Sayın ODTÜ'lü parya

28 Aralık 2012 09:25 / 1953 kez okundu!

 


Yazarımız, bir ODTÜ'lü gencin mektubu olarak basında yer alan yazıya yanıt yazmış. Klasik ve yaygın siyah beyaz mantığının dışına çıkmaya, gri tonlarda bir arayışta bulunmaya çalışmış. Hem ODTÜ'lü gencin mektubuna hem de yazarımızın buna yanıtına yer veriyoruz.


Bir başbakana sayın başbakanım diye hitap etmeniz anlaşılabilir bir şeydir ama bunu "Makam sahibi olduktan sonra değerini kaybedenler gibi olmadığınız için siz hala benim saygı duyduğum bir büyüğümsünüz" gerekçesine bağlamanız üzerine tekrar düşünmelisiniz.

Silahsız 34 vatandaşımızın savaş uçakları tarafından bombalanarak öldürülmesi suçunun işlenmesinin üzerinden iki yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, bu suçun failleri ortada yok iken başbakanın "makam sahibi olduktan sonra değerini kaybedenler gibi olmadığı" söylenebilir mi?

Gazetecileri ricası ile işinden ettiren başbakan için söylenebilir mi bu söz?

KCK operasyonları diye sivil kürt siyasetinin on binlerce kadrosunu hapislere tıkan bir başbakan için söylenebilir mi?

Devletin eski ve derin sahipleri ile uzlaşan, anti-demokratik yapıyı muhafaza edip sadece muktedirlerin kimliğini değiştirmeye çalışan bir başbakan için söylenebilir mi?

Tüm bu gelişmelerin akp nin kapatılma davasından kurtulup darbecileri içeri tıkmasından yani tam da kendini gerçek manada "makam" sahibi hissetmesinden sonra gerçekleşmesi bir tesadüf mü?

Değişimin gerçekten farkında mısınız haburun yerini uludere ve KCK operasyonları aldı. Bu konularda başbakan artık partisini kapatmak isteyen güçlerin politikalarını izliyor, anti-demokratik devleti olduğu gibi bırakıp kendisini bu devletin iktidarı kılmak istiyor, anti demokratik devlette muktedir kadroları değiştirmek istiyor.

ODTÜ'de sol gruplar tarafından fikir özgürlüğünüzün yok edildiğini söylüyorsunuz. Elinizi vicdanınıza koyun neredeyse bütün üniversitelerde, faşistlerin, milliyetçilerin, dindar milliyetçilerin, kemalistlerin fikir özgürlüğü vardır. Neredeyse bütün üniversitelerde akademik ve idari kadrolar milliyetçi dindarların, kemalistlerin ve faşistlerin elindedir. Fiili şiddet, saldırı ve okuldan atılma uzaklaştırma vs sizin gibi milliyetçi dindarların veya kemalistlerin veya faşistlerin değil kürtlerin ve solcuların başına gelir.

Siz sadece bir iki üniversitede dahi olsa solcuların sesinin çıkmasından rahatsız oluyorsunuz.

Silah veya satırlarla öğrencilere saldıran ve suçlarının üstü örtülen solcular yoktur. bunun tersi çoktur. bunu biliyorsunuz.

Bunlar demek değildir ki ODTÜ'deki tüm sol gruplar demokratik kültüre sahiptirler, solcu olmayan öğrencilere veya dindar öğrencilere demokratik bir saygı ile davranmaktadırlar. Maalesef bazı grup ve kişiler ve özellikle kendilerini solcu olarak takdim eden bazı ulusalcı laikçiler özellikle dindar öğrencilere karşı örneğini verdiğiniz türden saygısızlıklar yapmaktadır. Bu bir sorundur ve elbette ki ortadan kalkması gerekir. Ancak sadece bunu değiştirmek üniversitelerdeki fikir özgürlüğü için yetmeyecektir. Birbirinin karşısına konmadan bütün üniversitelerdeki sorunlar bir arada ele alınmalı ve hepsi için bir çözüm geliştirilmelidir. Yoksa yaptığınız bir iki istisnai örnekte bile solun ve solcuların varlığına dahi katlanamamak anlamına gelir.

İlave etmek gerekir ki, toplantılarınızın basılması - basma ile protesto aynı şey değildir, elbetteki protesto edeceklerdir ama basıp toplantınızı dağıtmaya kimsenin hakkı yoktur- başörtülü kız öğrencilere saygı gösterilmemesi, ibadethanenize ayakkabılarla girilmesi kabul edilebilir şeyler değildir ama üniversitelerin çok büyük bir çoğunluğunda solcular ve kürt öğrenciler benzeri sorunları ve fiziki saldırı şiddet yaralama ve ayrıca soruşturma ve bunların bin beterini yaşamaktadırlar. Bunların hepsi beraber ve bir genel demokratik standart oluşturularak çözülebilir. Tek başına ele alınıp ODTÜ hedef haline getirilerek değil.

Benim yukarıdaki satırlarda yaptığım gibi -yani dindarların dindar olma hakkını tanımak ve onlara saygı göstermek- siz de sosyalistlerin sosyalist olma hakkını tanımak ve onlara saygı göstermek zorundasınız. Onları kendi kafanıza göre değil kendilerinin kendilerini tarif ettiği gibi tarif etmelisiniz. Beklediğiniz saygıyı siz de onlara göstermelisiniz ve yalan söylememeli şiddet uyguladıklarını söylememelisiniz. Bazı kişi ve grupların yazdığınız saygısızlıkları yaptıkları doğrudur ama silahlı fiziki saldırı, yaralama, vs silahsız saldırı sövme darp örneği vs bile veremiyorsunuz, veremezsiniz. Oysa tersi yani solcu ve Kürt öğrencilerin üniversitede silahlı veya silahsız saldırıya uğramaları sıradan bir olaydır. Düşünceleriniz sebebi ile maruz kaldığınız saygısızlıklar ve tacizler ile bunları kıyaslayıp şükredin demiyorum. Hem Kürt ve solcu öğrencilerin maruz kaldığı saldırılar hem de sizin maruz kaldığınız saygısızlık ve tacizler son bulmalıdır. Ancak sizin derdiniz üniversitede fikir özgürlüğü değildir. Sizin derdiniz bir iki üniversitede bile sol fikirlerin mevcut olmasını sindirememektir.

Olayın özüne baktığımızda silahsız ve saldırısız bir protesto gösterisi yapılmıştır odtüde. İşin şirazeden çıkması bu protesto gösterisini engellemek isteyen polisin saldırısı sebebiyledir. Devlet ve hükümet ve de polis silahsız ve şiddetsiz olmak kaydıyla vatandaşın her türlü protestoyu yapma hakkına sahip olduğu konusunda samimi değildir. Sadece ODTÜ'de değil genel olarak bu tür olaylarda sorun çıkmasının temel sebebi bu samimiyetsizliktir. Devlette hükümette ve poliste bu kültür yoktur. Silahsız ve saldırısız ama devletin hükümetin veya polisin fikirlerine aykırı protestoların yapılabileceğine, bunun vatandaşın hakkı olduğuna devlet inandığı anda bir çok sorun çözülecektir.

Tekraren darp yaralama dövme vs gibi şiddet örnekleri veremiyorsunuz veremezsiniz ama ortada bir şiddet olmamasına rağmen solculara polisin ve güvenlik güçlerinin müdahale etmesini savunuyorsunuz. Yani şiddete değil fikre karşısınız ve fikrin polis tarafından bastırılmasını savunuyorsunuz.

Sosyalizm propagandası yapmak yasal bir haktır. Sizi ve polisi ilgilendirmez. Sizi ve polisi ilgilendirecek tek şey bunların fiziki şiddetle silahsız veya silahlı olarak güç kullanarak yapılmasıdır. Solcuların sizin inanç ve düşüncelerinize saygısızlık yapmalarına ve sizi taciz etmelerine katlanamıyorsunuz ama başkalarının inanç ve düşüncelerine polisin şiddetle mukabele etmesini savunuyorsunuz?

Onların yaşadığı ilişkiye onların değerlerine saygı göstermelisiniz yoksa imam nikahı ile dalga geçen laikçilerin durumuna düşersiniz. Onların ilişkilerini niteleyip aşağılamak sizin işiniz değildir. Siz onlara onlar size saygı göstermelidirler. Beraber yaşayacaksak laikçiler, imam nikahı ile dalga geçmemeli, dindarların inanç ve değerlerine saygı göstermelidirler aynen sizin yapmanız gerektiği gibi.

Halka ve değerlere yapancılaşmış olan modern milliyetçi dindarlardır. Milliyetçi ve modern olmayan islam başka dinlere ve inançlara hüsn-ü kabul gösterir, aşağılamaz. Ve siz ODTÜ'yü hiç sevmiyorsunuz. Onu biraz sevin, hedef göstermeyin.

Milliyetçi-dindarların, CHP'li laikçilerin, faşistlerin akademik kadrolar ve öğrenciler olarak ablukası altında olan yüzlerce üniversitenin yanında sol fikirlerin az çok yaşama şansı bulduğu ODTÜ gibi bir iki nadide çiçeği yok edip öbürleri gibi yaptığınızda herkes kaybedecek. Başka fikirlere saygılı olun, bizim sayımız çok, gücümüz de var polisimiz de beğenmediğimiz fikirlere yaşama şansı vermeyelim demeyin.

Saygısızlığa ve tacize uğramama sadece milliyetçi dindarların hakkı değildir. Herkesin ve tabii solcuların ve Kürtlerin de böyle hakları vardır. Ve hatta size garip gelebilir ama onlar yaşama, silahlı saldırıya uğramama, okuldan atılmama, gaz bombası yememe, coplanmama, tutuklanmama vs. gibi haklarının derdindedirler. Saygısızlığa ve tacize uğramama onlar için lüks sorunlardır.


Baha COŞKUN

***

İlgili mektup:


Sayın Başbakanım,

Sayın Başbakanım diye başlıyorum mektubuma. Çünkü bizim kültürümüzde büyüklerine içinde saygı belirtisi olan bir ifade ile seslenilir. Makam sahibi olduktan sonra değerini kaybedenler gibi olmadığınız için siz hala benim saygı duyduğum bir büyüğümsünüz. Çünkü ODTÜ’de okuyan bir genç olarak ülkemdeki ‘değişimin’ farkındayım. Her aydınlığı yangın zannedip söndürmeye çalışan, karanlığa alışıp yıldızlardan bile rahatsız olan ve güneşi balçıkla sıvamaya çalışanlar varsın o saygıyı göstermesinler.

Geçtiğimiz günlerde okulumu ziyaret ettiniz. Üzgünüm, “Başbakanımız okulumuza şeref verdiniz” yazılı bir pankart ile karşılayamadım sizi. Okulumdaki sol gruplar için ‘öteki’ anlamına gelen size karşı düzenlenen protesto adı altındaki vandalizmi gördünüz, benim sizi böyle bir pankart ile karşılamam halinde siz gittikten sonra başıma gelecekleri bir düşünün. Size kızıyorlar neden bu kadar çok polis ve araç ile geldi diye? Oysa demiyorlar ki ODTÜ’ye Başbakan bile ancak bu şekilde gelebiliyorsa, okulda sol gruplar için ‘öteki’ anlamına gelen öğrencilerin fikir hürriyeti acaba ne haldedir diye.

ODTÜ, Türkiye’de her şeye rağmen ve herkese aykırı bir özerk cumhuriyet, kendi başına buyruk bir köy gibi davranmaktadır. Özgür bir ortam oluşturmakla övünmekteler ancak bu ‘özgür ortam’ sadece sol örgütler ve bazı hocalar için geçerlidir. Marjinal gruplar başka bir düşünceye karşı hiçbir şekilde tahammül göstermemekte, hoşgörü ile yaklaşmamakta ve şiddet göstermekten kaçınmamaktadırlar. Okulumuzda bunun örnekleri geçmişte sıkça yaşandı ve yaşanmaya devam etmektedir. Başka bir düşüncenin ODTÜ’de bulunma ve kendini ifade şansı yoktur. Severek okuduğumuz, takip ettiğimiz bir yazarı veya sevdiğimiz bir siyasiyi okulumuza davet edemiyoruz. Böyle bir şey olması durumunda hemen konferansı basıp davetliyi yumurta yağmuruna tutuyorlar. Kendilerinden olmayan herkese, haklarını savunduklarını iddia ettikleri tüm işçi ve emekçi çocuklarına, hatta zamanında başörtülü kızlara bile, bu marjinal öğrenciler tarafından şiddet ve sindirme politikası uygulanmaktadır. Bu c öğrencilerin tokalaşma şekline bile karışıyorlar. Kutlu Doğum Haftasında gül dağıttık diye mescidimizi ayakkabılarla çiğnemişlerdi. Hocalara kızmanızı kınayanlar var. Oysa okul yönetimi gibi hocalar da bu öğrencilerin arkasında durmakta ve onlara destek vermektedir. Bu hocalardan birinin derste başörtülü bir kıza, “Sen derse böyle gelirsen ben gelmem.” deyip sınıfı terk ettiğini çok iyi hatırlıyorum. Sonra o arkadaşımız o dersi bırakmak zorunda kalmıştı. Okulumuza faşizm yaşattınız diyenler, polisin tavrını kınayanlar okulda başka düşüncelere ve mensuplarına yaptıklarıyla yüzleşmelidirler.

Eylemlerindeki amaç, seslerini duyurmak, demokratik haklarını kullanmak değil, böylesi öğrenci eylemleriyle Sosyalist bir dünya inşa edene kadar ayakta kalabilmek. Bütün dertleri bu. Onlara göre, kafalarındaki ütopik dünyaya ait olmayan herkes ötekini, yani gericiliği ve faşizmi temsil etmektedir. Yazılı, sözlü ve yeri geldiğinde fiziki olarak mücadele edilmelidir. İstiyorlar ki, kendileri okulda her istediklerini yapsın, istedikleri kişiye ve düşünceye saldırsınlar, ama ne okuldaki güvenlik ne de polis okula girip onlara müdahale etmesin. Okulumuzda işlerine gelen her şey serbest ve istemedikleri her şey yasaktır. Kendi propagandalarını yapmak adına bazen yemekhaneyi işgal etmekten çekinmemektedirler. Bazı öğrencilerin gayri ahlaki davranışları yüzünden zaman zaman kütüphanede ders çalışmak bile güçleşmektedir. Okulda PKK ve Sosyalizm propagandası yapmak, gayri meşru ilişki yaşamak, alkol kullanmak tamamen ve sonuna kadar serbesttir. Okul yönetimi bunlara göz yummakta ve disiplin yönetmeliğini uygulamaya koymamaktadır. Bu yüzden ODTÜ’de okuyan her öğrencinin bunlara maruz kalma ihtimali bulunmaktadır.

ODTÜ’de sizi protesto etmelerine bakıp medya ve Türk kamuoyu buradan tüm ODTÜ öğrencilerinin veya üniversite gençliğinin size karşı olduğu çıkarımına varmamalı. Çoğunluğu okulumuz öğrencisi olmayan vatanına, halkına ve değerlerine yabancılaşmış ve yeri geldiğinde şiddet uygulamaktan kaçınmayan bu azınlık hiçbir şekilde ODTÜ’yü ve üniversite gençliğini temsil etmemektedir.

Hatırlıyorum bir haziran akşamıydı. Bir balkondan kalabalığa şöyle sesleniyordunuz:

“…bugün İstanbul kadar, Saraybosna kazanmıştır; İzmir kadar Beyrut kazanmıştır; Ankara kadar Şam kazanmıştır; Diyarbakır kadar Ramallah, Nablus, Cenin, Batı Şeria, Kudüs ve Gazze kazanmıştır.”

O akşam bu cümle zihnimde devam etmişti: Kudüs ve Gazze kadar ODTÜ kazanmıştır. ODTÜ’de başka bir düşünceye karşı şiddet göstermekten kaçınmayan bozguncuların zulmüne maruz kalanlar kazanmıştır. Bu mektubum aynı zamanda bu temennimin gerçekleşmesi ümidiyle size ve Tük kamuoyuna bir yardım çağrısıdır. Abartmıyorum, okulumuzda fikir hürriyetini bırakın can güvenliğimiz bile yok. Okuldaki bu öğrenciler ve örgütler için gerekenler derhal yapılmalı. Buradan tüm velilere sesleniyorum. Lütfen bize sahip çıkın ve okul yönetimine baskı kurun. Bu öğrencilere bir dur deyin. Başbakana gösterilen tepkiye bakıp çocuklarınızın başına neler geldiğini veya gelebileceğini bir düşünün.

Gidemediğin yer senin değildir, diyorlar. Birileri kendilerini ODTÜ’nün sahipleri ilan etmiş, buraya istemediğimiz kimseyi sokmayız diyorlar. Bu mektubu yazdığım bugün okulumuzun en büyük amfisi olan 450 kişi kapasiteli U3 amfisini işgal etmişler ve ders işlettirmiyorlar. Bu, bir günde binlerce öğrencinin derslerinden olması demek ve bunu sadece bir günlüğüne yapmıyorlar. Gidemediğimiz yer bizim değilse, o zaman okulumuz da sınıflar da bize değil, sadece belli gruplara mı aittir? Görevi ODTÜ’de eğitim ve öğretimin sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlamak olan okul yönetimi maalesef bu konuda herhangi bir şey yapmamaktadır.

Ahmet Kutsi Tecer’in ilkokulda öğrendiğimiz bir şiirinden biliyorum ki:

Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.

O amfiye giremesem de, okulda kendimi, milli ve dini değerlerimi özgür bir biçimde ifade etmem yasaklanmış olsa da, o amfi de ODTÜ de tüm öğrencilerine, bu ülkenin tüm vatandaşlarına aittir. Her ne kadar biz kendi üniversitemizde rahatça gezip tozamıyorsak, bir araya gelemiyorsak, dersimizin, sınavımızın olduğu sınıflara giremiyorsak bile.

Mektubumu bitirirken, saygı ve selamlarımı sunuyorum.


İmza: Öz vatanında garip öz vatanında parya ODTÜ’lü bir öğrenci.


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.