklik yoktur, Devletçi-laikçi sistem vardır.
2. Bu sistem esas olarak Atatürkçü vesayetçi devletin Sünnilerden korkusunu yansıtır ve Sünnileri yönetme aracı olarak Osmanlı’dan aktarılmıştır.
3. Devletçi-laikçi sistemi savunanlar; geçmişteki tüm uyarılarımıza rağmen Laik olmayan sistemi yani Diyanetçiliği laik sanarak; Ak Parti’yi de laiklik karşıtı, şeriatçı görerek; bu sistemi altın tepside Ak Parti’ye armağan etmişlerdir.
4. Ak Parti muhalefette iken devletçi-laikçi sisteme haklı olarak karşı çıkmış ancak iktidarda iken, kendisine sunduğu nimetler yüzünden, değiştirmek için o kadar da istekli olmamıştır.
5. Vesayetçi devlet önemli ölçüde tasfiye edildiğinden, Diyanetçi sistem artık Sünniliği kontrol aygıtı olmaktan çıkmış, Sünniliğin bir mekanizması haline dönüşmüştür.
6. Ak Parti ama önemli ölçüde RTE, laikliğin ne olduğunun, ne olmadığının tamamen farkındadırlar. Erdoğan, laikliği en iyi bilen liderdir. Mısırdaki, El Ezher’deki konuşmasında “laiklikten korkmayın! Laiklik dinsizlik demek değildir. Laiklik; devletin, dinler, mezhepler karşısında eşit mesafede durması, hakem olmasıdır.” demiştir.
7. Laiklik kurumları nitelemek için söylenen bir sözcüktür. Örneğin devlet için kullanılabilir, “Laik devlet” denebilir. Kişiler için kullanılamaz, “ben müslümanım”,”ben Hıristiyanım”, “ben dinsizim” denebilir ama “ben laikim” denemez, “ben laik devlet yanlısıyım” denebilir belki
Yani zamanında RTE, “ben laik değilim” derken, kötü bir ifadeyle de olsa aslında doğruyu ifade etmiştir. Çünkü kendisi Müslümandır, devletin laik olmasından yanadır ancak Diyanet’in daha adaletli bir yapıya kavuşturulmasını ağırdan almaktadır. #Kategorikmuhalif tutumda olan partiler de onun işini kolaylaştırmaktadır.
8. Diyanet, küçültülmeli, tüm dinleri, mezhepleri temsil edebilen, bir koordinasyon kurulu olarak yeniden düzenlenmelidir. Sünnilik de diğer tüm din ve mezhepler gibi kendi cemaatlerine bırakılmalıdır. Devletin buradaki görevi azınlıkta olan Alevi’yi, Hıristiyan’ı, Yahudi’yi Sünniye ezdirmemektir. Hakem rolü en doğru tutumdur.
9. Alevilik bir din midir, mezhep midir, kültürel bir dini yapı mıdır? Bu konularda Aleviler bile kendi arasında netleşmiş bir tutuma sahip değilken; yıllardır onlara üstten bakan kesimlerin bir çırpıda gerçeği kavrayıp gereken düzenlemeleri yapması kolay değildir. Bir adım atsa da, atacağı adımın her görüşten Alevi’yi memnun etmesi beklenemez.
10. Ancak dünya değişmiş, Türkiye değişmiş, hayat değişmiştir. Artık yalnızca Ak Parti değil, diğer partiler de gelinen noktaya göz yumamaz. Sadece Alevilerin bir kısmını memnun edecek adımlar atmakla, Diyanet’in hali-hazırdaki yapısının ömrünü uzatmak mümkün değildir. Yıllarca kendi kendisini yöneten Rum, Ermeni, Süryani, Yahudi topluluklarının sorunları giderilmeli, onların bu yapılanmalarından, deneyimlerinden; Alevilerin, Sünnilerin yeni yapılanması için ilham alınmalıdır.
11. Alevilik konusunu neredeyse 100 yıl sonra ciddiyetle ele almış olduğu için Ak Parti’nin hakkını vermek gerekir. Kurultaylar düzenleyerek Aleviliği anlamaya çalışmasına “oyalama”olarak bakmak haksızlık olur. Alevileri vesayetçi sistem 90 yıl zaten oyalamıştır. Aleviler; Ak Parti ve Erdoğan’a vicdan borcu duymalılar. Sünni topluluğu bu kurultaylar vs vesilesiyle ciddi biçimde tartıştırarak eğittiler, daha demokratik, adil adımlara hazırlamış oldular. Aleviler içindeki farklılıkların hem Sünniler hem de bizatihi Aleviler tarafından anlaşılması da az şey değildir.
12. Kim başa gelirse gelsin, Diyanet artık eski yapısında sürdürülemez. Gayri-müslimlerin kimi sorunları sürüncemede bırakılamaz. Alevilerin sorunlarının çözümü için de bir ortak paydanın oluşturulması acildir.
13. Devletin dinlere, mezheplere eşit mesafede durduğu; hakem olduğu, birinin diğerini ezmesini engellediği; her kesime niceliği oranında sınırlı, adaletli bir destek sağladığı ancak aynı zamanda sıkı bir müfettişlik ile bu alanlarda yasadışılığı engellediği; özgürlükçü, gerçek laiklikle yönetileceğimiz günler, ne güzel günlerdir. Bunu kavrayanlara, bunun için küçüklü, büyüklü adımlar atanlara, bu adımları eleştirerek, eksiklerini gidererek savunanlara selam olsun 
İlhami MISIRLIOĞLU



