EVET, AMA YETMEZ!

01 Ağustos 2011 10:44 / 1555 kez okundu!

 


Sıcak günlerden geçiyoruz. Hem meteorolojik, hem de siyasi olarak. Açıkçası generallerin emekliliklerini istediklerini güne kadar ben işin meteorolojik kısmı ile mücadele ediyordum. Ama artık tekrar siyasi kısmıyla mücadele etmenin zamanı gelmiş anlaşılan.

29 Temmuz Cuma günü Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve Kuvvet Komutanları topluca emekliliklerini istedi. Bu istifalar, emir komuta zincirinde sahte internet siteleri kurdurup, ırkçılığı ve milliyetçiliği yaymak, rejim muhaliflerini hedef göstermek suçundan eski 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız, Ege Ordu Komutanı Nusret Taşdelen ve 20 general hakkında yakalama kararından bir kaç saat sonra geldi.

Emekliliklerini isteyen genelkurmay ve arkadaşları, tepkilerin 2007’de yapılan Cumhuriyet mitingleri tadında olmasını bekliyor gibiydi. Ancak onlara bu sefer CHP ve MHP dışında sahip çıkan olmadı. Demek ki mazlumu oynamak her zaman tutmuyor. Bu emeklilik talebiyle birlikte askeri vesayet ve Ergenekoncu zihniyet büyük bi darbe almıştır.

Bugün bizlerin yapması gereken şey, bu süreçte sivil anayasa ve Kürt sorununun demokratik çözüm süreçlerini sekteye uğrattırmamaktır. Bu süreçler sekteye uğradığı an, belli ki darbe yapabilecek bir kısım asker hala var. Bunu görmemiz ve bu zihniyete karşı mücadele etmemiz çok çok önemli.

Bizler sokakta olduğumuz sürece (Darbelere Karşı 70 Milyon Adım'ı hatırlamakta fayda var) korkuyorlar, bizler sokaktan çekildiğimiz andan itibaren ise yeni planlar yapmaya başlıyorlar. Bu süreçte artık kendisini demokrat, sosyalist, ilerici diye tanımlayan insanların başta Kürt sorununun demokratik çözümü için ve sivil anayasa için sokağa çıkmaları, somut işler yapması gerekiyor.

Kürt sorununa demokratik çözüm için son zamanlarda özellikle batıya bakmak gerekiyor. Yapılan somut işlere kısaca göz atarsak, Hatip Dicle’nin meclise girememesine İstanbul, İzmir ve Ankara’dan yoğun tepkiler geldi ve bu tepkiler sokakta gösterildi. 21 Temmuz Perşembe günü İstanbul’da yapılan “Türküleri değil, silahları susturun” eylemi vardı ki, batıdan son zamanlarda çıkan en başarılı işti. Kürt sorununun çözümü için bizler batıdan ne kadar güçlü ses çıkarırsak, askeri vesayet o kadar güçlü yenilgiye uğrar ve çözüm için erken adım atılır. Sivil ve demokratik bir anayasa için ise, başta 12 Eylül referandumunda “Yetmez! Ama Evet!” diyen kitlenin öncülüğünde bir kampanya yapılmalı ve sokağa çıkılmalıdır.

Generaller Yetmez!
Paşaların emeklilik sebeplerine tekrar dönecek olursak; Hasan Iğsız ve Nusret Taşdelen’in (ve beraberlerindeki 20 generalle birlikte) yakalanma kararının ne kadar önemli olduğunu görebiliriz. Bu generallerin aranmalarına sebep olan şey, "İrticayla Mücadele Eylem Planı" adlı darbe planına attığı ıslak imzasıyla tanınan Albay Dursun Çiçek’in ifadeleri.

Aranan komutanlardan biri olan Korgeneral Mehmet Eröz, "İnternet Andıcı" olarak bilinen belgenin hazırlanması emrinin bizzat dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tarafından verildiğini mahkemedeki ifadesinde söylemişti.

Aranma emri çıkan tüm generallerin ifadeleri işte bu yüzden çok önemli ama o generallerin yakalanması yetmez! Başta İlker Başbuğ ve suça bulaşmış tüm askerler yargılanmalıdır!


Sinan CANBAY

31.07.2011

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
02 Ağustos 2011 23:58

gökay

Sayın Canbay;
Evet vesayet rejiminin sona ermesi dileğinize tamamen katılıyorum.
28 Şubatçılar da 12 Eylülcüler de yargılanmalı ve asker de sivil de darbenin büyük bir suç
olduğunu içselleştirmeli. Darbeci generallerine hak ettikleri cezaları veren Güney Amerika ülkeleri
kadar olamamak ülkemizin ayıbı ve çok sorunumuzun da nedeni.
Fakat vesayet rejimini sona erdirmeyi yalnızca hukuğa havale etmek kendimizi kandırmak olacaktır.
12 Eylül anayasasını, demokratik, özgürlükçü, ırkçılık ögelerinden ırak, insan hak ve özgürlüklerine
sahip çıkan yeni bir ilk sivil anayasayla değiştirmeden bu yapıdan azad olamayız. Kaldı ki en iyi yasaları
da inşa etseniz zihniyetleri bugünden yarına değiştiremezsiniz. Minik yavrularımız her sabah ırkçılık sosuna
bulanmış andımızı okuyorlar hala. Olur olmaz yerlerde hala 10. Yıl Marşı gibi insan zekasına hakaret eden
bir ilkellik sergileniyor yaşını başını almış insanların hançeresinde. Özgür üniversitelerimiz olmadan özgür
bireyleri nasıl yetiştireceğiz ki! Kuru yoz böbürlenme timsali tarih kitaplarımız orta yerde dururken daha çok
hukuk sorunları çözsün diye bekleriz...
Daha yolun başındayız.

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.