SEN BALIK OLSANA…

23 Şubat 2009 18:09 / 2273 kez okundu!

 

Hayattan küçük bir ders daha aldım, hem de minik bir oğlan çocuğundan.
Kuzenim, beş yaşındaki oğlunu bir kaç saatliğine bana bıraktı, uzun zamandır küçük çocukla zaman paylaşmamıştım. Malum hareketliliğinden dolayı sürekli oturmasını, eşyalara dikkat etmesini oldukça fazla tekrar ettiğimin, uyarılarda bulunduğumun farkında bile olmadan, yeni bir hamle daha yapınca; dönüp, küçük omzunun üzerinden kızgın bir bakışla ‘’Cici, sen balık olsana’’ dedi.

‘’Neden?’’dedim. ’Onların hiç eşyası yok, hem de hiç konuşmuyorlar.’

Güler misin, ağlar mısın misali öyle kala kaldım. Nesneleri korurken onun için nedenli anlamsız ve olumsuz konuştuğumun farkına varmamıştım. Onun doğallığını ve saflığını engellemeye çalışmak yerine, onunla daha iyi zaman geçirebilirdim. Küçücük bir çocuk benim farkında olmadan yaptığım, diğer sürelerde yapacağım hatanın tekrarını engellemiş oldu. 

Kimden, ne zaman ders alacağımızın belli olmadığını, bizlerin yaşamdaki her sinyale içtenlikle dönüp bakmamız gerçekliğini bir kez daha anladım.

İnsan olmak veya insan olmaya çalışmak ne uzun ve tükenmez süreç. Kendimizi hiçbir zaman tamamlanmamış hissederek daima yeni eklemelerle genişleyip, yenilenmek, dış dünyadaki sorumlulukların, içsel özgürlüğünü yitirmesine müsaade etmeden farklılaşmak, kendin olabilmek.

Bir insanı, diğer insan için var kılan karşısındaki ile kurduğu anlam bağıdır. Birbirimize hissettirdiğimiz duyguların içtenliğidir anlam. İçten ve kendisi olmayan insanın, diğer insanlar için nesnel olmaktan ileriye gidemeyeceğini düşünüyorum.

İçtenliğimiz, hayattaki kilit taşımızdır. Bizi ayakta tutan destektir. İçtenliği olmayan insanın erdem konusundaki görüşleriyle davranışları da uyuşmamaktadır. 

Erdemlilik, düşünce ile davranış arasında boşluk olmamasıdır . Eğer boşluk varsa değer üretmeden yaşar, başkalarının etkisi ile savrulur ve yok olur.

Evrende, sonsuzluk içindeki yerimizin bize verilmiş kıymet olduğunu, hiçbir varlığın boşuna var olmadığını, birbirimizin hayatlarında etkileşimde bulunduğumuzu, her iletişimin, paylaşımın gelecekteki yol örgülerimizi oluşturduğuna inanıyorum.

İvan Radoyev’in ‘’Kim karşıladı beni ? Beni kim uğurluyor? ‘’dizelerini çok severim. Kimin karşıladığının farkına varmadık, kimin uğurlayacağının da farkında olmayacağız. Önemli olan karşılanma ve uğurlanma arasındaki içtenliğimiz, kendimize, çevremize, yaşama verdiğimiz enerji ve hoş sedadır. 

23.02.2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.