RUSYA'NIN İLK VUKUATI DEĞİL
02 Mart 2022 13:03 / 538 kez okundu!
Dünyanın büyük devletler tarafından yönetildiği bir gerçek. Geçen yüzyılın başlarında bunlara 'Düveli Muazzama' denilirdi. Bu terim, Napolyon sonrası dönemde siyasi literatüre girmiştir. Bu devletler kendilerini, dünyaya siyasi şeklini vermekle görevli ve yetkili saymaktadırlar. Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrası dönemin büyük devletleri, başta ABD olmak üzere İngiltere, Çin, Rusya, Almanya, Fransa, İtalya ve Japonya'dır.
****
RUSYA'NIN İLK VUKUATI DEĞİL
Dünyanın büyük devletler tarafından yönetildiği bir gerçek. Geçen yüzyılın başlarında bunlara 'Düveli Muazzama' denilirdi. Bu terim, Napolyon sonrası dönemde siyasi literatüre girmiştir.
Bu devletler kendilerini, dünyaya siyasi şeklini vermekle görevli ve yetkili saymaktadırlar. Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrası dönemin büyük devletleri, başta ABD olmak üzere İngiltere, Çin, Rusya, Almanya, Fransa, İtalya ve Japonya'dır.
Bu kadro geçtiğimiz yüzyılda iki dünya savaşı çıkarmış, pek çok yerel savaş ve karışıklığı kundaklamış, diğer devletlerin içine ellerini sokup karıştırmış, beğenmedikleri yönetimleri darbe ile değiştirmiş, bölgesel çatışmalar çıkarmışlardır. Bütün bunlardan amaçladıkları, dünya nimetlerinden kendi çıkarları için faydalanmaya çalışmaktır. Dünyanın neresinde zenginlik kaynağı bir şey varsa onu ele geçirmek için birbirleriyle tepişmektedirler.
Şimdi Rusya'nın Ukrayna'yı işgali karşısında ayağa kalkanlar, vakti zamanında aynı şeyleri defalarca uygulamışlardır. Bugün Rusya'ya çemkirmeleri de Ukrayna'yı kendi dümen sularına sokamayacaklarını anlamış olmalarındandır. Samimiyetten değil. Aralarında ilk recim taşını atacak bir günahsız bulunmamaktadır.
İngiltere'nin İran, Hindistan ve Çin'de. Fransa'nın Vietnam'da ve Afrika'da, ABD nin başta Latin Amerika olmak üzere ikinci dünya savaşından sonra dünyanın dört bir tarafında yaptıkları, Rusya'ya rahmet okutacak cinstendir.
Tabi Rusya'nın da bunlardan aşağı kalır yanı yoktur. Hepsi tencere kapak misali, al birini vur öbürüne cinsindendir. Rusya, iki dünya savaşına karışmasının yanı sıra, Macaristan, Çekoslovakya ve Afganistan işgalleriyle de maluldür. Kaldı ki ikinci dünya savaşından sonra tüm doğu Avrupa'yı işgal etmişti. O zamanki adı Sovyetler Birliği idi ve batı emperyalizmine daha adil bir uluslararası sistem alternatifi oluşturma iddiası taşıyordu. Şimdi anlaşılmaktadır ki Marksizm ve sınıf mücadelesi kavramları, Rusya'nın emperyal emellerini örtmek için kullanılmış politikalardır.
Gerçek hayatla uyuşmayan bu ütopya politikalar, Çin tarafından da aynı amaçlar doğrultusunda kullanılmış ve kullanılmaktadır. Ne yazık ki vakti zamanında Bandung Konferansı ile vücut bulan 'Bağlantısızlar Hareketi' düveli muazzamaya alternatif oluşturmakta başarılı olamamıştır. Yine de bu tür adaletsiz ve güçlünün hükmünün geçtiği bir dünyaya çeki düzen verebilecek tek umut ışığı güçlü ve birleşmiş bir 'orta ve küçükler' birliğidir. Devletler ve halklar balık değildir, küçüğü büyüğü olmaz. Büyüğün küçüğü yediği bu uluslararası düzen elbette sonsuza kadar sürmeyecek. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın 'dünya beşten büyüktür' sloganı bu bakımdan çok önemli ve anlamlıdır. Zaten son yıllarda 'büyük' denilen devletler pek de eskisi kadar dişlerini geçiremez olmuşlardır. ABD Türkiye ve Venezuela'da başarısız olmuş, İran'a baş eğdirememiş, Fransa Afrika'dan nerdeyse kapı dışarı edilmiş, Çin sinsi sinsi sızmalarına karşı bir türlü istediğini alamamış, İngiltere kendi derdine düşmüş, Almanya ise ne yapacağını bilemez hale gelmiştir.
Kendi aralarında kozlarını paylaşabilmeleri için bunları ancak bir savaş paklar. Ona da cesaret edebilecek noktaya henüz gelmiş değiller. Geldikleri zaman ise kurmuş oldukları bu adaletsiz sistemin de temeline dinamit koymuş olacaklar. Ne yazık ki insanlık bunun bedelini çok ağır ödeyecek. Kim bilir; belki de işler o noktaya gelmeden kendilerini tüketirler.
Firuz TÜRKER
26.02.2022



