Siyanürsüz su ve demokrasi...

06 Temmuz 2008 17:10 / 1720 kez okundu!

 

Muammer Sakaryalı’yı tanıyorsunuz. İnay Vicdan Hareketi sözcüsü eğitimci, yazar, İnay köylü Muammer Sakaryalı'ya altın işletmecisi TÜPRAG tarafından 50 bin YTL'lik tazminat davası açıldığını geçen hafta sizlerle paylaşmıştım. Yazının yayınlanmasının

“Bir zarf uzattı elime postacı sessizce. Gördüm ki Tüprag şirketi benden 50 milyar TL para istiyormuş! Anlaşılan o ki, bu altıncı şirket beni ve benim şahsımda İnay köylülerinin cezalandırılarak susmamızı istiyor” diyor Sakaryalı ve ekliyor: “Tüprag açık ocakta cevheri siyanür çözeltisiyle yıkadığı için, çözeltinin havayla teması nedeniyle ‘hidrojen siyanüre’ dönüşen ve bunun da yaklaşık yüzde 30’unun atmosfere karıştığı bilimsel bir gerçek olduğu için, Danıştay 6. dairesinin yürütmeyi durdurma kararı var. Danıştay size dedi ki; ‘Telafisi olanaksız zararlar doğacaktır, derhal madeni kapatın, yeni bilim insanı bilirkişiler bulun, bunlar yeni rapor hazırlasın ve yerel idare mahkemesi bu rapora göre karar versin.’ Evet aynen böyle dedi. Siz ne yaptınız? Hukukun arkasından dolanarak Kışladağı yeniden açtınız. İnsanları yeniden endişeye sevk ettiniz. Bizim idareciler nezdinde, sizin çok itibarlı olduğunuz buradan belli. Şu anda hukuka rağmen, yasalara rağmen çalıştırıyorsunuz madeni...” Uzunca mektubunda Muammer Sakaryalı feryadını şu cümlelerle ifade ediyor: “Yaşamımız hakkında endişeliyiz! 50 milyar değil 50 trilyon da isteseniz, üstümüze ordular da sürseniz, Irak’taki gibi Başkan Bush üzerimize bomba da yağdırsa; bağırıp çağırmaya, feryat etmeye, sesimizi tüm dünyaya duyurmaya, yaşamı savunmaya devam edeceğiz!“




* * *



Önceki haftalarda yayınlanan “Hippi Hasan” başlıklı yazımı okuyanlar hatırlar. 1960’lı yılların sonunda İzmir’in belki de Türkiye’nin ilk “Hippi”lerinden Hasan Şevki Özeren’den söz etmiştim. BirGün ve Sesonline.net’in dışında pek çok internet sitesinde de yayınlanan yazım o hafta Sansursuz.com ve izmirizmir.net’te “haftanın en çok okunan yazısı” olmuş. Hasan’ın ağzı kulaklarında... Hasan, İzmir’in Hatay Caddesi üzerindeki Renkli Durağı’nda seyyar şapkacılık yapıyor ya. Şimdinin “Şapkacı Hasan”ını, “Merhaba Hippi Hasan” diye selamlayanlar çoğalmış. Geçenlerde telefon etti: “...’Ben de eskiden Hippi idim” ya da gülümseyen bakışlarla ‘Merhaba Hippi Hasan’ diyenlerin ifadesinden hemen anlıyorum yazını okumuşlar...” diyor keyifle. Bizim “Dünya Yalnız Bizim Değil” sayfasının da devamlı okuyucularından olan Hasan, bana İzmir Kültürpark’ta sefil durumda, işkence altında yaşayan hayvanların durumunu da rapor etmeyi ihmal etmiyor: “Geçen hafta gittim. Hayvanların su kapları kurumuştu. Görevlileri hemen uyardım. Baktım az sonra su kaplarını doldurmuşlar. Ama... Koydukları su da tabii “siyanürlü” İzmir suyu...” diye yakındı.
Ben de ona, “Bir ara yolun Güzelbahçe’ye de düşşün. Bak bakalım, geçenlerde yazımda söz ettiğim ‘Güzelbahçe Belediyesi Halk Ekmek Fırını’nın bahçesinde (insanlara seyirlik olsun, müşteri çeksin diye) güneş altında aç susuz tutulan Deve Kuşları hâlâ orada mı?” dedim.



***



Türkiye’nin -belki de tarihinin- en çalkantılı günlerini geçirdiği şu günlerde herkes adeta ‘nefesini tutmuş’ olan biteni izliyor. Kavurucu yaz sıcağı, siyasetin sıcaklığı karşısında neredeyse etkisini yitirecek. Neresinden bakılırsa bakılsın, sonuçta otoriter, ‘vesayet rejimi’ çatırdıyor. Bugüne dek dokunulamayanlara dokunuluyor...



Toprağın, tüm canlı türlerinin yaşamak için nasıl ‘havaya’ ve (siyanürsüz) ‘suya’ ihtiyacı varsa, varlıklarını sürdürebilmek için, bir o kadar da ‘demokrasiye’ ve ‘özgürlüğe’ ihtiyacı var. Soluk almak için, ‘Çetelerden’, Gladio’lardan, Ergenekon’lardan arınmış bir Türkiye istemek hepimizin hakkı!.. ‘Siyanürsüz su’ ve ‘demokrasi’ birbiriyle örtüşüyor...



Yalçın Ergündoğan

06.07.2008

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.