LİDERLİK

04 Nisan 2019 17:59 / 849 kez okundu!

 

 

KCK yöneticilerinin iğrenç, sefil açıklaması kan dondurucudur. Bu bakış açısıyla yolunu ayırmayan herkes bu sefilliğe bu iğrençliğe, bu alçaklığa ortak olmuş demektir.

 

****

 

Liderlik günümüzde hala önemli. Kimi değişimlere uğrasa da muhtemelen öyle de kalacak. 

Liderin öne çıkıp insanlara “bu iş, uğrunda ölmeye değer” demesi kolay şey değildir. Kazanımların da kayıpların da son tahlilde faturası lidere çıkacaktır ve bu da özünde çok adaletsiz sayılmaz. 

İyi bir lider böylesi bir çağrının trajik sonuçları olacağını iyi bilir. Hatta iyi bir lider bu trajedideki payının da farkındadır ve ömür boyu onu içinde taşır, onunla yaşamaya öğrenir. 

M. K. Atatürk “Ya İstiklal ya ölüm!” derken de elbet bunun bilincindeydi. Tarih kimi zaman öyle anlar yaratır ki liderin egosu o anın ağırlığıyla tartılınca, gelecekte bağışlanabilir bir emre dönüşür. Yüzlerce insanın bilerek ölüme gitmesi anlamındaki bu emir çoğunlukla zamanın ruhunda meşruiyet arar. Eksik kalan kısımları, boşlukları da iktidar odakları ve onların resmi tarihi doldurur: “Vatan söz konusuysa gerisi teferruattır”. 

Savaş dönemleri zaten bireylerin değerinin azaldığı, her şeyin sayılarla ölçüldüğü dönemlerdir. Her şey “bir bölük asker”dir, “bir tabur”dur ya yok olmuş “bir kolordu”dur. Savaş sonrasında da oralardaki kişisel hikayeler, bireysel trajediler sadece bölüğü, taburu, kolorduyu ve elbetteki lideri yüceltmeye yarayan el fenerleri kadardır ne yazık ki... 

Buradaki ana nokta her daim elbette zamanın ruhudur, meşruiyettir. Yoksa tarihte bu ve benzeri emirleri başka durumlarda, farklı şartlarda verdiği için askeri mahkemelerde yargılanmış çok sayıda komutan, lider de vardır. 

Zaten Atatürk’te övdüğümüz bu duruşu; 15 Temmuz gecesi halkı sokağa çağıran Erdoğan’a yakıştıramıyor ve hatta onu bu yüzden suçluyorsak; bu bizim, zamanın ruhundan ve meşruiyet meselesinden uzaklığımızın, ideolojiden körelmiş bakışımızın göstergesidir sadece.

“Öcalan için intihar etmek” konusu ise apayrı bir değerlendirme gerektiriyor. Karanlık örgütlerin ve hapishanelerin dipsiz kuyularının geçerli olduğu anlarda sağlıklı kararlardan zaten söz edilemez. Psikolojinin derinliklerine inilmeli belki de...

Ancak Öcalanın da, onun izinden gittiğini söyleyen HDP/PKK liderlerinin de bu süreci engelleme imkânı varken önce kışkırtmaları, sonra sessiz kalmaları, sonra da yaptıkları adet yerini bulsun açıklamaları; gerçekte insanları kanlı canlı, anneli babalı kişi olarak değil sayı olarak değerlendirdiklerinin açık ispatıdır. Türkiye, Avrupa ya da Dünya kamuoyunu harekete geçirebilecek ölüm sayısı neyse, onu bekledikleri açıktır. 

Devlet bu noktada ölüm oruçlarına müdahale etmelidir, etmiştir de... Ancak”intiharlar”ı önlemek için daha özel bir gayret gereklidir. İntihar denilen şeyin de çoğunluğu zaten aslında iyi biliniyor ki açık cinayetlerdir. 

Bu durumda yapılacak olan bellidir:
*Daha önce bir grup saftorik “aydın”ın yaptığı biçimde değil de, Aziz Yağan ve İrfan Burulday tarzı açıklamalarla, imza kampanyalarıyla sürece müdahil olunmalıdır.

*Devlet, ölüm oruçlarını bitirmelidir.
* devlet, hapishanelerdeki ölüm olaylarını engellemek için daha sıkı önlemler almalıdır.
*Devlet, gerekirse Öcalan’a bu doğrultuda açıklama şansı tanıyarak; en başta onun izinden gidenler olmak üzere tüm toplumun onunla ve liderlik anlayışıyla yüzleşmesini sağlamalıdır. 
*HDP/PKK yöneticileri üzerinde, daha net açıklamalar yapmaları için, daha büyük bir toplumsal baskı oluşturulmalıdır.

Bu biçimdeki ölüm eylemlerinin bir örgüt tarafından politik amaçlar için kullanılmasının ne kadar aşağılık olduğunun daha net ortaya çıkması önemlidir. İki tarafın da eski hatalarından ders çıkarmış olduğu yeni bir barış ve çözüm süreci ortaya çıkacaksa belki de bu zeminde gelişecektir.

Bu toplumu kimsenin bölemeyeceği anlaşılmıştır. 

Ayrılıkçılıkla, silahla, şiddetle, canlı bombacılıkla, gerilla özenticiliğiyle, fedai kültürüyle elde edilecek bir hak olmadığını her geçen gün daha çok insan görüyor. Demokratik süreçlere bağlılık arttıkça; silahta, şiddette, çocuk askercilikte, lider için intihara zorlamacılıkta ısrarcı olmanın, onlara bilerek bilmeyerek bu süreçte destek vermenin suça ortak olmak olduğu daha iyi görülecektir.

KCK yöneticilerinin iğrenç, sefil açıklaması kan dondurucudur. Bu bakış açısıyla yolunu ayırmayan herkes bu sefilliğe bu iğrençliğe, bu alçaklığa ortak olmuş demektir.

Oysa akılcı, adaletli bir barış; bu coğrafyada refahı arttırır, hayatı kutsar, ölümleri bitirir, ülkenin önünü açar.

Bu süreç, kendisine öncülük edecek, Zamanın ruhunun farkında olan ve meşruiyeti önemseyen iyi liderler arıyor.

Unutmayalım ki bizi öldürmeyen şey, güçlendirir.

Yaşamayı ve yaşatmayı önemseyenlere selam olsun.

 

İlhami MISIRLIOĞLU

04.04.2019

 

Son Güncelleme Tarihi: 09 Nisan 2019 11:54

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.