Sayın Öcalan

17 Mart 2013 16:37 / 1099 kez okundu!

 


İzmirizmir.net editorü Hürriyet Mısırlıoğlu dün aradı “Sen iki - üç sene önce Sn. Öcalan hitabı hakkında birşeyler yazmıştın” diye... Konu güncel, aradım bulamadım, bulursan yollar mısın?” dedi. Aradım bilgisayarımda. Alttaki yazıyı buldum:

(Görgü, Beraber Yaşamanın Biz Farkında Değilken Değişen Kuralları)

sayfa 71ff.

Arabalarını patinaj çekerek kullanan fiyakalı budalalar, hem gürültü kirliliği yaparak, hem daha fazla benzin harcayarak, hem de trafik terörü estirerek ortak hakka saygısızlık etmektedirler; sokak lambasını taşla kıran yeni- yetme de! Kendi çıkarımız için yaza söyleye bu konuları işlemek zorundayız.

Lâubalîlik mi, Samimiyet mi?

Vay haline, eğer ast bir mesafe tutmak gereksinimini duyarsa… Lâubalîlikten veya samimiyetten veya kısacası densizlikten hoşlanmayan 35 yaşındaki uzman veya 45 yaşındaki Genel Müdür amirine (mesela bir Bakan’a); “Ben birbirimize ‘siz’ diye hitap etmemizi tercih ederim” veya “Ya ikimiz de birbirimize ‘sen’ veya ikimiz de birbirimize ‘siz’ diye hitap edelim,” desin bakalım… Yer yerinden oynamaz mı? Türkiye’de “üstlerin” % 90’ı dünyalarını şaşırmaz mı?

Bu satırları yaklaşık 20 yıl önce yazmıştım.

Birisine, örneğin Öcalan’a “Sayın” dendi veya denmedi bir mesele oluyor. Her insana saygı olunca bir katile (Mr. Mösyö veya Herr, anlamında bay ve bayan tek kelimede oturdu dilimizde Sayın) bile Sayın demekte ne zarar var? Bazı insana Bay, bazısına Sayın diyerek iki sınıflı bir toplum mu (tekrar) yaratacağız? Sayın diyerek de bireye olan saygı gösterilemez mi? Aynı zamanda gereken mesafe de korunamaz mı? Adam pedofil olur ama iyi bir yönetmen olabilir, katil olur ama iyi bir ressam. Asılmasına karar verilebilir ama ayrıca aşağılamak mı gerek?

Hukuk hepimiz için gerekliyse ve hukukun da yanılabildiğini kabul ediyorsak- ki hukuk tarihi bu yanılgılar silsilesidir- insana olan minimal saygıda anlaşabilmemiz gerekir.

Konu Sn. Erdoğan, Sn. Genelkurmay Başkanı değildir. Doğal olarak Sn. Bn. Gül de değildir. Bu kişileri sevmek veya sevmemekle ilgili de değildir; sadece mesafe tutmakla ilgilidir.

Araba kullanırken ve ilişkilerde mesafe tutmak kazaları önler!

Bayan! Baymiycem işte!

Dil kurumu sözlüğüne göre “Sayın”: Saygı belirtisi olarak konuşma ve yazışmalarda kişi adlarının önüne getirilen unvan. “Bay”: Bey yerine kullanılan bir unvan. “Bayan”ise: Hanım yerine kullanılan bir unvan.

Sayın bence cinsiyet belirtmeden kullanılan Bay veya Bayandır. Bazıları sayın bazıları sadece Bay olacaksa Sayın olana Bay dediğimizde apoletlerini sökmüş olmaz mıyız? Hakimler, hekimler, komutanlar, müdürler sav- cılar hep Sayın; hastalar, memurlar, öğrenciler zanlılar hep Bay veya Bayan olacaksa (yargılanacaksa hele hele yargılama sonuçlarının sağlığı belliyken) bu toplumsal ahengi er veya geç yaralayacak bir unsur olarak karşımı-za çıkmaz mı? Cinsiyet ayrımı olmadan hitap ayrıca di-limizdeki bir ayrıcalıktır. Sayın kelimesinin Tatarca’dan türetildiği söylenir. Türkçe’ye güzelce yerleşmiştir, ama kanunlara rağmen bay bayan fazla da tutmamıştır, zaten zorlama ile kültür olmaz. “Nayır nolamaz!”

Hitap konusuna kitabın baş kısmında değindiğim bir ayrıntıyı burada da belirtmemde fayda görüyorum: 1934 yılında çıkarılan 2590 sayılı kanun hâlâ yürürlükte. Beraberce okuyalım:

Madde 1 – Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lâkap ve unvanlar kaldırılmıştır. Erkek ve kadın vatan- daşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız ad-larıyla anılırlar.

Madde 2 – Sivil rütbe ve resmi nişanlar ve madalyalar kaldırılmıştır ve bu nişan ve madalyaların kullanılması yasaktır. Harp madalyaları bundan müstesnadır. Türkler yabancı devlet nişanları da taşıyamazlar.

Madde 3 – Askeri rütbelerden adın başına gelmek üze-re kara ve havada Müşürlere Mareşal, Birinci Ferik, Fe-rik ve Livalara General, Denizde Birinci Ferik, Ferik ve Livalara Amiral denilir. Generallerin ve Amirallerin de-recelerini gösteren unvanlarla Deniz Müşürleri unvanlarının ve diğer askeri rütbelerin karşılıkları Ali Askeri Şü- rası kararı ve İcra Vekilleri Heyetinin tasdiki ile konulur.

Madde 4 – Bu kanun neşri tarihinden muteberdir….

Hâlâ geçerli olmasına mı yanayım, Bey veya Hanım lâkaptır hep büyük harfle yazılır diyene mi? Acaba parlamenterlerimiz yaptıkları işin karşılığında (ortak hazinemizden) aldıkları maaşları falan ve kıyak emeklilikleri hakkediyorlar mı diye de ciddi teredütlerim yok değil. Yabancı devlet nişanı taşıyan yurttaşlarımızı yabancı elçiliklerin davetlerinde sıkça görüyoruz. Birbirlerine Paşam diye hitabeden generalleri de. Çocuklarımız büyüyünce paşa olacak amcası falan diye de yetiştiriyorlar.

Ağabey yani Ağa ve Bey’den oluşan artık abi olan lakab hem çok kullanışlı, hem de bu kadar yaygınken, ağa ve bey tabirlerini yasaklayarak kültürel devrim yapmak zor işmiş diye de düşünmeden edemiyorum.


Mahmut TOLON

28.02.2013

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
17 Mart 2013 17:17

hurkus

İstanbul Barosu'nda avukatlar arasında 'Sayın Öcalan' arbedesi

İstanbul Barosu, başkan ve 11 yöneticisi hakkında 'Yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs' suçlamasıyla dava açılmasının ardından aldığı karar doğrultusunda bugün olağanüstü Genel Kurul için toplandı. Toplantıda önce Yeni Akit muhabiriyle avukatlar arasında, daha sonra da 'Sayın Öcalan' diyen avukat Epözdemir ile diğer avukatlar arasında arbede çıktı.

Devamı için tıklayın lütfen...

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.