Aslan ve vahşi tür...

20 Mayıs 2008 02:38 / 1793 kez okundu!

 

Tarih kitaplarından, ya da filmlerden anımsarsınız. Eski Roma'nın arenalarında köleler aslanların önüne atılır (aslanlara "yem" edilir), tribünleri dolduran heyecanlı naralar atan seyircilerin çığlıkları, sevinç naraları ve coşkulu haykırışları arasında d

* * *



Doğaya, yabanıl hayata insanlarca "vahşi" denmesine kızmışımdır hep. Yaşam kaynağı, yaşam pınarı doğa nasıl "vahşi" olabilir? (Medeniyeti, "doğa ile mücadele" olarak tanımlayan bir eğitim sistemiyle mümkün aslında...) Peki ya aslan, kaplan ve nesli tüketilmekte olan diğer hayvanlar? Aslında, tür olarak birimizin yaşamının sürmesi, zincirleme olarak, hepimizin yaşamının sürmesinin teminatı değil mi? "Doğanın diyalektiği" olarak da bu böyle değil mi?.. İnsan türü, kurduğu "düzen" ile, bugün kâr daha fazla kâr güdüsüyle kendi türünün varlığını tehlikeye atmayı da göze alarak nasıl böyle davranabiliyor?..





* * *





Yazık olmadı mı Galatasaray'a ve büyük bir dayanışma ile elde ettiği şampiyonluğuna? Kim akıl etti Galatasaray'ın seyircisini Eski Roma arenalarındaki seyircinin yerine koymayı? Ali Sami Yen'i de "arena"ya çevirmeyi? Tarihe bir leke olarak geçmeyi göze alarak sahaya aslan getirme fikri kimden çıktı acaba?..



Peki ya Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne ne demeli? 2 yaşındaki aslanı nasıl ve hangi hakla Hayvanat Bahçesi'nden kafese koyup kiraya verebilmiş? İşin daha da vahimi Çevre Bakanlığı'nın tutumu. Bakın, İstanbul İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Galatasaray'ın şampiyonluğunu ilan ettiği son maçında Ali Sami Yen Stadı'na Antalya Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi'nden aslan getiren aracı şirkete "300 YTL para cezası" vermiş. Türkiye'de korku dolu bakışlarla seyircilere "yem edilen" aslanı o hale sokmanın, rezaleti televizyonları başında gençlere, çocuklara izletmenin, vücut kimyalarını, ruhsal yapılarını bozmanın cezası 300 YTL. İnanılır gibi değil, bu bir ceza mı, sık sık tekrarlanması için "ödül" mü yoksa?





* * *




"Şampiyonluk sevinci ile birlikte bir futbol takımının simgesi diye aslanın uyuşturularak, "kafeste" sahaya getirilip, seyircilere "yem olarak" atılması Türkiye'ye de Galatasaray'a da yapışmış bir lekedir. Dünyanın her yanında doğaya ve canlı yaşamına karşı saldırganca davranılabiliyor ama bu kadarı "Türkiye böyle spor yapıyor" dedirtecek cinsten. Diğer yandan, İstanbul'da kurulan pistiyle bile büyük tahribat yaratan, paraya ve doğayı tüketmeye endeksli "Formula 1" yarışmasında(!) piste bir köpek girmesi ve ezilmesiyse ürpertici, insanın "kanını donduracak" türden...





* * *





Türkiye'de göstermelik olsa da bir "Hayvanları Koruma Yasası" var. Buradan suç duyurunda bulunuyorum. Bakalım hangi savcı, duyarlılık gösterip, hayvanları insanların "eğlence unsuru" olarak, "seyirlik" olarak kullananları, işkenceye uğratanları, katledenleri tespit edip dava açacak? Ve hangi yargıç, "vahşi" insan türüne karşı, aslanın haklarını savunacak bir karara imza atacak?..



Yaşam savunucuları, aralarına katılacak 'hukuk savunucularını' özlemle bekliyor...



Yalçın Ergündoğan



 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.