Seni Neyin Beklediğini Asla Bilemezsin

09 Şubat 2009 09:13 / 1868 kez okundu!

 

BENJAMIN BUTTON’IN TUHAF HİKAYESİ 

YÖNETMEN: DAVID FINCHER
OYUNCULAR: BRAD PITT, CATE BLANCHETT, TILDA SWINTON, TERAJI PENDO HENSON
SENARYO: ERIC ROTH

Benjamin Button hangi türe yakın duruyor fantastik mi yoksa epik bir dram mı ?
Her insanın takıntısı olan yaşlanmak korkusunu daha ilk doğduğu anda yaşayan bir insandan yola çıkıyor öykü. Bu insan dış görünümüyle yaşlı, ruhen ise bir yeni doğmuş. Belli bir döneme kadar bilinçsizce yaşanan ihtiyar bebek durumu büyüme ve gelişen çevre ilişkileri sonucu bilinç düzeyine ulaşıyor. İnsanın tersine yaşamını iki öğenin bir araya geldiği fantastik bir drama şeklinde anlatıyor. 1918'den başlayarak 2006 yılındaki Katrina kasırgasına dek uzanması epik bir yaşam hikayesi. Felsefevi açılımlara açık tema ağır ve düşündürücü diyaloglar yerine Button’ın yaşam döngüsü içinde yorumu büyük ölçüde seyirciye bırakıyor. Öykünün uzanmadığı bir ilişki yok; aşk, dostluk, baba oğul ilişkisi hepsi özenle işlenmiş.

Tersine bir yaşam içinde insan daha mutlu, daha akıllı mı oluyor ?
Seksenli yaşlarda doğup bebekliğe doğru yaşayan bir insan için de yaşam akışı değişmiyor, mutluluk ve mutsuzluk aynı oranda yaşanıyor. Yaşamı değerli kılan aşkın, dostluğun, mutluluğun zaman izdüşümleri aşağı yukarı aynı dönemler. Altmışlı yaşlarda gözüküp yirmili yaşların ergenlik dönemini yaşamakta farklı bir ruh oluşturmuyor. Önemli olan yaşam kalitesi, onu algılama şekli. Filmin iki sözü var her şeyi özümseyen, ‘yaşamın ne getireceği belli olmaz’ ve ‘yaşam bir bütündür, yaş ile sınırlanamaz, her zaman yeni bir başlangıç mümkündür’.

Brad Pitt canlandırdığı Benjamin karakterinde nasıl performans sergiliyor ?
Benjamın Button’ın yaşadığı her dönemi bizzat oynayan Pitt mükemmel bir performans gösteriyor. Ağır makyaj altında oynadığı yaşlılık bölümlerinde efektler ile yüzü kusursuz bir şekilde küçük vücutlara monte edilmiş. Gençleştikçe kendine dönen aktör Benjamin’in umursamaz , bilge ve kaderine razı ruh durumunu yorumlaması da kusursuz. Oscar’ın en iddialı adayı.

David Fincher Seven, Fight Club, The Game, Zodiac gibi karanlık fakat başarılı filmler ile doksanlı yıllara damgasını vurmuş bir yönetmen. Bu film onun filmografisi içinde oldukça farklı bir tür değil mi ?
Karanlık, anarşist temaları seven Fincher için epik drama sinematografisinde bir ilk oluyor. Her şeyden önce dönemi yansıtan detaylar, ışık ve filtreler ile atmosferi muhteşem yakalıyor. O çok sevdiği gizem ve karanlığı filmin her karesine sindiriyor.

Senarist Eric Roth sinema endüstrisinin en başarılı isimlerinden birisi. Filmografisinde Forrest Gump, The İnsider(Köstebek), Munich(Münih), Ali gibi mükemmel filmler var. Filme katkısı ne düzeyde ?
F. Scott Fitzgerald’ın 1922 yılında yazdığı kısa bir öyküsünden yola çıkarak kaleme alınmış senaryo 166 dakikalık bir film için hiç sarkmadan işliyor. Roth Fitgerald’ın en fazla yaşlı doğup bebekliğe doğru yaşam fikrinden etkilenmiş. Daisy ve Benjamin arasındaki aşk sinema tarihinde yazılmış olan en iyilerinden.

Filmin Oscar şansı nedir ?
Hakkıyla 13 dalda aday olmuş bir film. Claudio Miranda’nın tablo titizliğinde çektiği görüntüler, Alexandre Desplat’ın dramatik yapıyı ören müziği , anneye Queenie’ye içten performansı ile hayat veren Teraji Penda Henson, Jacquline West’in kostümleri daha yönetmen Fincher ve Brad Pitt’e gelmeden ödülleri hak eden isimler. Büyük bir sürpriz olmadan ödüllerin çoğunu kazanacak bir film. 

9 Şubat 2009

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.