MÜZMİN MUHALİFLİĞİN TUZAKLARI

25 Nisan 2020 16:28 / 1299 kez okundu!

 

 

"Sosyal medyada Ahmet Altan imzalı bir yazı dolaşıyor. Kimi müzmin muhalif arkadaşlarımız da bunun “Made in USA” patentli olduğunu bilmeden, süt tozu niyetine kahvesine keyifle karıştırıyor. Ancak gerçekler çok çabuk ortaya dökülüyor çünkü zaten yazı Ahmet Altan'a ait değil!"

 

 

****

 

MÜZMİN MUHALİFLİĞİN TUZAKLARI

 

Sosyal medyada Ahmet Altan imzalı bir yazı dolaşıyor. Kimi müzmin muhalif arkadaşlarımız da bunun “Made in USA” patentli olduğunu bilmeden, süt tozu niyetine kahvesine keyifle karıştırıyor. Ancak gerçekler çok çabuk ortaya dökülüyor çünkü zaten yazı Ahmet Altan'a ait değil!"
 

“Devletçi olmayan, ulusalcı olmayan ancak fazlasıyla güçlü egosu yüzünden başını belaya sokmuş Ahmet Altan’ın bu yazıyı yazdığını bir an için bile olsa düşünmek” ne anlama gelir?

 

1. Yazıyı fazla irdelemeden alıp paylaşmak anlamına gelebilir;

 

2. “RTE’yi gömen bir yazı bulmuşken kaçırmama” psikolojisiyle, yazanın ismine aldırmama hatta “uu Ahmet Altan yazmış, daha da iyi” diye düşünmek anlamına gelebilir;

 

3. Ahmet Altan’ın edebiyat üslubunu, edebi zekasını, fikri çerçevesini hiç bilmemek ama #KategorikMuhalif virüsünden mustarip olmak anlamına gelebilir;

 

4. FETÖ’nün yıllarca USA desteğiyle gizlice sızdırılıp ele geçirdiği devlete sadece %34 oy ile bir köşesinden dahil olup, karşısına çıkarılmış yüzlerce engeli aşarak, süreç içinde USA’yı, NATO’yu, CIA’yı ekarte eden, ülkenin bağrına kanser gibi sokulmuş FETO habis urunu deşifre edip temizliğine girişen, askeri statükoyu tasfiye edip orduyu sivil yönetimin denetimine sokan, savunma sanayiindeki %80 dışa bağımlılığı %20 seviyesine düşüren, sağlık alanında devrim yaratan, IMF’yi kapı dışarı eden RTE’yi, gerçek anlamda tanımıyor olmak anlamına gelebilir;

 

5. İlk dört noktanın hepsinden kısmen etkilenmek anlamına da gelebilir 😉 

 

Sonuç ne olursa olsun yazıyı hiç eleştirmeden, hatta övünerek paylaşanların, kendilerini sorgulaması şarttır. Üstelik bu korona virüslü karantina günleri bunun için en uygun fırsattır. Notlarım bu sürece yardımcı olabilirse, mutlu olurum 😉 

 

Ahmet Altan’ı geçmişte çok övmüş, son dönem yönelimini ise asla onaylamamış, oğlunun karıştığı olay dolayısıyla da FETÖcülerin kumpasından çıkamadığına inanan birisi olarak; 15 Temmuz darbe girişimi öncesindeki tüm saçma tutumuna rağmen, onu kurunun yanında yanan yaş olarak görmeye devam ediyor ve ona kesilmiş cezanın abartılı olduğunu düşünüyorum. Vesselam.

 

İlhami MISIRLIOĞLU

https://eksisozluk.com/entry/106028942

 

***

 

Yazı şöyle:

 

“SON 50 YILIN MAKALESİ

 

Ahmet Altan

 

Cuma / 17-04-2020 / HAPİSTEN NOTLAR 

 

KRAL ÇIPLAK MASALI 

 

Bugün seni sana anlatacağım sayın Erdoğan, 

 

Sonuna kadar okuyacağını ve bu yazının içinden çok anlamlar çıkaracağını düşünüyorum. 

 

Kral çıplak hikâyesini bilirsin. 

 

Bu masal, çok güzel ve basit bir masaldır. 

 

Bence senin yaşadığın süreci, en iyi bu masal anlatıyor. 

 

Bak bu eleştirileri kimse sana yapamaz.

 

Yanındakiler seni alkışlıyor ama, sen çıplak bir kralsın. 

 

Bunu artık görmenin zamanı geldi.

 

Kendisine aşık olan bir krala, terzi olduklarını iddea eden iki dolandırıcı, kese kese altınlar karşılığında, yanlızca akıllıların görebileceği, görünmeyen özel bir kıyafet dikeceklerini söylerler.

 

Kralda akılsızlığını belli etmemek için, terzilerin yaptığı kıyafeti çok beğendiğini söyler ve giyip halkın karşısına çıkar. 

 

Tıpkı sana Amerika'nın , orta doğu projesi adı altında giydirmek istediği kıyafet gibi.

 

Gelişmiş batılı ülkeler ve Amerika sana bu kıyafeti giydirmek için 76 sene beklerler. 

 

1923'ten 1999'a kadar.

 

Belediye başkanı seçilmiştin,  bayram değil seyran değil, başbakan değilsin,  cumhurbaşkanı değilsin, genelkurmay başkanı değilsin, istanbul büyük şehir başkanı olarak beyaz saraya çağırıldın. 

 

Dönemin başkanı George Bush' la görüştün. 

 

Sana o görünmez kıyafeti giydiren dolandırıcılar , o gün Beyaz Saray'da senin koltuklarının altını şişiren terziler onlardı. 

 

Sana sen Orta Doğunun Eş Genel Başkanısın dediler.

 

Sana hiç olmayan orta doğu projesinin kıyafetlerini giydirdiler. 

 

Öyle bir kıyafet yok sayın Erdoğan.

 

Çıplak olduğunu, üzerinde hiç kıyafet olmadığını görmelisin artık. 

 

Sana Amerika ve Avrupa ülkelerinin giydirdiği bu kıyafetle,

 

 Bu ülkeler senin gözlerinin içine baka baka Türkiye'yi soydular sayın Erdoğan haberin varmı? 

 

Tıpkı çıplak kralı kese kese altınlarla dolandıran terziler gibi.

 

KRAL dolandırıcı terzilerin, diktiği kıyafeti, akılsız olduğunu kabul etmediği için, çok beğenir. 

 

Terziler dedi ya, bu kıyafeti bir tek akıllılar görebilir diye ? 

 

Akılsız olduğunu göstermemek için, bu kıyafetin var olduğuna inandın.

 

Karar verir bu kıyafetle halkın karşısına çıktın. 

 

Ben dedin Orta Doğu Projesinin Eş Başkanıyım dedin.

 

Bütün bu Kral Çıplak Masalı burda başlar. 

 

İşte bu senin hikayen sayın Erdoğan. 

 

Senin hikayen Beyaz Saray'da,  sana giydirdikleri o olmayan kıyafetle başladı.

 

Seni üzerinde hiç olmayan bir kıyafeti giydirip, Türk halkının karşısına çıkardırlar. 

 

Kral masalda, halkın karşısına çıktığında, izdahamlar yaşanır, yüzlerce  insan kralı çıplak görsede, üzerinde kıyafet varmış gibi davranıp müthiş bir heycanla alkış tutarlar. 

 

Senin çıplak olduğunu bile bile seni alkışladılar. 

 

Halk seni alkışladıkça , terziler yani Amerika seni soydu. 

 

Bak senden neler aldılar. 

 

Özelleştirmeler yoluyla Türkiye'nin en büyük kamu kuruluşları'nın hepsini satın aldılar.  

 

Stratejik öneme sahip çok sayıdaki kuruluşta uluslararası şirketler söz sahibi oldu.

 

2005'te TÜRK TELEKOM'un yüzde 55'i Arap sermayesi Ojer Telekom'a, 

 

TÜPRAŞ'ın yüzde 51'i 4.1 milyar dolara İngiliz Shell- Koç ortaklığına sattın.  

 

2006'da PETKİM'in yüzde 51'i 2 milyar dolara Azer Socar'a, TEKEL'in 6 adet sigara fabrikası 1.7 milyar dolara Hollanda merkezli British&American Tobacco'ya sattın. 

 

TEKEL'in içki bölümünü 2003'te alan yerli Mey, 3 yıl sonra aldığı fiyatın 2,5 katına hisseleri ABD'li fon TPG'ye devretti. Fon 5 yıl sonra Mey'i özelleştirdiği fiyatın yaklaşık 10 katı fiyata İngiliz Diageo şirketine sattı.

 

TÜPRAŞ'ın yüzde 14.76'sı, THY'nin yüzde 26'sı, PETKİM'in yüzde 25'i, Halk Bankası'nın yüzde 17'si, Telekom'un yüzde 9'u borsada yabancı yatırımcılara satıldı.

 

Ayrıca AKP hükümeti döneminde kamunun sahip olduğu limanlar, elektrik dağıtım şirketleri, araç muayene istasyonları ve fabrikalar özelleştirme ihaleleri yoluyla yabancıların eline geçti. Öte yandan, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu da el konulan bankaların sahiplerine ait şirketleri de yabancı yatırımcılara sattı. TELSİM'i İngilizler, Digiturk'ü ihalesiz Katarlılar alırken, Fon'un elindeki radyolar, fabrikalar vb. İşletmeler yabancı yatırımcıların oldu.

 

Son 13 yılda yabancı şirketler başta kamu kuruluşları olmak üzere, finanstan enerjiye, sağlıktan eğitime, perakendeden gıdaya kadar birçok sektörde ağırlığını artırdı. 

 

Bankacılık sektörünün yüzde 50'si, sigortacılık sektörünün yüzde 70'i yabancı şirketlerin kontrolüne geçti. 

 

İlaç pazarında hali hazırda 106 yabancı şirket var ve pazar payları yüzde 70 düzeyinde. Akaryakıt sektöründeki yabancıların payı yüzde 65, doğalgazda yüzde 15 olurken, 2008'de sıfır olan elektrik piyasasındaki yabancı sermaye payı, yapılan özelleştirmelerin ardından yüzde 20 seviyesine çıktı.

 

Orta doğu projesi diye bir proje yok sayın Erdoğan. 

 

Sana giydirdikleri o olmayan kıyafetle seni  KRAL ÇIPLAK  yaptılar.

 

Artık ülkene geri dön. 

 

Hayal ve macera peşinde koşma artık. 

 

Bak ülke çok zor günler geçiriyor. 

 

Corona virüsünden dolayı,  bütün Avrupa ülkeleri sokağa çıkma yasağını başlatıp  , milyarlarca dolar ve euroyu halkına hibe ederken, sen ekonomin çöker diye, halkının hayatını, paraya satıyorsun sayın Erdoğan.  

 

Sokağa çıkma yasağını bile , işyerleri durmasın diye bir tek  cumaertesi ve pazar uyguluyorsun. 

 

Bu ülkeyi ve bu halkı bu kötü duruma sen koydun.

 

Çıplak olduğunu ne zaman anlıyacaksın.

 

Ben senin çıplaklığını örtecek çok  shirli birşey biliyorum. 

 

Ülkeyi bu kötü durumdan çıkartmak için hâlâ bir şansın var.

 

Zor bir süreç olacak senin için ama ben senin bunun altından kalkacak kadar birazda olsa aklının kaldığını düşünüyorum. 

 

Bak müslümanım diyorsun.

 

Müslümanım derken bile, bu insanlar senden korktukları için müslümanlığına inaniyorlar.

 

Müslümanım derken bile çıplaksın sayın Erdoğan. 

 

Müslümanlık senin ağızdan çıkan, Allah yar ve yardımcınız olsun demekle olmuyor.

 

Çamlıca tepesine cami yapmakla olmuyor. 

 

Gururu, kibiri, kini, nefreti bırak artık. 

 

Ölümüne yakın pişman olacağın şeylerden vazgeç artık. 

 

Yaptıklarında dolayı, Tanrı'ya hesap vereceğin gün çok uzak değil sana,

 

Gel bu ülkenin her bir vatandaşına öyle bir sarıl ki, ölmeden önce bu güzel topraklara baharı getir. Barışı getir. 

 

Gurur yaparsın diye, cümlelerimi özenerek seçiyorum. 

 

Kendine âşık bir kral olduğun için,  en sevdiğin özelliklerin kibirli davranmak, kin beslemek, nefret duymak, öc almak, hırsızlık yapmak, insanlar arasına fitne koymak, ayrımcılık yapmak, insanları birbirine düşürmek.

 

Sana sorsam bunlar senin özelliklerin mi ?

 

Büyük bir olasılıkla, şidetle red edeceksin. 

 

Ama bunlar sensin.

 

Bunlardan kurtulmanın tek bir yolu var sayın Erdoğan?

 

Seni bu hastalıklarından kurtaracak,  kaybettiğin itibarı sana geri verecek bir yol biliyorum.

 

Bunu yapmak için,  çıkıp bu halka çarşaf çarşaf hesap vermene gerek yok.

 

Mahkemelere gidip, ifade vermene hapis yatmanada gerek yok.

 

Tek yapacağın, zorda olsa , gururunu kırsada, kibrin bükülsede, kinlerin rencide olsada, nefretin sevginden büyük olsada,  gel inat etme.

 

DEMOKRASİYE geri dön. 

 

Hatırlıyormusun seni bu mevkiye demokrasi getirmişti. 

 

Demokrasi ona ihanet edenleri affetmiyor ama daha hiçbirşey için geç kalmadın. 

 

Hâlâ en tepede olduğun için,  bütün bir ülkenin kaderini değiştirebilirsin. 

 

Demokrasi sen çıplak olsanda,  senin bütün kusurlarını örter.

 

Demokrasi seni affeder. 

 

Demokrasi sana kaybettiğin itibarı geri verir.

 

Demokrasi seni dünya lideri yapar,

 

Demokrasi ülkeni dünyanın bir numaralı süper gücü haline getirir. 

 

Demokrasi yönettiğin topraklarda Kürd sorununu ortadan kaldırır. 

 

Demokrasi Atatürkçüler'le ortak duyguları bir yaşayıp, bu ülkenin her bir karşında sana ve bu halka yaşam standartları yüksek bir refah düzeyi verir.

 

Demokrasi kadına şiddette müsade etmez.

 

Çocuklara istismar yapılmasına müsade etmez. 

 

Demokrasi sanatı yüceltir. 

 

Demokrasi bilime hak ettiği  değeri verir.

 

Demokrasi kan dökmez.

 

Demokrasi barış demektir. 

 

Demokrasi adalet demektir. 

 

Demokrasi sevgi demektir. 

 

Demokrasi kardeşlik demektir. 

 

Demokrasi eşitlik demektir 

 

Gel inat etme DEMOKRASİYE GERİ DÖN.

 

Demokrasi senin çıplaklığını örtecek tek kıyafettir.”

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.