Acılarımızla sevişelim

21 Mart 2013 09:36 / 1187 kez okundu!

 


Bugün yine beynime ince bir ayar vermek istedim. Aklımı çoğaltarak, ruhumun güneşiyle vicdanımı aydınlatarak, yüreğimin sıcaklığıyla duygularımı ısıtarak barış umutlarıyla bakmak istiyorum ülkemin sert ve kanlı geçen yüzyıllık kangrenli yarasına. Belki merhem olur yüreklerine ateş düşmüş anaların derin acılarına.

Beynimdeki kötülük urundan sıyrılıp gerçeğe selim aklın gözüyle bakmalıyım. Sahtekârca “Ne şiş yandı ne de kebap” diyemiyorum. Eğer dersem utanırım kendimden. Biliyorum ki yürekler yandı kebap gibi, şiş biraz daha bilendi çelikleşerek. Ancak bir asırlık kirli savaşın yorgunluğuyla bitap düşmüş bedenleri yeniden davet ediyorum. Borçlanmışız bir asırlık barışçıl sevişmelere. Şimdi acılarımızla sevişmeye mecbur bırakıldık, neyleyim. Yoksul ve kandırılmış halkımın yaralarına derman olabilmektir niyetim. Umut ederim ki bir gün acılar da unutulur, tıpkı sevişmeler gibi.

Ah çekmekten başka ne gelir elden. Bir taşın siperinde alnından kurşun yemiş yiğidin acı dolu inleyişini tarih yazmayacak; ancak ağıtlar destanlara dönüşür, belki uzunca bir süre hatıralarda kalır ve sonra unutulur gider. Neleri unutmadı ki insan denen yaratık. Birkaç kahraman tarihe geçsin diye bedelini binlerce fidanın ecelsiz ölümüyle ödedik. Günahkârlar, tarihe altın harflerle yazılacak, yoksul halktan binlerce genç fidanın adı yalnızca mezar taşlarında kazılı kalacak.

Acılara yansız dokunabilecek miyim acaba? Bu nedenle fazla dokunmak istemiyorum. Acıya ne kadar yumuşak dokunsam bile yine acıtabilirim. Çünkü ben insanoğluyum, ben beni bilirim, adillik ve adalet denen şeylerin oynaklığına düşmekten korkuyorum. Acıların tarafı olmadan, yüreklerin içinde yanan ateşe bir tas su dökmek istiyorum. Acıların en samimi paylaşımı, sessizce olanıdır. Fazla deşmeden, yeniden tazelemeden acıları sessizce paylaşmak istiyorum… İnatlaşma egolarımızın bedeli ödendi. Kanlı oyun sona ermek üzere. Ateş düşen yüreklerin acılarını yüreğimin derinliklerinde paylaşıyorum.

Kaderimizi kışkırtmayalım artık. Birlikte yazılmış, yazılanı bozmayalım. Yarınımın bugünden daha iyi olacağı umudumu yitirmedim hiçbir zaman. Buna var gücümle inanıyorum. Düşünme yeteneğimizi çoğalttıkça, kargaşa ve kavga arzularımız azalacaktır. Söylenecek çok sözüm var; ama hayrın, esas söyleyemediklerimde olduğuna inanıyorum. Hangi kin ve nefret duygusu kendine bakan bir çift sevecen bakışlı gözün içinde eriyip kaybolmaz? Hangi insan sevgi ile nefret arasında sevgiyi bırakıp nefreti seçer? Halkımın gergin duyguları gerilmiş yüzlerinden anlaşılıyor. Kardeşlik tehlikeye girmek üzereyken, bir tek şeye ihtiyacımızın olduğuna inanıyorum. Gazetelerde görevlendirilmiş köşe yazıcılarının kışkırtmalarına aldırmadan biraz sağır biraz da suskun olmak yeter.

Bireysel nefretlerin toplumsal kışkırtmalara varmaması umuduyla…


Şakir KADAN

21.03.2013, İzmir


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
22 Mart 2013 08:40

nuhungemisi

Boş tenekelerden genellikle çok ses çıkıyor ama asıl böyle vicdanlı, temiz seslere ihtiyacımız var. Serinkanlı ama hep gerçeği dillendiren bu bakışlara en ihtiyaç duyduğumuz zamanlardayız. İyi ki Şakir Kadan'lar var ve iyi ki aramızdalar.
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.