Kültür Bakanı Günay: 'Şirince 'Kültür, turizm koruma bölgesi' olacak...'

03 Mart 2011 11:36  

 

Kültür Bakanı Günay: 'Şirince 'Kültür, turizm koruma bölgesi' olacak...'

İZMİR_SELÇUK/ŞİRİNCE- Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Şirince'den yükselen 'imdat' çığlığı sonrası, duyarlı kamuoyunu baskısı ile İzmir valiliği ve İzmir İl Genel Meclisi'nin gazabından kurtulan Türkiye'nin en güzel köylerinden biri olan Şirince'yi ziyaret etti. Bakan Günay, Şirince'nin 'kültür, turizm, koruma, gelişme bölgesi' olacağını duyurdu. Günay, ''Plan yetkisi bize geçecek. Buradaki plan isimlerini yeniden turizm amaçlı gözden geçireceğiz. Belediye, özel idare bize yardımcı olacak ama nihai kararı biz vereceğiz. Bölgeyi koruma altına almış olacağız. Vatandaşı mağdur etmeyeceğiz'' dedi.

Öte yandan, Sevan Nişanyan, AGOS Gazetesi'ne verdiği röportajda, köydeki varlığını Nesin Vakfı'na bağışlaması ile ilgili olarak, "'Madem ki Ermeniyim, istemeden vermeliyim' diye düşündüm, verdim" dedi. Yıkım kararları ile ilgili de şunları ifade etti: "Ön planda görünen bir sürü korkak, içten pazarlıklı bürokrat. Kimdir bunlara fikir veren, teşvik eden diye bakıyorsunuz. Arkadan mutlaka askeriye bağlantılı, Atatürkçü Düşünce Derneği bağlantılı karanlık tipler çıkıyor..."

"Bakan Günay, Şirince'deki yıkım kararlarına ilişkin, kimseye özel düşmanlık ya da kayırma yapmalarının söz konusu olmayacağını ifade etti. Bakan Günay, ''Sit alanında kaçak olarak inşa edildikleri'' gerekçesiyle İzmir İl Özel İdaresi Encümeni tarafından geçen yıl eylül ayında yıkım kararı alınan 22 yapının bulunduğu tarihi Şirince köyünü ziyaret etti.

Şirince'de köylülerle görüşen Bakan Günay, yıkım kararıyla ilgili kimseyi mağdur etmek istemediklerini, köyün geleceğinin ''yanlış bir gidişe mahkum edilmemesi gerektiğini'' kaydetti. Bakan Günay, yıkım kararı hakkında İzmir Valisi Cahit Kıraç ile görüştüğünü, yanlış anlaşılma olmasın diye binaları kendi gözüyle görüp vatandaşlarla konuşmak için Şirince'ye geldiğini anlatarak, ''Bazı yanlışlıklar var ki koruma kurulları kabul etmemiş. Mahkemeler de kabul etmemiş. Mahkeme kararını dinlemezsem ben mesul olurum. O zaman dedik bir süre verelim. Herkes yanlışını düzeltsin. Belki bazıları ben ekip göndermeden düzeltmeye kalkar. Bazısı var ki projesini götürecek kuruldan olur alacak, bazıları kaldıracak yapıyı. Bazısı metrekarelerini düzeltecek. Birbirimize yardımcı olacağız. Şirince'de gelecekte çocukların güç durumda kalacağı bir ortam ortaya çıkmasın istiyoruz. İnatlaşma içinde değil anlayış içinde olursak gelecekte hepimizin memnun olacağı bir Şirince ortaya çıkar. İş inatlaşmaya dökülürse mahkeme kararı, kurul kararı var. Bunu uygulayın dersem üzülürüm. Üzülmeden, anlayış içinde birbirimize yardımcı olalım. Bugün burada gördüklerimizi tespit edeceğiz. Bu konuda özel bir komisyon çalışacak " dedi.

Bakan Günay, Şirince'nin 'kültür, turizm, koruma, gelişme bölgesi' olmasının köye katkısına ilişkin sorusu üzerine ''Plan yetkisi bize geçecek. Buradaki plan isimlerini yeniden turizm amaçlı gözden geçireceğiz. Belediye, özel idare bize yardımcı olacak ama nihai kararı biz vereceğiz. Bölgeyi koruma altına almış olacağız. Vatandaşı mağdur etmeyeceğiz'' şeklinde cevap verdi.

Nişanyan Evleri ile ilgili soruya karşılık Bakan Günay, ''Kimseyle kişisel olarak meşgul değilim. Koyduğumuz kurallara herkes uyacak.

Kimseye özel kayırma da yıkım gayreti de yok'' dedi. Bakan Günay daha sonra ''Nişanyan Evleri'' butik otel işletmesinin de aralarında yer aldığı yapılarda incelemede bulundu.

Şirince köyünde, aralarında Sevan Nişanyan tarafından işletilen ''Nişanyan Evleri'' butik otel işletmesinin de bulunduğu 22 yapı için ''sit alanında kaçak olarak inşa edildikleri'' gerekçesiyle İzmir İl Özel İdaresi Encümeni tarafından geçen yıl Eylül ayında yıkım kararı alınmış, 17 Şubat'ta yıkım kararının uygulaması kamuoyu baskısı üzerine, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan gelen yazı dikkate alınarak ertelenmişti.

Geçtiğimiz hafta, Sevan Nişanyan, köyde sahip olduğu her şeyi Nesin Vakfı’na bağışlamıştı...

NİŞANYAN: "KİMDİR BUNLARA FİKİR VERENLER?"

Sevan Nişanyan Nesin vakfına yaptığı bağışla ilgili olarak 'AGOS Gazetesi'ne verdiği röportajda şunları söyledi:

“...'Madem ki Ermeniyim, istemeden vermeliyim' diye düşündüm, verdim. Fikir yaklaşık ikibuçuk yıldan beri gündemdeydi. Ali’yle birkaç kez konuştuk. Birincisi, çocuklarımın alınteriyle çalışıp kazanmadıkları bir servete konması fikri beni rahatsız ediyordu. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti koşullarında bir Ermeniye ait mülkün, hele bu kadar tartışma konusu olduktan ve düşmanlığa hedef olduktan sonra uzun süre korunmasının mümkün olamayacağını gördüm. Bugün olmazsa yarın, öyle olmazsa böyle, mutlaka yamyamlara yem olacaktı. O ihtimali minimize etmek istedim. Sağlam, kalıcı, itibarlı ve üstelik insanlık adına yüz ağartıcı işler yapan bir vakfın en uygun çözüm olacağına karar verdim."

"...Köyde parasız, zararsız bir genç çift olduğumuz sürece pek sorun yoktu. 13-14 yıl oldu biraz parlayıp ortaya çıkmam. O günden beri zift gibi, balçık gibi yapış yapış bir düşmanlık halesiyle boğuşuyorum. Melek olsan, ağzınla kuş tutsan o düşmanlık çemberini yaramıyorsun. Yüzüne gülüp arkandan vuruyorlar. 15 yıldan beri herkesin güle oynaya “kaçak” inşaat yaptığı köyde ilk önce gelip benim evlerime yıkım kararı çıkardılar. Sırf benim evlerin yıkım kararları ortadan kalkmasın diye senelerce imar planını acımasızca sabote ettiler, geciktirdiler. Sonunda çıkardıkları imar planı neredeyse bütün köyü legalize ederken benim yerlerimin tümünün yıkılmasını öngördü.

Ön planda görünen bir sürü korkak, içten pazarlıklı bürokrat. Kimdir bunlara fikir veren, teşvik eden diye bakıyorsunuz. Arkadan mutlaka askeriye bağlantılı, Atatürkçü Düşünce Derneği bağlantılı karanlık tipler çıkıyor.

Buyurun, Balyozcu generaller, 2003’te ölümüme ferman çıkarmışlar, plan program yapmışlar. Onların derneğinin İzmir şube başkanları da burada “azınlık azgınlığı” içinde olduğumu ilan ediyor, linç kampanyaları düzenliyor, Nişanyan davasını usulca çözmeye çalışan hükümet yetkililerine karşı meclis önergesi verdiriyor, hukuk yoluyla şantaj yapıyor. Buyurun, Cumhuriyet gazetesinin attığı linç çığlıklarına bakın. Daha ne olup bittiğini anlamamak için kör olmak lazım..."


Sesonline.net

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0