Anadolu'nun havasını koklayabilmek için...

21 Nisan 2008 02:26 / 1454 kez okundu!

 

Hem doğaya saygılı bir çevreci, hem milliyetçi, hem insan hakları savunucusu, aynı zamanda da milliyetçi, hem hayvan hakları savunucusu hem de milliyetçi ve de hem kendini solda tanımlayıp, hem de ‘ulusalcı’ ya da ‘milliyetçi’ nası

Peki ya, hem Kemalist hem solcu?.. “Yahu olur işte, çok kurcalama, burası Türkiye...” diyorsanız ve her şeyi ‘içinden çıkılmaz’ yapmaya kararlı iseniz o ayrı tabii. Yukarıda saydıklarım daha da genişletilebilir. Ama şurası kesin ki; saydıklarımın olmazsa olmazı asgarisinden tüm meselelere bir dünyalı” gözüyle, uluslar üstünden bakabilmektir.



5 Nisan’da “Kaz Dağları”nın talan edilmesine ve “Siyanür liçi yöntemiyle altın aranmasına” karşı Çanakkale’de düzenlenen mitingten yansıyan manzaralar ‘ilginç’ bir duruma işaret ediyordu . Hele katılımcıların; “sürekli çalınan ‘10.yıl marşı’, seçilen sloganlar, bayraklar ile kendimi adeta ‘Cumhuriyet mitingi’ne gelmiş gibi hissettim” şeklindeki gözlemleri, ‘dünya yalnız bizim değil’ diyen bir ‘hak savunucusu’ olarak yaşam savunucularının mücadelesini zayıflatma eğilimi taşıyan bu yanlışa vurgu yapmamı gerekli kıldı. O nedenle anımsamakta fayda var: “Dil farkı bilmeyiz, din farkı bilmeyiz, sanki doğduk bir anadan. Yurdumuz bütün cihandır bizim...”



* * *



“Yurdumuz bütün cihandır bizim”; eskiden solcuların dilinden düşürmediği marşın dizelerinden biri aslında. O zaman, yüksek sesle sık sık söylenip de belki anlamı yeni yeni bilince çıkan bir kavram... Bu kavramdan söz etmişken geçen hafta yaşadığım -kendimce duygu yüklü bir anı- sizlerle paylaşmadan geçmeyeyim istiyorum.



Belge Yayınları’nın yönetmeni Ragıp Zarakolu’nun, George Jerjian'ın "Gerçek Bizi Özgür Kılacak" adlı kitabını yayınladığı gerekçesiyle TCY. 301’den yargılandığı İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasına gittim. Duyarlılık gösterip, Ragıp’la dayanışmak ve TCY.301’e tepki vermek için duruşmada hazır bulunanlarla yakındaki mekanlardan birinde biraz söyleşip çaylarımızı, kahvelerimizi yudumladık. Ardından da hemen yakındaki Belge Yayınları’na uğradık. Yer gök kitap. Oldum olası kitaplarla çevrelenmiş olmaktan hep haz almışımdır, içim ısınmıştır. Ama, bu kez yukarıdaki dizelerin tam hakkını veren bir kültür ortamıyla iç içe bulunca kendimi daha bir hoş oldum. İlk gençlik yıllarımın en temiz ve en coşkulu duyguları ile yaşadığımız toprakları, coğrafyayı ve tüm dünyayı özgür kılma mücadelesine atıldığımız günleri anımsadım. Nasıl bir dünya, nasıl bir Türkiye istemiştik? Üzerinde yaşadığımız topraklarda ne acılar, ne parçalanmışlıklar, ne sürgünler, ne mübadeleler, ne kıyımlar yaşanmıştı? Bu topraklar üzerinde filizlenmiş, serpilmiş kültürlere, halklara ne olmuştu, nasıl olmuştu? Belge Yayınları’nın tam bir kültür mozaiği oluşturan birbirinden değerli kitaplarını karıştırırken hep bunlar geçti aklımdan.



YORGO ANDREADİS



Kitaplara göz gezdirirken içimde yaşadığım bu duygu fırtınası arasında, gözüm birden, Türkiye’nin “İstenmeyen Adam” ilan ettiği Yorgo Andreadis üzerine derlenmiş bir kitaba ilişti. Hâlâ yasaklı imiş Türkiye’ye girişi. 1936 yılında Selanik’in göçmen mahallesinde doğmuş Andreadis. Ailesi Trabzon’dan göçmüş. Ömrünü Türkiye ve Yunanistan arasında bir köprü oluşturmaya adamış. 1993 yılında “Tamama” adlı kitabı nedeniyle “Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk Ödülü”nü almış. Yazar, halen Anadolu tarihinin en büyük alt üst oluşlarının tarihinden tanıklıkları genç kuşaklara aktarıyor. Gel gör ki, 1998 yılında İstanbul’a giriş yapmak için geldiği Atatürk Havalimanı kapısından eline “sınır dışı” edildiğini gösterir bir belge tutuşturulduğundan beri, yapılan hiçbir başvuru bu yasağın kaldırılmasını sağlayamamış. Yükselen bir milliyetçi dalga girişini yasaklamış ama henüz kimse kaldıramıyor bu yasağı. Ne acı. Kitapta Yorgo şöyle diyor: “Şimdi ben Türkiye’ye gelemediğime göre sizin gelmeniz gerekiyor buraya. Kapım Anadolu’dan, Türkiye’den gelen herkese açık. Ama gelirken sakın saçlarınızı yıkamayın, Anadolu’nun havasını koklayabilmem ve içime çekebilmem için...”



Yalçın Ergündoğan


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.