YETMEZ AMA EVET?

20 Ağustos 2025 11:53 / 292 kez okundu!

 

 

"Tarih soruyu alengirli sorduğu zaman toz duman bir birine karışıyor. Referandum 12 Eylül'ü yapan güç ile yeni palazlanan güç arasındaki bir boy ölçüşme idi. Aktüel fiili tehdit 12 Eylül darbesini yapan güçlerden mi, kemalist faşistlerden mi geliyor, gerici faşistlerden mi geliyor? Sorunun özü buydu. Ben Kemalist faşistlerden geldiğini, önce onların durdurulması gerektiğini düşünüp "yetmez ama evet" demiştim."

 

***

YETMEZ AMA EVET?

Tarih soruyu alengirli sorduğu zaman toz duman bir birine karışıyor. 

Referandum 12 Eylül'ü yapan güç ile yeni palazlanan güç arasındaki bir boy ölçüşme idi. 

Aktüel fiili tehdit 12 Eylül darbesini yapan güçlerden mi, kemalist faşistlerden mi geliyor, gerici faşistlerden mi geliyor? 

Sorunun özü buydu. Ben Kemalist faşistlerden geldiğini, önce onların durdurulması gerektiğini düşünüp yetmez ama evet demiştim. 

Demokrasinin kalesi MHP ile aynı oyu, hayır oyunu kullanmadığım için yerden yere vurulmuştum. 

Ülkenin ve rejimin geleceğini MHP kadar olsun, düşünmeyen biri olduğuma dair bir sürü masal dinlemiştim, bu solun içerisinde bir tartışma olsa, bir şekilde anlaşırdık ve konu kapanıp giderdi. 

Ama korkunç sayıları ile CHP deki kemalist faşistler olaya müdahil olunca, sosyal medyada bir tane solcu tarafından yapılan yetmez ama evet karşıtı paylaşıma karşılık, kemalist faşistlerce üç yüz tane beş yüz tane yetmez ama evet karşıtı paylaşım yapılınca, Cumhuriyet, Sözcü gibi demokrasi aşığı gazeteler de daimi kampanyalar açınca iş çığrından çıktı. 

Aynen AKP nin yaptığı gibi sayıca fazla olmanın doğru olmak anlamına geldiği yargısı ile de Türk işi siyaset biliminde devamlı kullanılan komik "yetmez ama evet" kavramı icat edildi. 

Siyasetin koç başının hukuk olduğu düşüncesi yanlış bir düşüncedir. 

Biz dahil Marksist solun referandum sürecindeki en büyük hatamız öngörüsüzlüğümüzdür. 

12 darbesini yapan geleneksel güç, yani kemalist faşistlerle, gerici faşistlerin ittifak yapabileceğini ön göremedik, düşünemedik. 

Referandumdan sonra olan siyasal gelişmeler, referandumda evet çıkmasının sonucu olarak değil, bürokrasinin derinliklerinde, 12 eylül'ü yapan gücün, zihniyetin, kadroların, gerici faşistlerle kurduğu siyasal ittifakın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 

Maalesef siyaset hukuku takip etmiyor, tam tersine hukuk siyaseti takip ediyor.  O yüzden referandum sonrası gelişmeleri hukuki gelişmeler olarak değil, siyasal gelişmeler olarak okumak, ve bu tür ucuz teraneleri bir tarafa bırakıp, siyasi gücün doğru bir analizini yapmak gerekiyor. 

Bu kemalist faşistlerin halka attığı ilk kazık değildi. 

12 eylül darbesi olmasa, seçimler Kenan Evren'in dünyada eşi benzeri olmayan seçim kanununa göre değil de, darbeden önceki normal seçim kanununa göre yapılacağından AKP nin yüzde otuz beş  oyla meclisin yüzde 
yetmişini ele geçirmesi mümkün 
olmayacaktı. 

Meclis'te en fazla milletvekilliklerinin yüzde otuz beşini kazanabilecek, dolayısı ile değil tek başına iktidar olmak, belki koalisyon bile 
kuramayacaktı. 

Yani AKP nin halkın iradesi ile uzun yıllar tek başına iktidar olduğu iddiası doğru değil. AKP tek başına iktidarını halkoyuna, halkın iradesine değil, Kemalist Faşist Kenan Evren bonusuna, 
Kenan Evren'in aldığın oyun iki katını almışsın gibi milletvekili çıkarmana izin veren seçim kanununa borçludur. Evren sol, Kürtler, aleviler meclise giremesin de ne olursa olsun mantığı ile hazırlamıştı seçim kanununu. Mecliste iki tane solcu, iki tane Kürt iki tane alevi milletvekili olmasın da, varsın bütün meclis gericilerden oluşsun, hiç önemli değil kemalist faşistlerin düsturu budur. 

Kemalist faşistlerin 
bir başka kazığı türban meselesidir, türbana karşı yürüttükleri, kibirli, kendi gücünden çok emin, ritüelleşmiş, tiyatral höt zöt kampanyaları, bir yerlerde hiç kimsenin tahmin etmediği bir şekilde, muazzam bir simgesel siyasal gücün birikmesine sebep olmuştur. Bu kadar basit bir meselenin, bu kadar davullu zurnalı büyütülerek toplumun merkezine oturtulması Kemalist faşistlerin halka attığı önemli kazıklardan biridir. 

Bu siyasal güç Tanzimat'tan beri yürüdüğümüz yolu tersine çevirmiştir. 

Abdülhamit bile tanzimatın yürüyüşünü devam ettirmiştir. Saltanatının üç yılında iktidarı meclis ile paylaşmış ama, otuz yıl tek başına iktidar olmuştur. Ağzından çıkan söz kanundur. Ancak o tek bir fermanla şeriata dönme, imkanı varken, bunu yapmamış ve otuz yıl boyunca, şeriatı değil, Fransız Ceza Kanunu'nun çeviri uyarlaması olan Ceza Kanunnamesini uygulamıştır. 

Kemalist faşistlerin güç zehirlenmelerine, aşırılıklarına, gerici.. Faşistler aşırılıkla cevap vermiş Abdülhamit'in bile ilerici olduğu, kör, 
karanlık bir cehaletten yeni bir pespaye ve faşist gericilik icat etmişlerdir.

Baha COŞKUN

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.