Erdoğan yargısı mı geliyor? - Cengiz Alğan

01 Mart 2017 20:28  

 

Erdoğan yargısı mı geliyor? - Cengiz Alğan

Deniyor ki; “Partili CB milletvekillerini seçeceği ve bu parti çoğunluk olacağı için yedi üyeyi meclis değil, CB seçmiş oluyor”. Bu doğru değil. Çünkü meclislin seçeceği üyeler için hem komisyonda hem de genel kurulda ilk turda üçte iki çoğunluk aranıyor. Her bir adayın yeni sistemdeki 600 vekilin 400’ünün onayını alması gerekiyor. Bugünle kıyaslarsak; 367 üyenin onay vermesi gerekiyor. Yani şu durumda AK Parti’nin diğer üç partiden en az ikisiyle uzlaşması gerekiyor.

Anayasa değişiklik paketini yargısal düzenlemeler açısından eleştiren yorumcular, konuya genellikle cumhurbaşkanını (CB) Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) sevk etmenin zorluğundan dem vurarak giriş yapıyor. Ardından da AYM üyelerinin seçiminde CB’nin yetkilerini sıralayarak, meclis bu hakkını kullanıp sevk edebilse bile, 15 üyeden 12’sini CB’nin seçtiği AYM’nin onu mahkûm edemeyeceğini ima ediyorlar. Hatta meclisin seçtiği kalan üç üyeyi de fiilen CB’nin seçmiş olacağını, çünkü meclis çoğunluğunun onun elinde olduğunu öne sürüyorlar.

Böyle anlatılınca, sanki CB’nin yargılanmasını zorlaştırmak için pakette AYM’yle ilgili özel düzenlemeler yapılmış gibi anlaşılıyor. Konuyu tartıştığım pek çok kişinin böyle düşündüğüne hayretle şahit oldum. Hayretle, çünkü pakette AYM ile ilgili herhangi bir düzenleme yok. Yani AYM’nin seçim usulünde hiçbir değişikliğe gidilmiyor. Dolaylı yoldan değişiklik yaratan tek şey, Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nden AYM’ye giren iki üyenin artık olmaması. Bu da askeri yargının kaldırılmasıyla ortaya çıkıyor ki herhalde demokratik bir yaklaşım, askerin yargıdan elini çekmesini memnuniyetle karşılayacaktır.

Elbette neden AYM’nin yapısında değişikliğe gidilmediği, örneğin meclisin seçeceği üye sayısının neden arttırılmadığı sorgulanabilir. Bu ayrı bir tartışma konusu. Ama pakette böyle bir düzenleme yok. Nihayetinde şu anda CB’ni yüce divana sevk etme konusunda en ufak bir yetkisi olmayan meclise, bu yetki veriliyor. Var olana göre ileri bir adım.

HS(Y)K seçimleri

Yüksek yargı konusundaki ikinci eleştiri ise adı Hâkimler ve Savcılar Kurulu olarak değiştirilen HSYK’ya üye seçimi ile ilgili. Burada da asıl eleştiri yine doğrudan ya da dolaylı olarak, tüm üyeleri CB’nin seçeceği üzerine kurulu. Peki, öyle mi? Mevcut sistemde CB HSYK’ya dört üye seçiyor, yeni sistemde yine dört üye. Mevcut sistemde Adalet Bakanı ve müsteşarı kurulun tabii üyesi, yeni sistemde de aynen devam ediyor. Mevcut sistemde meclisin üye seçme hakkı yok, yeni sistemde ise çoğunluğu oluşturan yedi üyeyi halkın temsilcileri seçiyor. Yine şu anda olmayan bir hak meclise tanınıyor.

Deniyor ki; “Partili CB milletvekillerini seçeceği ve bu parti çoğunluk olacağı için yedi üyeyi meclis değil, CB seçmiş oluyor”. Bu doğru değil. Çünkü meclislin seçeceği üyeler için hem komisyonda hem de genel kurulda ilk turda üçte iki çoğunluk aranıyor. Her bir adayın yeni sistemdeki 600 vekilin 400’ünün onayını alması gerekiyor. Bugünle kıyaslarsak; 367 üyenin onay vermesi gerekiyor. Yani şu durumda AK Parti’nin diğer üç partiden en az ikisiyle uzlaşması gerekiyor.

İlk turda üçte iki çoğunluk sağlanamazsa, ikinci turda beşte üç çoğunluk aranıyor. Yani şimdiki sayıya göre 330, yeni milletvekili sayısına göre 360 oy. Bu da demektir ki şimdiki oy oranları aynen devam etse bile AK Parti’nin HS(Y)K’ya üye seçtirebilmek için meclisteki diğer üç partiden en az biriyle uzlaşması gerekiyor. İkinci turda da seçilemezse, son turda en yüksek oy alan iki aday arasında kura çekiliyor. “Kura çekeni de CB seçiyor” diyecek halimiz yok herhalde. Üstelik yukarıdaki varsayımlar, AK Parti’nin ilânihaye salt çoğunluk sağlayacağı fikrine dayanıyor. Bunun garantisi mi var?

                                                              ***

Eleştirenlerin, 18 maddelik değişiklik paketinde yargıyla ilgili düzenlemelere bakınca görmedikleri veya dile getirmeyi tercih etmedikleri dört nokta şu:

-Yargının bağımsızlığına tarafsızlık ilkesi ekleniyor.

-Askeri yargı kaldırılıyor. Bir türlü düzeltilemeyen asker-sivil ayrımı ortadan kalkıyor.

-Meclise HS(Y)K’nın çoğunluğunu seçme yetkisi tanınıyor.

-CB’ye yargılanma yolu açılıyor.

Her dördü de var olandan daha demokratik adımlar değil mi? Üstelik üçüncü madde, yukarıda özetlendiği gibi, mecliste bir uzlaşma kanalı açmıyor mu?

Serbestiyet.com

25.02.2017

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0