YOLDA OLMANIN ÖTEKİ YÜZÜ

22 Şubat 2023 12:45 / 279 kez okundu!

 

 

"Eskiden sadece haritalarda gördüğünüz ülkelerin topraklarına ayak basmak, değişik yemeklerin tadına bakmak, farklı kokuları koklamak, farklı sesleri işitmek, aynı gökyüzü altında ama başka iklimlerin yağmurlarıyla ıslanmak ve başka kültürlerin yaşamlarına tanıklık etmek muhteşem bir deneyimdir. Yenilendiğinizi, zenginleştiğinizi, başka bir insan olduğunuzu hissedersiniz. Ama yolda olanlardan başka kimsenin bilmediği “yolda olmanın bir de öteki yüzü” vardır."

 

***

YOLDA OLMANIN ÖTEKİ YÜZÜ


Dışarıdan bakınca gezmek; oldukça keyifli, heyecan verici ve çekicidir. Eskiden sadece haritalarda gördüğünüz ülkelerin topraklarına ayak basmak, değişik yemeklerin tadına bakmak, farklı kokuları koklamak, farklı sesleri işitmek, aynı gökyüzü altında ama başka iklimlerin yağmurlarıyla ıslanmak ve başka kültürlerin yaşamlarına tanıklık etmek muhteşem bir deneyimdir. Yenilendiğinizi, zenginleştiğinizi, başka bir insan olduğunuzu hissedersiniz. Ama yolda olanlardan başka kimsenin bilmediği “yolda olmanın bir de öteki yüzü” vardır. Bütçenize uygun bir konaklama yeri bulabilmek ya da önceden yer ayırttığınız yere ulaşabilmek için sırt ve göğüs çantanızdaki onca yükle, bilmediğiniz bir kentin cadde ve sokaklarını dakikalarca arşınlar, terden sırılsıklam olursunuz. Bulduğunuz konaklama yeri çoğu kez bir hostel, pansiyon veya konukevidir. Geceleri sekiz ya da on kişilik odalarda başkalarının horultusu ve diş gıcırtılarını dinleyerek uyumaya çalışır, ikinci bir kez askerlik yaparsınız. couchsurfing denemek istersiniz; evinde sizi konuk eden kişiyle aklınıza bile gelmeyecek sorunlar yaşarsınız. Gittiğiniz her kentte dağılıp saçılır, üç beş günlük aralıklarla çantalarınızı yeniden toplayıp yollara düşersiniz. Bu kolay bir şey değildir. Bazen bir kentten diğerine gitmek için, bozuk ve çift şeritli yollarda, olağan koşullarda altı yedi saatte alacağınız bir mesafeyi, uygun olmayan koşullarda ve eski otobüslerle 16-17 saatte alır, yolculuk sonunda yorgunluktan bayılacak hale gelirsiniz. Eviniz konaklama yerleri, tüm eşya ve varlığınız ise çantalarınızın içindekilerdir. Yolculuğunuz boyunca onları korumak için ayrı bir özen ve çaba göstermeniz de gerekir. Gün gelir yemeğinizi kendiniz pişirip, bulaşık ve çamaşırınızı elinizde yıkamak zorunda kalır, annenizin kıymetini bir kez daha anlarsınız. Alışverişi, ütüyü, sıradan insanlar için normal olan bütün gereksinimlerin çoğunu unutursunuz. Bir yandan hem sağlıklı hem ucuz beslenmek, bir yandan ekonomik seyahat araçlarıyla yolculuk yapabilmek, bir yandan gittiğiniz ülkelerdeki aktivite ve kültürel etkinlikleri takip edebilmek, bir yandan da bütçenizi aşmamak için elinizde kağıt kalem bütçeyi tutturmaya çalışırsınız. Gittiğiniz çoğu ülkede dolandırıcılar ve kötü niyetli esnaf tarafından bir gelir kaynağı olarak görülürsünüz. Etinizden sütünüze, kılınızdan tüyünüze kadar yararlanmak isteyen bu tür kişilerle uğraşmaktan enerjiniz tükenir. Bazen “yeter artık, dönüyorum” noktasına gelirsiniz. Öyle coğrafyalarda konaklarsınız ki; uzun süre duş alamadığınız, tıraş olamadığınız ve kişisel temizliğinizi yapamadığınız zamanlar olur. Kendi kokunuzdan kendiniz rahatsız olursunuz. Böyle yerlerde internet, telefon gibi iletişim araçlarını ve yollarını kullanamadığınız için yakınlarınızla bir süre iletişim kuramayabilirsiniz. Bazen sinirleriniz gerilir; acısını yanınızdaki yol arkadaşınızdan çıkarırsınız. Birlikte ağlar, birlikte öfkelenir, küser, barışırsınız. Gün gelir, canınız ince belli bir bardak demli çay eşliğinde gevrek (simit) ve tulum peyniri çeker. Ama bırakın bunları bir dilim çıtır ekmeğin kokusuna bile hasret kalırsınız. İçiniz ezilir. Gidip bir kase noodle çorbasına teslim olursunuz. Tam; “bu kente alıştım. Yemekleri de, iklimi de güzel” diye düşünürken, bir süre sonra başka bir kente veya ülkeye gitmek için oradan ayrılırsınız. Bu sürekli yer değiştirmeler başta beyninizi, ruhunuzu, midenizi ve bütün hücrelerinizi şaşkınlıktan maymuna çevirir. Yazık ki bu durum, gezi boyunca bu şekilde devam edip gidecektir. Bazen hasta olup yatağa düşer; dilini, yolunu yordamını bilmediğiniz bir kentteki hostel odasında iyileşmek için debelenir durursunuz. Eğer içki içiyorsanız; şöyle ağız tadıyla alkol alıp sarhoş olamazsınız. Çünkü yabancı bir ülkede, kendi güvenliğinizi öncelikle kendiniz sağlamak zorundasınızdır. 
Ama izleyenlerin değil sadece oynayanların bildiği bir filmin kamera arkasına benzeyen yolun bu öteki yüzüne rağmen yolda olmak, yine de gerçekten keyifli ve heyecanlı bir serüvendir. Duyularınız, algılarınız ve sezgileriniz gelişir. Farkındalığınız, ruhsal ve fiziksel anlamda gücünüz artar. Bildiğiniz, tanıdığınız kişiden farklı, her ortama uyum sağlayıp çok zor koşullarda bile yaşayabilen, başka bir insan olduğunuzu hissedersiniz. Ve bir süre sonra çıktığınız bu yolun artık bir figürü değil, kendisi olduğunuzu, yoldan daha çok kendinizde yürüdüğünüzü fark edersiniz. Gerçek yolculuk ve keşif işte o zaman başlar.

M. Cengiz BİLİR

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.