Başbuğ, Özkök, medeni cesaret, cebri cesaret ve şehitlik

11 Nisan 2012 12:59 / 1197 kez okundu!

 


Bu hafta telefonla sınıf ve kürek arkadaşım, emekli muvazzaf asker, paraşütçü, Almanya’da Genelkurmay Başkanı olan ünlü Guderian Paşanın torunu, sonra “Batı” Almanya’nın ilk Tankgeneralinin oğlu, ABD’de de Nato kapsamında çalışmış olan Günther Guderian ile “şehit” kavramının İngilizcesini ve Almancasını uzun uzun konuştuk. Artık bizim de dini içeriği olan bir deyimden (Şehit) devlet tazminatı türünden bir terime geçmemizde fayda var.

Urla’da Hilmi Özkök Paşa ile geçen ay tanıştım. Hekim olarak Başkan ve Kuvvet Komutanları ile daha önce tanışmıştım.

Hilmi Paşa’ya tanışmamızda önyargılı yaklaştım doğrusu. Daha önce basında “asker kafam ile her konuda uzman değilim” türünden bir beyanını okumuştum. Bu beyan bir Türk Paşasının ağzından derin ve kararlı bir medeni cesaretin ifadesi idi. Yani bende çok anlamlı müsbet bir önyargıya neden oldu.

Tanıştığımda, sakin, dingin ve bilinçli bir insan gördüm. Doğal olarak ülkenin çok zor bir döneminde, darbe çağırtkanlığının ayyuka çıktığı bir devirde kaptanı olduğu Türk ordusunu ve ülkeyi kavgasız, darbesiz, harpsiz derin sulardan geçirme başarısını göstermişti. Süreç askerden beklediğim tür bir cesaretin, sükunetin ve liderliğin ispatı idi bence.

Başbuğ ile hiç tanışmadım, ama görevde iken bir basın toplantısı yapıp bazı medya mensuplarını da çağırmayıp uzun uzun felsefi ve sosyolojik konulara değinmesini yadırgamıştım. Bu konulara meraklı bir insan olarak bende söylediklerini sandığı kadar derin bulmadığım fikri oluştu. Daha da yadırgadığım tarafı tam o zamanlar gündemde olan ve tamamen askeri bir konu olan sınırdaki mayın temizlenmesi konusunda tek bir cümle sarfetmemesi olmuştu.

Soyadaşım Hurşit Tolon ile görevde iken uzun uzun telefonla konuştum. Hiçbir akrabalık yok, sadece isim benzerliği. Epeyce bir kibir sezdim ve kendisine telefonda “Paşam siz emekli olunca daha rahat aynı seviyede konuşabiliriz” türünden bir cümle söyleme ihtiyacı hissettim. Hiçbir askerin, politikacının veya görevlinin diğer vatandaşlardan daha fazla, daha öz, daha derinlemesine ülkesini sevdiğine inanmıyorum. Eski kıdemli memurlarda, rütbeli askerlerde, politikacılarda sıkça gördüğüm ve kibir olarak adlandırdığım “ben senden daha fazla biliyorum ve daha üstteyim” yaklaşımı sanki basından izlediğim kadarıyla bile bu iki paşada (Başbuğ ve Tolon) vardı, Özkök’te yoktu özetle.

Bu söylediklerim sade vatandaş olarak kendi deneyimim ve bilgilerimle sınırlı izlenimler doğal olarak. Ama söylemeye çalıştığım gibi illa benim deneyim ve bilgim, zekam az, herhangi bir bakanınki veya paşanınki daha fazla gibi bir yaklaşımım da yok doğrusu temelde. Medeni, yani sivil cesaretten; cebri veya kavgacı, baskıcı cesareti ayırmaya çalışmak birçok olayı daha dingin yorumlamaya yetiyor.

Doğal olarak devletin üst mertebelerinde görev yapmış ve imkanlarından faydalanmış insanların, tüm tutuklanan vatandaşlarımda olduğu gibi şu an tutuklu olmaları benim onlara sempati duymam için bir neden. Umuyorum aklanırlar ve yakında hürriyetlerine kavuşurlar.


Mahmut TOLON

Son Güncelleme Tarihi: 13 Nisan 2012 15:01

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.