DATÇA'DA YANGIN

14 Temmuz 2022 20:55 / 130 kez okundu!

 

 

"Yangının çıktığı yer tam da bizim 22 yıl önce arkadaşlarla satın almış olduğumuz ve evimizi yapmayı planladığımız zeytinliğe en çok birkaç yüz metre mesafede. Orada inşaat pahalı olacağı için satıp şimdiki evimizi yaptık. Kalsaydık yangın fırtınalarının tam merkezinde kalarak her şeyimizi yitirecektik. Demek her işte bir hayır varmış."

 

***

DATÇA’DA YANGIN

Datça’da yangın tüm Türkiye’nin seferber olduğu örnek bir çalışmayla bir gün içerisinde tamamen kontrol altına alındı. Yangının ilk çıkışından sekiz saat sonra Muğla Büyükşehir, Marmaris, Kaş, Çine, Isparta, Burdur ve başka yerlerden ekipler çoktan çalışmaya başlamıştı. Tüm devlet birimleri ve yerel unsurlar seferber oldu. Bu sabahın erken saatlerinde Sakarya Hendek’ten gelen ekip ve iş makinelerini de gördüm. Uçak ve helikopterler ise aralıksız çalıştı, hatta birkaç tanesi hava karardıktan sonra bile uçuyordu. Birçok arkadaşımız da AME, MAG ve diğer ekipler içerisinde AKOM merkezinde aralıksız çalıştı. Bizim hanemizden de eşim oradaydı. Böylesi bir çalışma ülkemiz açısından gurur vericidir. 
.....
Şahsi bir not: Yangının çıktığı yer tam da bizim 22 yıl önce arkadaşlarla satın almış olduğumuz ve evimizi yapmayı planladığımız zeytinliğe en çok birkaç yüz metre mesafede. Orada inşaat pahalı olacağı için satıp şimdiki evimizi yaptık. Kalsaydık yangın fırtınalarının tam merkezinde kalarak her şeyimizi yitirecektik. Demek her işte bir hayır varmış. O bahçenin zeytinini bir yıl topladık. Birçok yetişmiş ağaç vardı. Söz konusu dönemde yol olmadığı için en azı 40 kilo olan çuvalları sırtımda taşıyarak iki tepe yokuş aşağı ve yukarı aşırıyordum. Komşu Mehmet Ağabey halime acımış, eşime “size Fatma’yı ödünç vereyim” demiş. Fatma onun yük taşıdığı eşek idi. Eşim de gülmüş, “gerek yok ...” diye yanıtlamış. O zaman gençtim tabii, Fatma’ya gerek kalmadan yarım tona yakın zeytini on seferde taşımıştım. 
.....
Yangının nedenini tam bilmiyoruz. Trafodan çıktığına inanılıyor. Son yirmi yılda bütün su turizme ve plansız yerleşime aktarıldı ve yarımadanın tüm dereleri kurudu, su tablosu aşağı indi, sonra kayboldu. Ormanın içine binlerce ev yapıldı. Buralarda para ve iktidar turizmci + inşaatçı grubunda. Tarım son nefesini veriyor. Bizden sonraki nesiller beton kemirir artık. Ayrıca bir aydır aralıksız esen fırtınamsı rüzgar da bölgeyi iyice kurutunca felaket kaçınılmaz oldu. Doğaya bu kadar saygısızlık karşısında felaketlerin süreceği maalesef kesindir.

Mehmet Tanju AKAD

***

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.