Bozdağ/Gölcük Yaylası-İzmir - Dr. Mahmut Tolon

14 Temmuz 2008 01:00 / 2977 kez okundu!

 

Bazı yazılar vardır insan oturur, uzun uzun düşünür, yazayım mı yazmayayım mı diye. Ben de düşündüm bu yazıyı yazmadan önce. Altı sakal üstü bıyık, bazen de malum: önce can sonra canan. Her ne kadar okuyucu velinimet ise de. O da önce Can sonra Canan diye

Alırım vallahi ayağımın altına… çok ayıp! Neler kaçırıyorsunuz bilemezsiniz ve de bahane de dinlemem bu durumda! İzmir’den giderken önerim bir kez yolunuzu Akhisar üzerinden yapın ve kuruyan Gölmarmara’yı ve 1000 tepeleri de (Lidya dönemi) görün. Armut piş ağzıma düş olmuyor ve paketi kaldırmadan da hiçbir şey olmuyor. Benzin mi pahalı? Bir minibüs organize edin, masrafı bölüşün. Bu yazıyı internetten okuyacak beceriye sahipseniz eminim oraya gidecek organizasyonu da yapabilirsiniz. Yazın Akhisar’da Urla’da ısı gece 30 derece iken orada 18 derece. Gölcük’te ve Bozdağ’da pansiyonlar var. İki de otel var. Otel Prenses www.golcukprensesotel.com ve Gölcük Otel biri diğerinden güzel. İkisi de krater gölü kıyısında. Tam bir cennet; 1930’lardan kalan evler mi istersiniz, yaklaşık 4 km. olan gölün etrafında bir yürüyüş yolu mu? Hakikaten enfes. Ha, bir de Döner Otel var Bozdağ’da ama orasının işletmesi işten anlayan birine devredilmeden bir kelime daha sarf etmeye yazık.



Gölcük yaylasında Otel Prenses’in sahibi Murat Dönmez ile konuşuyorum: son 15–20 yıldır gölde yüzen yokmuş. Bir gölün azot yükü almış başını gitmiş, yani insanlar pislendiğini fark etmişler, bir de efsane çıkmış göl insanı yutuyor diye. Ama cennetin ortasında bilhassa yükseklik “kan yaptığı için” futbolcular oteli hep kamp yeri olarak kullanıyorlarmış. Yani 21 temmuzdan itibaren “full dolu”. Eylül ayında gene yer varmış. Esasen böyle bir konumda olan her iki otelin de tüm yıl dolu olması gerek. Kolay bir yürüyüş parkuru var gölün etrafında. Muhteşem ağaçlar. Tertemiz bir hava, enfes, yemyeşil bir manzara. Alyuvarlar sadece futbolcularda değil orada her kalanda artıyor. Sadece sağlık nedeniyle değil, İzmir’e yakınlığı ile bu yörede tek olması nedeniyle bu kadar sakin olmasını hala birçok insanın bilmediğine bağlıyorum. Eh fakir de bir ülkeyiz, insanın oraya buraya gidecek mecali kalmıyor günlük hır gürden.



Batıda İskoçya’da İsviçre’de, ABD’de kaç tane böyle göl kenarı sayfiyesi gördüm sayısını unuttum. Çok daha az nüfus ile oteller çok daha fazla doludurlar genelde.



Fakaaat, bir de öbür yanı var madalyonun; bu ideal konuma rağmen pislik diz boyu. Uludağ’ın Milli Park oluşunu yaşadım hiç bir şey veya yeterince şey değişmedi. Gölcük sakinleri bilinçlenip, örgütlenip devletten gölge etmemesi dışında bir şey istemeden bu cennete sahip çıkabilirler. Konum o denli ideal ki, yapılacak şey çok da zor değil, başlayınca sponsor olmak isteyen, yatırım yapmak isteyen, reklamım olsun diyen bolca zengin bulunur.



Gölcük yaylasına tek asfalt geliyor. Orada bir yerlerde bir park yeri ile Gölcük sakinleri dışında herkesin arabasını park etmesini sağlamak, girişini yasaklamak, giriş ücreti alıp ulaşımın gerisini elektrikli taşıtlar ile, bisiklet ile yapmak, çevre sağlığı açısından en basit çözüm. Örgütlenip yol boyunca birikmiş olan plastikleri pislikleri toplamak ve her çöpün Gölcüklünün gelirini eksiltici bir unsur olduğunun bilincine varmak. Kesinlikle tüm Bozdağ’da veya en azından Gölcük yaylasında organik tarıma dönmek. Yok, öyle her gelişlerinde 250 Euro isteyen bu kolu yeni geçim kapısı belleyen çıtkırıldım sözde çevrecilerle, organik tarım mühendisleriyle falan değil, her gelişlerinde 250 Euro vermeye gönülden razı gerçekten doğasever ve işten anlayan insanlar ile, ürünlerini kendileri marka yaparak. Örgütlenebilirlerse Gölcüklüler, önleri çok açık – örgütlenemezlerse de zaten o göl yakında Turan Dursun’un ünlü romanında anlattığı “Kulleteyn” olacak, eh ondan sonra da resimlere bakıp hayıflanırlar. Şimdi bile 1940’ larda, 1950’lerde, 1960’larda gölde yüzenlerin, girenlerin resimlerine baktıkları gibi.



Siz, siz olun Gölcük yaylasına yolunuzu bir düşürün, çünkü en fazla 10–15 yıl içinde ya hiç gitmek istemeyeceksiniz, ya da batıda olduğu gibi yayla girişinde bilet alıp bugün ödeyeceğinizin 3 misli parayla oralarda ancak bir gece kalabileceksiniz.



Mahmut Tolon

14.03.2008

www.tolons.com

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.