ŞEHRİN PADİŞAHI VE IRGADI…

05 Mart 2019 13:25 / 1771 kez okundu!

 

 

Güzel ülkem… Ne çektin be… Anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz, “mikembel”…

Ah be İzmir, kır şu şeytanın bacağını, gözünü seveyim, kır, aklını kullan, geleceğini ve şehrini düşün, seni halden hale atanları değil, dünya şehri yapacak olanı seç…

 

****

 

ŞEHRİN PADİŞAHI VE IRGADI…

 

Bu bu, nedir bu? Belediye başkanıdır. İlk sıfatı herkes bağrına basıyor da ırgat başkanları yeni gördük, oluyormuş demek, helal olsun.

İlk belediyeyi bilen var mı?

Elbet Padişah emriyle kurulan İstanbul Belediyesi sonrası Osmanlı’nın ikinci belediyesi İzmir, başkan da Yenişehirlizâde Ahmet Efendi… 1892. Onu izleyen başkanlar çokluk bir yıl görev yapıyor, görevi bırakma tarihi sırasıyla, Ragıp Paşa, 1893. Yahya Hayati Paşa 1895, Eşrefpaşa 1907’ye kadar. Tevfik Paşa 1908, Ali Nazmi Bey 1910, Dr. Ethem Taşlıoğlu 1912, Evliyazade Refik bey, 1913-1918, İşgal döneminde Hacı Hasan Paşa, 1919-1922, Şükrü Kaya 1923, Uşakizade Muammer bey 1924, Hüseyin Aziz Akyürek 1925-27, Dr. Hulusi Alataş 1928-30, Sezai Göker 1931, Dr. Behçet Uz 1931-41, Reşat Leblebicioğlu 1941-49, Hulusi Naci Selek 1950, Rauf Onursal 1950-54, Selahaddin Akçiçek 1955, Enver Dündar Başar 1957, Faruk Tunca 1960, ilk darbe sonrası albay Safa Poyraz, General Burhaneddin Uluç 1961, sivil dönemde ilk başkan Enver Saatçigil 1962, Rebii Başol 1964.

İlk kadın belediye başkanımızı bilen var mı? Mersin derler, değil, ondan on yıl önce, Sadiye Hanım, 1930 yılında Artvin Yusufeli'nin Kılıçkaya Belde Belediyesi'ne başkan oluyor ve ülkenin ilk kadın belediye başkanı.

O günden bugüne nicesi gelip geçti, akılda kalanı ve unutulmaz hizmet edeni az, gaf’ı çok, hizmeti vasat olan kürem kürem.

Biz Asfalt Osman’ı biliriz, varoş mahallemize asfalt döktürmüş, otobüs koydurmuştu.

O yıllar taş ve toprak yollar asfaltlandı diye, olmayan yollarına türedi semtlerin Eshot otobüsü koyuldu diye alkış tutan, işçilere çay dağıtan ahalinin eski paket taş yolları araması çok sürmedi. Ne çare başkan dik terfii almış bulundu, asfalta bulanan şehirde kadınlar sıçrayan asfalt çorap kaçırınca, ‘nasıl başkan bu böyle, bir de soyadı Kibar olacak’ diye çıkıştığında, gazeteye ‘Kibardı, asfalt oldu” manşeti atıldı. İki dönem hizmetten sonra, asfalta rağmen, at arabası ve seyyar yasaklamasına, kimi iyileştirmeler yapmasına rağmen yerini Alyanak’a kaptırdığı ağırına giden asfalt başkan, Alyanak’a değil, Ecevit’e yenildiğini söyledi, ‘bundan böyle derdinizle Karaoğlan ilgilensin’ dedi, küsmüştü…

Yol, su, kanalizasyon, elektrik, gecekondu sorunuyla başlamıştı, bütün başkanlar bunlarla başlıyor, bunları tam halledemeden gidiyor, ne hikmetse?

“Geminin yenisi, kaptanın eskisi” söylemiyle boy gösteren Kibar, asfalt icraatı sonrası, ağaçlandırma hamlesi başlatmış, adının “ağaç Osman” olabileceğini hatırlatıp durmuştu, “neyse ağaç desinler de kereste demesinler” hicviyle…

Alyanak habire rakibi asfalt Osman’ın yetmiş yaşını bulduğunu, yani yaşlandığını vurgulardı, ikisi de görsün isterdim siyasette bitiş noktasının 90 olduğunu, yetmiş neymiş, dünkü delikanlı?

Alyanak’a kadar İzmir AP’nin, DP’nin kalesi.

1973 yerel seçimler öncesi seçim propagandası: “Karşıyaka’dan görünür Konak/ İşte geldi Alyanak/ Osman’ım da güzel amma/ İlle İhsan Alyanak…” Sonrası malum: “Haydi bastır Karaoğlan/ Yıkılsın Osman, seçilsin Alyanak.”

‘71’de Buca başkanıyken ‘73 ve ‘77 ‘de İzmir milletvekili seçilen Yüksel Çakmur, iki kez Gençlik Spor bakanı oldu. Bu arada darbe oldu, asker Eshot genel müdürü Cahit Günay’ı belediye başkanı yaptı, sonra da Ceyhan Demir’i; ki en kısa başkanlık yapan o, bir yıl bile değil, her ikisi de ne yaptı, ne iz bıraktı bilinmez? Ama biri var ki, Sarıkışla’yı yıkan, o unutulmaz işte…

‘89 yerel seçimlerinde Özfatura’ya karşı kazanarak Çakmur İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı oldu, bu ‘94 yılında Özfatura’ya yenildiği seçimlere kadar sürdü. Bayraklı mezbahasını yıktırıp, Buca’da entegre et tesislerini kurması, otobüs alımları, körfez yolcu taşımacılığı, metro ihalesi, büyük kanal projesi, Tansaş’ın geliştirilmesi yaptığı önemli işlerden. Asansörün restorasyonu, şehir içindeki minibüs-dolmuşlarla, seyyar satıcıları kaldırtması oldu. Sinyalizasyon sistemini yeniledi. Karşıyaka Sahil Yolu Projesi'ni hayata geçirdi. Sahil Yolu onun döneminde yenilendi. İZFAŞ'ı kurdurarak fuarcılık anlayışına yeni boyut kazandırmaya çalıştı.

Tekrar aday olmayı kabul etmedi.

Bursa’lı ve Mülkiye’li Burhan Özfatura, darbe sonrasındaki ilk yerel seçimde 1984’te ANAP adayı oldu, belediye başkanlığını kazandı, sonrasında Çakmur’a karşı kaybetti, bir sonraki seçimde 1994 yılında DYP adayı olarak yeniden başkan oldu. Hani CHP kal’asıydı?

1999 seçimlerinde DSP’den belediye başkanı seçilen Priştina, sonra partisini değiştirdi, CHP’ye geçti. 2004 yerel seçimlerinde bir önceki seçimin başarısızı CHP onunla kazandı.

Erken kaybı sonrası yerine, yazı tura atılarak Konak’tan Tunçağ ve Bornova’dan Kocaoğlu ve Karşıyaka başkanı arasındaki seçimde Tokat’lı Kocaoğlu başkan oldu.

Üç doktor belediye başkanı olmuş güzel ve garibim İzmir’in.

En bilinen ve uzun süre görev yapan Dr. Behçet Uz.

En yakışıklı başkan, ilk başkan Yenişehirli Ahmed, Ragıp Paşa, Evliyazade Refik bey ve Hacı Hasan Paşa, Sezai Göker ve Behçet Uz. Alyanak ve Piriştina. Eh, Kocaoğlu da fena sayılmaz… Güzel İzmir’in güzel başkanları bu kadarcık, az tabii. Kadın başkanları son dönem görüyoruz, onlar da ilçelerde.

Seta araştırmacısı Ali Aslan, "2002 öncesi siyaset kurumu iktidar mücadelesinde tiyatro sahnesi olmanın ötesine geçemiyor, o yüzden boş ve abartılı popülist ekonomik, siyasi vaatler seçim ve siyasete damga vuruyor” diyor.(Alıntı: Sabah, 3 Mart, S. Bahar röportajı)

Üslup, yani ikinci yapısal değişim 80’lerden sonra devletçi ekonomik, siyasi modelden serbest piyasa ekonomisine ve liberal siyasi modele geçiş oluşturunca, bu değişime kentleşme, bireyselleşme gibi sosyolojik değişimler eşlik edince geldi, ona göre. Eski Liberal Demokrat Parti genel başkanı B. Tibuk, “futboldan ofsaytı kaldıracağını” vaat eti, uçuk vaat gibi görünse de bu yeni, sınır tanımaz toplumsal psikolojiyi yansıtıyordu.”

Hatırlarsınız, Çiller’in biri ev biri araba olan iki anahtar vaadi vardı; Amerikanvari Türkiye hayalini yansıtan. Üçüncü değişim devletin toplum ve medya üstü denetimi zayıflayınca gerçekleşti. ”Bu durum, siyasi partileri daha eğlenceli, gündelik, genç siyasal iletişim dili kullanmaya zorladı, seçim şarkılarından da okunuyor bu. 70’lerin gariban edebiyatı, kurban psikolojisine sahip seçim şarkıları pozitif, güçlülüğe vurgu yapan sözlere sahip. Seçim arabası, parti broşür ve flamaları ise her geçen gün siliniyor, önemini kaybediyor.”

Komik seçim vaadleri derseniz, hepinizin aklındadır, bizim kuşağın daha çok aklındadır…

İzmir Konak’ta sonradan adaylığı YSK tarafından iptal edilen CHP’li Kemal Karataş, tarihi Konak Meydanı’nı yıkıp Kızıl Meydan gibi yeni bir meydan yapma vaadinde bulunmuş, Saat Kulesi’nin de yerini beğenmediğini açıklamıştı. Nerede işe yaramaz, akıl dışı iş var, vaad var, bkz. CHP…

CHP Ankara büyükşehir başkan adayı Karayalçın, “bilmem kaçıncı Murat içkiyi yasaklamıştı, ben yoksulluğu yasaklıyorum” demişti…En uçuklardan biri Çiller’indi: "Her mahallede yüz trilyoner olacak. "En şenliklisi Demirel’in vaadlerinden biriydi: “Kim ne verirse, benden 5 fazlası!”

Güzel ülkem… Ne çektin be… Anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz, “mikembel”…

Ah be İzmir, kır şu şeytanın bacağını, gözünü seveyim, kır, aklını kullan, geleceğini ve şehrini düşün, seni halden hale atanları değil, dünya şehri yapacak olanı seç…

 

Ayşe KİLİMCİ

05.03.2019

 

Son Güncelleme Tarihi: 05 Mart 2019 17:42

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.