YORGUN DEMOKRATLARLA BU İŞ OLMAZ

19 Mart 2022 14:04 / 389 kez okundu!

 

 

"Türkiye toplumuna yönelik yaklaşımlarda ırkçılık konusunda mangalda kül bırakmayıp Hollanda kurumlarıyla iyi geçinmek ve iyi ilişkiler kurmak adına beyaz ırkçılığı görmezden gelmek ve kayıtsız kalmak her halukârda sol bir tutum olamayacağı gibi ikiyüzlü apolitik ve teslimiyetçi bir davranıştır."

 

****

 

YORGUN DEMOKRATLARLA BU İŞ OLMAZ!

 

Ukrayna meselesinde genel anlamda savaşa karşı olmak ve salt Rusya'nın askeri saldırılarına odaklanarak NATO ülkelerinin tahrik edici emperyal yayılmacı politikalarına değinmeden geçmek apolitik ve teslimiyetçi bir tutumdur.

Yoksulluğa karşı duruş sergilerken kapitalizmin günümüz dünyasında hakim sömürü düzeni olduğunu ve yoksulluğun temel kaynağını oluşturduğunu ve de buna karşı işçi-sınıfı örgütlenmesinin zorunluluğunu vurgulamadan geçmek apolitik ve teslimiyetçi bir tutumdur.

Ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı çıkarken ayrımcılığın ve beyaz ırkçılığın tarihsel kökenlerini görmezden gelmek, aşırı sağ ve ırkçı hareketlerin tarih boyunca sermaye sınıfı tarafindan desteklendiğini ve de işçi hareketlerini bastırmak için araç olarak kullanıldıklarını ve nihayetinde günümüz neoliberalizmin bu ırkçılığı körükleyerek kurumsallaştırmakta olduğunu es geçmek apolitik ve teslimiyetçi bir çizgidir.

Genel anlamda ırkçılığa karşı çıkmak ve somut ferdi veya gurupsal ırkçılık meselelerinde kayıtsız kalmak, Hollanda'daki siyasi partiler ve de diğer kurumlardaki ırkçılık konusunda diyaloğu korumak adına veya devletin subvasyon desteğini tehlikeye düşürmemek adına susmayı seçmek, teslimiyetten öte ırkçılıkla işbirlikçiliktir.

Hollanda'da çok derin kökleri olan ve kurumlarin iliklerine kadar bulaşmış beyaz ırkçılığına yönelik zorunlu genel karşı tutum dışında bir şey yapmazken; Hollanda toplumunda mevcut olan göçmenlerle ilgili önyargıları tatmin etmek ve şirin görünmek üzere göçmenler arasındaki mikro ırkçılıkları büyüteçle gündeme getirmek en tehlikeli gaflettir.

Dünya, ülke, kurumlar ve devlet ölçeğinde çok ciddi boyutlara ulaşmış beyaz ırkçılıkla ilgili suya sabuna dokunmaz bir politika izlerken göçmenler düzeyindeki mikro ırkçılıkla ilgilenmek salt aldatmadan ibarettir.

Türkiye toplumuna yönelik yaklaşımlarda ırkçılık konusunda mangalda kül bırakmayıp Hollanda kurumlarıyla iyi geçinmek ve iyi ilişkiler kurmak adına beyaz ırkçılığı görmezden gelmek ve kayıtsız kalmak her halukârda sol bir tutum olamayacağı gibi ikiyüzlü apolitik ve teslimiyetçi bir davranıştır.

Bir taraftan kadın haklarını savunup, 8 martlarda kadınları çiçeklerle boğan ve aynı zamanda evinde, işyerinde her yerde ataerkil düzeni ayakta tutarak hayatını sürdüren kişi, solcu olamayacağı gibi en hafif tabirle hipokrittir.

Sol sosyalistler, suya sabuna dokunmadan siyasi ve toplumsal meselelerle ilgili yaklaşım sergilemek ve apolitik teslimiyetçilik içinde yüzmek lüksüne sahip değildir.

Neoliberal kapitalizm dünya düzeyinde herşeyi kasıp kavururken, dünyayı kan gölüne dönüştürürken, dünyanın ekolojik sistemini tahrip ederek dünyayı ve tüm dünyadaki yaşamı yıkılmak noktasına getirmekteyken, 
yorgun ve pasif demokratlık lüksümüz yoktur.

12 eylül rejiminden sonra hızla gelişen yorgun demokratlık moduna girme ruh haline artık tolerans tanınamaz, tanınmamalı.

Çünkü emperyal kapitalizm insanlığa kıyma makinası gibi kıyıyor.

Vakit yok yorgun olmaya, vakit yok matem tutmaya.

 

Ahmet DAŞKAPAN

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.