Sevgili Asfalt Osman

13 Ağustos 2018 16:33 / 390 kez okundu!

 

 

Başımıza gelen, getirilen haller, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir, İzmir’in zat’ınızca asfaltla boğulan yollarının başına gelmemiştir, inanınÜlkenin yarınları ve demokrasinin hep birlikte düşünmek, direnmek, dayanışmak ve soluk almaktan geçtiğini, zifte boyandıkça dibi boylayacağımızı niye herkesin anlamadığı ya da anlamak istemediğini?

 

****

 

Sevgili Asfalt Osman,

 

İzmir’deki hem asfaltlı, hem namlı,  belediye başkanımız.1909 yılı Selanik doğumlusunuz, 77’nizde öldünüz.

 

Fevziye mektebi ve Robert kolej bitirdiniz, 30 yılında İzmir’de tüccar oldunuz, zeytinyağı, sabun, gliserin alım satım şirketi kurdunuz. 51’de kuruluş öncüsü olduğunuz Ege sanayii odasının ilk başkanıydınız. 46’da politikaya atıldınız, DP’nun Ege ve İzmir kurucularındansınız.

 

1946-60 arası DP, sonra 61-73 arası AP den seçildiniz. DP ve sonraki sağ partilere oy veren İzmir şimdi pek bir devrimci, bir görseniz bayılırsınız. Şehriniz yetmişli yılların da gerisinde bir görünümde, böylece dondurup, zaten onarılması zor da, hiç dokunmayıp, dünya mimarisine ‘anlatmaya gerek yok, mikembel’ ödülü adayı kılsak, iyidir. Sokakta sigara içmeyi, kısa etek ve yırtık şort/kot giymeyi, rakı kadehiyle dolaşıp, demlenme fotografisi paylaşmayı çağdaşlık kabul ederken, hdp nam parti konvoyunu taşlayan laik seçmen ablalar, son seçimde, ki bu başkanlığa geçtiğimiz önemli bir seçimdi, bir CHP bir HDP buyruğuyla ana muhalefetin, meclise taşıdı, o taşladıklarını, oy atıp Meclise sokacağına konvoy taşlasa evlaydı, desek küfrederler şimdi. Evet yerel yönetim ana muhalefette, söylemeye gerek yok…

 

1963-73 yılları arasında, şehrin bütün yollarını asfaltlamakla böyle anılır oldunuz. Daha önceden yumruk kadar taşları yollara kak’ıp, üstüne kum dökerek yaptığınız yollar, ille de şehrin tepelerindeki varoşlara, ilk yağmurda sel kumu önüne katıp, taşları sipsivri açıkta bırakınca, yokuşun dibine yığılan kumları çiçek saksısı için halk yağmalayınca, bu böyle olmaz deyip, asfaltı çağırdınız imdada. Kaynar asfalt kamyonları evlerimizin önüne yığdı o siyah yapışkan pis şeyi, gecekondu kadınları çay demledi, güle oynaya asfalta boyandık, sokaklar nefessiz kaldı.

 

Asfaltla böyle ünlenen yoktur. Bir gün asfalt döken işçiler asfaltı sıçratınca kadının çorabı delinince, kadın da söylenir, ‘ayıptır bu yapılan, dikkatsizce döktünüz çorabım gitti, başkanınızın adı da Kibar, neresi kibar, asfalt döküyor işte,’ der. Kadın haklı, o devirler çorap altın değerinde, kaçınca çorap çektiriciye götürülüp çektiriliyor, dünya para. Necat Yada da altmışlı yıllarda Yeni Asır gazetesinin belediye ve vilayet muhabiridir, tanık olduğu bu olayı ertesi gün gazetesinde ‘Kibardı, asfalt oldu’ diye verir. Bozulursunuz, tazminat ödeyerek muhabirin işten çıkarılması gündeme gelir. Biraz para tutuşturulur, bu sözümona ikramiyesidir. Haberi okuyan bakanın biri telefona sarılıp, size ‘asfaltçığım’ diye seslenmiş. Bu bakan da sizin ulaşamadığınız bir bakanmış, bakmışsınız ki asfalt her kapıyı açıyor, muhabiri işten çıkarmayıp, tazminat denen paradan için ‘ikramiyemdir’, dediğiniz rivayet olunur.

 

Melih Kibar’ın babası, bir yığın öykücüğün kahramanı…

 

Planör yapım ve uçurum ustası, büyük akıllı, gönlü güzel Şefik abimizin bir huyu vardır, bedenine dokunana tatlı tatlı küfreder, ana’ların nesne kılındığı o geleneksel küfrü, ille de parmakla koltuk altına dokunana, huy bu, neylersiniz? Asfalt Osman’a bunu anlatırlar, hınzırlar, bir planör uçuş ödül töreninde, planörü yapan Şefik abiyi kutlarken, parmağıyla koltukultanızı dürtersiniz, hınzırca…’Ananı’ der, sunturlu küfrünü eder, elde değil, gen’leri başkaldırıyor…Hemen ciddileşirsiniz, ‘üstadım, o dediğini yapmak o kadar kolay değil, annem incelikli kadındır, yemek daveti ister, iyi yerde ağırlanmak ister, belki elmas falan da ister, nasıl edeceksiniz? Hem belki bütün bunları yapsanız da sizi içi almaz, kapıya koyar, efenim?’ O yüksek akıllı, planörlerle uçup da konan abimiz susakalır, siz gülseniz de, herkes gülse de bir şekilde gönlünü alırsınız onun…

 

63 seçimlerine DP’nin gücü ve oylarıyla girdiydiniz, AP adayı olarak. 27 Mayıs darbesinden yeni çıkmış, yorgun bir ülkeydik. CHP’li rakibiniz Rebii Başol’u kolay yendiniz. İlk vaadiniz, yolları çamur deryası olmaktan kurtarmak idi. İkiçeşmelik ve Hatay yollarını açtınız, sözünüzü tutup yolları(hiçbir modifikasyon yapmadan ) rastgele asfalt kaplayınca, (İzmir de bunu yıllar yılı düzeltemeyince) adınızı hakettiniz, sayın Asfalt Osman…

 

78’de daha iddialıydınız. At arabalarını, seyyarın el arabasını kaldırma sözü verdiniz. Evlere daha çok yerel su vermeyi vaadettiniz. Elektriğin habire kesilmeyeceği sözü de…Otobüsler çoğalacaktı, Halkapınar suyu yetmediğinden Şirinyer Vezirağa suyu da şehre dağıtılacaktı. Zabıta çalışacak, Gümrük Kemeraltı girişi göl olmaktan kurtulacaktı. Opera tiyatro binası yapılacaktı…

 

Her ortamda erkek dostları öptükten sonra, sıra görevli yahut sekreter güzellere gelip de kızcağız öpücük vermeyince, rivayet edilir ki, kaçma kızım seni öpebilmek için bunca sakallı bıyıklı adamı öptüm, dermişsiniz.

 

Dokuz yıl iktidar oldunuz, AP’nin kalesi olan İzmir’de saltanat sürdünüz, 973’de CHP’li Alyanak yendi sizi, hem büyük  farkla…

 

Ege ünv.girişi karşısındaki 9 bin metrekarelik kavşağın çevresine zeytinler dikildi, adınızı taşıyan o kavşağa.

 

2017 başında Ankara caddesine 250 palmiye dikildi, bunu basın Osman Kibar renkleniyor diye verdi. Şehirler, yollar palmiye denen çirkin ağaçla tıka basa dolduruldu, ne hikmetse? Çiçeksiz, meyvesiz, gölgesiz, anlamsız bir ağaç, neye yarıyor acaba? Vardır yarayacağı birileri…

 

Okul, spor salonu, park, tünel ve vapura adınız verildi.

 

Siyasetin şimdisi malum oluyorsa kahkahalarla gülüyorsunuzdur.

 

Başımıza gelen, getirilen haller, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir, İzmir’in zat’ınızca asfaltla boğulan yollarının başına gelmemiştir, inanın.

 

Bizim bu yalan dünyada edip durduğumuz koğ’ları, siz öte tarafta, gerçek dünyada ediyor olabilir misiniz? Misal, demokrasi şehidi Adnan Menderes ve arkadaşlarıyla oturup, altıok’un muhalefette ettiğini, edemediğini, asfalt dökücülerin İzmir sokaklarına etmediğinin koğ’unu, yahut değişen dünyayı neden iktidar kadar muhalefetin de kavrayamadığını? Buçuk partilerin sıcak asfalt mı, mıcır mı, çakıl mı olduğunu, ne işe yaradığını? Ülkenin yarınları ve demokrasinin hep birlikte düşünmek, direnmek, dayanışmak ve soluk almaktan geçtiğini, zifte boyandıkça dibi boylayacağımızı niye herkesin anlamadığı, ya da anlamak istemediğini?

 

Fetö nam irezilin başkent yapmayı düşündüğü şehrinizin iyi, akıllı insanları bütün bunları düşünmüyor olamaz…Ama şöyle silkinip, hem Fetö ve hempası, hem onun şakşakçıları 15 Temmuz işgal girişimi ardından şimdi de 10 Ağustos ekonomik darbesi yüksek sesle kınanıp, can bahasına karşı çıkılamadı…Sizin asfalt beyinleri de etkilemiş olabilir mi? Sahi, cehennemde hep yumuşak düşer, basılamaz, ama, belki cennetin yolları asfalttır, öyle mi?Değilse ‘benim adım Asfalt Osman’ deseniz, buyur, bildiğin gibi yap, derler mi?

 

Latife ediyoruz, biliyorsunuz…Efenim, o yıkıcıları, o fetöcüleri, o vatan satmaya kalkışanların üstüne sıcak asfalt mı boca edilsin? İnsan hakları savunucuları ‘ Ohal neden kondu, o kaldırılırken yerine daha beteri niye geldi, imdaat bütün dünya’, diye çığırıp ülkesini yönetenleri dünya aleme şikayet etmeyi huy edinenlerle papaz etmeyin bizi, tam da papazın ev hapsi nedeniyle o dünya zorbası devletle papaz olmuşken …

 

Ayşe KİLİMCİ

12.08.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.