SERPİL ATEŞ VE 'PKK TARAFTARI OLMAK'

15 Şubat 2021 11:48 / 818 kez okundu!

 

 

"Yaşadığımız Hollanda'da mevcut derin ırkçılıkla mücadele etmek birincil ve temel meselemiz olmak zorundadır ve bu bağlamda göçmenlik temelinde sağ veya sol demeden ırkçılığa karşı güçlü bir birliğe gitmek gibi bir tarihsel sorumluluk duruyor karşımızda. 

Özellikle Hollanda devleti içindeki kurumsal ırkçılığı temel politika haline getirmiş bir ırkçı derin devlet olgusu artık aleni bir şekilde ifşa olmuşken; yetmişli yıllardan kalma bu çocukluk hastalıklarından arınarak, daha evrensel, daha demokratik ve daha çok bütünleştirici çağdaş bir siyasi anlayışa evrilmek kaçınılmazdır."

 

****

 

SERPİL ATEŞ VE “PKK TARAFTARI OLMAK”

 

Öküz altında buzağı arayan ve Hollanda partilerindeki ırkçılığa teslim olan acınası bir zihniyet!

 

Son günlerde Turks.nl sitesinde Yeşil Sol milletvekili adayı Serpil Ateş ile ilgili yayınlanan habere istinaden kimi çevrelerde tepkiler gelişti. Hatta bu işin MİT uzantılı olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin sistematik bir şekilde Kürtlere, Alevilere ve özellikle “Dersimlilere” yönelik politikasının bir parçası olduğu savları ileri sürülmeye başlandı. Ve hatta "faşist bozkurtçuların" kampanyasıdır şeklinde tepkiler bile verildi. Birileri de Serpil Ateş'e "senin yanındayız" şeklinde destekleyici mesajlar paylaşıyor. 

 

Bu tür durumlar karşısında genellikle susmayı tercih ediyorum. Çünkü göçmenlerin kendi iç meseleleri olarak belirlediğim hususlardan çok beyazların siyahlara ve göçmenlere yönelik ayrımcı politikalarını deşifre etmek ve kendisi göçmen olup da beyaz ırkçılığa hizmet etme konumu seçen "bounty"lerin ihanet mekanizmaları üzerinde durmaya çalışıyorum. 

 

Ancak bu konu ilgimi çekti. Özellikle tepkilerin sertliği ve hatta MİT ile bağlanacak boyuttaki “analiz” tepkileri beni konuyu araştırmaya yöneltti. 

 

Serpil Ateş ne demiş? Turks.nl ne dedi? Tepkilerin içeriği ne oldu?

 

Özetle belirtecek olursam Turks.nl, ‘Serpil Ateş'in PKK ve Demirtaş'ı desteklediği’ haberini, Serpil Ateş'in paylaştığı haber ve videolara istinaden, yayınladı.

 

Peki Serpil Ateş PKK ve Demirtaş'ı destekleyici paylaşımlar ve açıklamalar yapıtı mı? Yaptı. Bu paylaşımları dünya alem basında halen izleyebilir mi? İzleyebilir.

 

 O zaman sorun ne? Bu tepki yaygarası neyin nesidir? Yani bu şişirme tepkiler niye?  Hangi akla hizmet ediliyor?

 

Mademki savunuyorsun, o zaman neden geri adım atıyorsun ve ortalığı alevlendiriyorsun?

 

Rojava meselesinde net ve açıkça PKK yi destekleyici tavır alıyorsun. 

 

‘S. Demirtaş serbest bırakılmalıdır’ şeklinde açıklamalar yapıyorsun. Ve ben de serbest bırakılması gerektiğini düşünüyorum. 

 

PKK bayraklarının dalgalandığı bir yürüyüşte konuşmacı oluyorsun. 

 

Mademki bu cesareti kendinde görüyorsun, Turks.nl veya bir başkası senin bu açıklamalarını ve tavırlarını fark edip dillendirdiğinde neden olumsuz tepki veriyorsun?

 

Turks.nl nüanslarda hata yapmış olsa da gerçek dışı bir haber yapmamış gibi görünüyor. Ben Turks.nl’ i hiç tanımıyorum. Etrafımda sorup soruşturdum ve Turks.nl ile ilgili bilgisi olan yok benim cephemde. Salt haber ve paylaşımlara istinaden değerlendirme yapıyorum. 

 

Mademki savunuyorsun, sonuna kadar gideceksin ve siyasi sorumluluğunu taşıyacaksın. Demirtaş bunu yapmıştır. Hemfikir ol veya olma ama savunduğu davanın mesuliyetini taşıyarak hareket etmektedir. 

 

Benim görüşüme göre Serpil Ateş'e yönelik, gösterilmeye çalışıldığı  boyutta, derinlikte ve genişlikte bir karşı cephe sozkonusu değildir ve bu durum öküz altında buzağı aramaya benzemektedir. Lakin Türkiye halkları içerisinde Serpil Ateş'in fikirleriyle hemfikir olmayan demokrat, muhafazakar, ulusalcı ve milliyetçi kesimler mevcuttur ve bunların da demokrasi gereği kendi fikirlerini beyan etme hakları vardır. Karşılıklı azami tahammül temelinde tartışabilme zeminini yakalamaya çalışmak gerektiğine inanıyorum. 

 

Turks.nl’in yaptığı haberlere istinaden geliştirilen tavır ve kimi örgütlerin zincirleme destek mesajları; Türkiyenin yetmişli yıllarında ülkeyi kasıp kavuran sağ sol çatışmalarının altında yatan polarizasyoncu zihniyetin bir versiyonunu anımsatmaktadır. Bu bayat düşman algısı üzerinden seçim manevrası yapmak, bilimsel sol ahlakla çeliştiği kadar yanlış ve kabul edilemezdir ve herhalükarda geride bırakılmalı, diyalog yoluyla çözüm ortamı aranmalıdır. 

 

Kaldı ki yetmişli yıllardaki sağ sol çatışmalarının temelinde emperyal batılı güçlerin ve özellikle ABD istihbarat servislerinin olduğu artık ifşa olmuştur. Buna rağmen halen hiç bir şey değşmemiş gibi yetmişli yılların kısır döngüsü üzerinden siyaset üretmek ve toplumdaki çelişki zeminlerini derinleştirerek politik tavır geliştimek gerçekten çok kuşku vericidir. 

 

Bu sözleri söylemiş olmakla birlikte biliyorum ki günlük silahlı çatışmalar sonucunda şehitler düşmeye devam ettiği sürece diyalog yollarının kapalı kalması ihtimali büyüktür.  Bu durumda da haliyle nihai çözüm henüz ufukta gözükmüyor.

 

Şahsi görüşüme göre Kürt meselesinin çözüm yolu asla silah ve kontra milliyetçilik değildir. Nihai çözüm ancak demokratik sosyalist ekonomik sistemde mümkündür. Bu konuyu başka bir yazımda muhakkak geniş bir şekilde ele alırım. 

 

Mevcut beyaz siyasi partilerin özündeki ırkçılığı tek boyutlu tematik (Kürt, Türk, Alevi, Sünni) ve stratejik çıkarlar uğruna görmezden gelmek ve bu siyasi partilerdeki ırkçılığı aynı çıkarlar uğruna tartışmaktan kaçınmak da, Hollandalı beyaz siyasi partilere katılımın toplumsal mahiyetini değiştirmektedir. 

 

Türkiye’deki ırkçılığı ve insan hakları meselelerini gündeme getirirken Hollanda’da mevcut beyaz ırkçılığa ve özellikle beyaz siyasi partilerdeki gizli veya aleni ırkçı zihniyete karşı kayıtsız kalmak ciddi bir çelişkidir ve Hollandalı beyaz partilerdeki ırkçılığa teslimiyettir (bounty).

 

Yaşadığımız Hollanda'da mevcut derin ırkçılıkla mücadele etmek birincil ve temel meselemiz olmak zorundadır ve bu bağlamda göçmenlik temelinde sağ veya sol demeden ırkçılığa karşı güçlü bir birliğe gitmek gibi bir tarihsel sorumluluk duruyor karşımızda. 

 

Özellikle Hollanda devleti içindeki kurumsal ırkçılığı temel politika haline getirmiş bir ırkçı derin devlet olgusu artık aleni bir şekilde ifşa olmuşken; yetmişli yıllardan kalma bu çocukluk hastalıklarından arınarak, daha evrensel, daha demokratik ve daha çok bütünleştirici çağdaş bir siyasi anlayışa evrilmek kaçınılmazdır.

 

Ahmet DAŞKAPAN

08.02.2021

Son Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2021 11:44

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.