TANRI AKDENİZE DOKUNDU - Gülçin Tunca

21 Kasım 2007 11:41 / 1368 kez okundu!

 

Zeytinlerin doğaya sayısız hayat tanesi dağıttığı sevilesi bir mevsimdir. Tanrı, yarattığı iki ağacı çok severmiş; biri incir (gerçek ağacı), diğeri de zeytin(hayat ağacı) bu iki ağaç cennetin ağaçlarıymış."Olea prima arborum umnium est" ve zeytin tüm ağa

Hayat ağacı; ölümsüzlüğü dört mevsim gösterir bizlere, hiç değişmeden. Bir çocuk gibi büyür; evreli tohumdur, kıraç kayalara ölümsüzlüğü ve imkansızlığı gösterircesine tutunur kökleriyle, kırar kayaları, filizlenir, fidan olur, naif gövdesi en şiddetli rüzgarlara dayanarak gençleşir .
İlkbaharı; sarı, beyazımsı minik çiçekleriyle karşılar, yazın da dallarında üzüm salkımına benzeşen çiçekleri meyveye dönmüştür. Yaz sıcağında büyütür meyvelerini, Akdeniz güneşiyle ,sabah nemiyle besler. Yeşilden morun tonlarına bürünür, siyaha döndüğünde sonbahar gelmiştir. Hasat vakti, narin dökülmeli olgun meyveleri.


Kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın, gururun, zaferin, arınmanın, refahın, bilgeliğin, aklın, erdemin, değerlerin ve yeniden doğuşun sembolü altın suyuna dönüşü verir.

Her bir ağaç bulunduğu coğrafyadaki güneşin, denizin, rüzgarın, toprağın kokusunu içine saklayıp; farklı tatlarda ve renklerde sunar bizlere lezzetini.

"Fakir toprakların zengin ağacı olan" bu ağaçların verimlilik dönemi 35-150 yıl arasındadır, sonra yaşlanma dönemine girer; yine de meyvelerini esirgemez, boşalan gövdesinden sürgünler yeşertir ölüme inat.


Ölümsüzlüğün zeytinde gizli olması muhtemel midir? Ne dersiniz?


Toprak sahipleri atalardan kalma zeytinin kaç nesildir varlığını hatırlamaz, oysa o anımsar...

İnsanoğluna yüzlerce yıl, her dalını hayata hediye etmiştir. Kadınların süsü olmuş; çekirdekleri binlerce yıl boyunlarını süslemiş, kollarını, saçlarını sabunuyla yıkamışlar. Dallarından tarakla taranmışlar, kuru dalları soğuk kışlara inat ısıtmaz mı odaları, küspesi olmaz mı verimsiz topraklara can, ilk çorbasını içirmedi mi insan oğluna kap olup kaşık olup, şifa olmaz mı hastalara, gecelerin karanlığını binlerce yıl aydınlatmadı mı, savaşlarda kaynatılarak öldürücü silaha dönüştü, barışın simgesi, bir somunun ekmeğin en güzel katığı yeşiliyle siyahıyla.


Tüm Akdeniz medeniyetlerinin kutsal gücü mitolojinin baş kahramanlarındandır...


Antik Yunanda; kutsal aileden gelmiş olmanın en önemli özelliği, zeytin ağacı altında doğmakmış. Yine antik Yunanda yedi bilgeden biri Solon kanunlarında zeytin ağacını kesenlere ağır cezalar verilmiştir.


Tanrının yabani zeytini, Dünya'ya sunmasına ilişkin en eski veri, Ege denizindeki Santorini adasındaki arkeolojik kazılarda 39 bin yıllık zeytin yaprağı fosillerine rastlanmıştır.
Zeytinin ne zaman ehlileştirildiğine dair bilgi bulunmamakla beraber, Samilerin yaptığı düşünülmektedir. Buna karşın Dünya Zeytin Ansiklopedisi yazarı José M.Blazguez; zeytinin yaklaşık 6000 yıl önce Anadolu'da ehlileştirilmiş olduğunu belirtir.


Yine tarihte zeytinyağı üretiminin ve tüketiminin en belirgin Akdeniz'in ortasındaki Girit medeniyetinde 4500 yıllarına uzandığı görülür. Romalılar "Nore Nostrum" (Bizim Deniz) dedikleri Akdeniz'in etrafını İtalya, Güney Fransa, Kuzey Afrika ve İspanya'daki büyük alanları zeytin tarımına açmışlardır. Hakimler kitabındaki öyküyü, hepimize mesaj anlamında düşündüm.


Geçen hikayeye göre; diğer tüm ağaçlar, kral olması için zeytin ağacına gitmişler ve;
- Bize kral olur musun? Demişler.

- Zeytin ağacı; Tanrının ve insanların övdükleri yağımı bırakıp, ağaçların üzerinde sallanayım, gideyim öylemi? diyerek reddetmiş.Ağaçlar; incir ve üzüme de aynı teklifi götürmüşler onlar da reddetmiş. Ağaçlar da kara çalıya gitmiş kara çalı teklifi hemen kabul etmiş. O gün bugündür karaçalı, kral olmasına olmuş; ancak zeytin, incir ve üzüm baştacıdır.


Tanrının bereketli armağanının dalları arasında onlarca medeniyetin anıları bizlere fısıldar gibi gelir bana, çok eski bir dostu gördüğüm zamanki buruk sevinç ve yeterince sevgimi dile getirememiş olmanın ince hüznünü hissederim. İnsanların günümüzdeki teknoloji ve ekonomi savaşında dahi, zeytin ağacının korunuyor olmasından mutlu olurum. Eğer şanslıysak kutsal ağaçlar arasında yaşam sürmek, her sabah uyandığımızda karşılıksız sevgi ve bereketlerini sunmalarına minnetimizi onları gözlerimizle okşayıp güne başlamanın hazzını ne tattıra bilir ki?


Gelin, zeytin mevsiminde, henüz dallarını terk etmiş; ham zeytinin yapımından örnek verelim; İstenildiği miktarda ham zeytin, her 1 kg zeytine 100 gr tuz (defne yaprağı, nane, kekik karıştırılır.) 1kg zeytin üzerine; 100 gr tuz sepete sıra sıra istenilen miktarda yerleştirilir, sepetin altına sızan suların toplaması için bir kap konur ve yirmi beş gün içinde tatlanacaktır. Tatlanan zeytinler; yıkanıp tuzundan arındırılır, yağlanır ve tercihen koyu renkli kavanoza alınır.

Afiyet olsun.

GÜLÇİN TUNCA

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.