Kadehim bir 35'lik alır mı bilmem yaşamak isterken

05 Şubat 2008 07:35 / 1851 kez okundu!

 

18 yaş, 35 yaş ve 50 yaş insan hayatının dönümleridir. 18 yüreklerindeki özgür ruhların farkında bile olmadan özgürlüklerin elde edileceğinin düşünüldüğü yaş, 35 yaşta yaşamın sorgusunun yapıldığı, yüreğimizde kaçan birşeyleri yakalamak gerektiği h

Uzun bir yola baktığımızda, yolun başlangıcı geniş, daha sonra daralmaktadır. Bunu bizlerin yaşamının yaş ilerledikçe daralmasına benzetirim. Elbette yaşama bakışımız zaman geçtikçe çok yönlüleşiyor, ancak analiz ve sentezle ayıkladığımız olasılıklardan sonra bize kalan dar bir yaşam. Zamanla hayallerimizi dahi küçülttüğümüz, maddeselleştirdiğimize göre bizler zaman ilerledikçe daralıyoruz.



Tecrübelerimizden kaynaklanan hata yapmama çabamız bizi yoruyor. Kendimize dönük yaşamaya başlıyor, yaşamın aslını kaçırıyoruz. Oysa mantığımıza ters gelen bir istek karşısında, bocaladığımızda kendimize izin verir gibi,"amaann, daha bu kadar mı yaşayacağım?" demez miyiz?



Otuz beş yaşına girdiğim gün, canım arkadaşlarımla çektirdiğimiz fotoğrafa epeydir bakmamıştım. O gün arkasına herkes iyi dileklerini yazmıştı, ben de, elimdeki kadehten mi, hayatı herşekilde çok sevmem ve yaşanır bulmamdan mıdır veya yapacak çok şeylerin olduğundan mıdır, zamanın beni ne kadar hızlı sürüklediğinin şaşkınlığından mıdır, "Kadehim bir otuz beşlik daha alır mı bilmem, yaşamak isterken"... yazmışım.


Uzun zaman sonra okuyunca inanılmaz duygulandım. Yaşamın bilinmezliğinde bizlere sunulan hayatı yaşamak istemek, yaşamı sevmek, getirilerini, her anı hissederek yaşamak hafızamıza kazımak, anımsandığında aynı duyguyu hissetmek, gülmek, öfkelenmek, sevmek, kötü yaşanmışlıkların bize kattıklarını görmek hayatın tadından saymak, muhteşem doğanın küçük bir parçası olduğumuzun bilincinde olmak yaşamın kendisi değil midir?



Her birimiz olaylar karşısında hemen hemen aynı duyguları hissettiği halde nasıl oluyor da o hislerin açığa çıkmasını birbirimize ve kendimize yasaklıyoruz. Kendi yarattığımız oto kontrolü yaşarken...



Gözümüzden akacak yaşları tutu veririz, doyasıya gülerken susuveririz, tutuvermek isterken birisini itiveririz, dilimizin ucuna gelmişken sözümüz susmak, dinlemek varken susturmak neden, bakmadan doyasıya gözlerimize kaçırıveririz, koşmak isterken yürümek, haykırarak şarkı söylemek isterken mırıldanmak neden, çiçekler takmak isterken saçlarımıza çekiniveririz, doyasıya yaşamak yerine yalancıktan yaşamayı seçiveririz kolayına.



Oysa yaşayı versek hayatı türkü tadında, zamana hayıflanmadan...





GÜLÇİN TUNCA

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.