BİLİM, FELSEFE, TİYATRO KOMPLEKSLERİMİZ VE HEİDİGGER'İN KULÜBESİ

26 Ekim 2025 20:15 / 232 kez okundu!

 

 
"Bizim ulusalcı/Kemalistlerin, seküler solcuların tipik üstünlük kompleksleri vardır. Bu kompleksleri çeşitli şekillerde tezahür eder. Başlıcaları bilim ve felsefenin kutsanması, tiyatro sanatının kendisinin, tiyatroya gitmenin çağdaşlık örneği olarak yüceltilmesi, lansedilmesi vs. Aslında bu kesim için tüm bu komplekslerin ortak noktası din alerjisidir." 

BİLİM, FELSEFE, TİYATRO KOMPLEKSLERİMİZ VE 

 

 

***

BİLİM, FELSEFE, TİYATRO KOMPLEKSLERİMİZ VE HEİDİGGER’İN KULÜBESİ
 
Bizim ulusalcı/Kemalistlerin, seküler solcuların tipik üstünlük kompleksleri vardır. 
Bu kompleksleri çeşitli şekillerde tezahür eder. 
 
Başlıcaları bilim ve felsefenin kutsanması, tiyatro sanatının kendisinin, tiyatroya gitmenin çağdaşlık örneği olarak yüceltilmesi, lansedilmesi vs. 
 
Aslında bu kesim için tüm bu komplekslerin ortak noktası din alerjisidir. 
Dini ritüel ve inançların hayata hakim  olduğu geçmiş geleneksel yaşamdan bir an önce uzaklaşma ve o yaşamı toplum nazarında itibarsızlaştırma ve onun yerini başka şeylerle doldurma ihtiyacı ve gayretinden ibarettir.
 
Bilim dediğiniz şeyin dinle çeliştiği iddiası modern çağın, pozitivist döneminin bugün aslında çoktan çürütülmüş iddiasıdır. 
Tarihi şurda en fazla 200 yıldır. 
 
Daha önceki kadim dönemleri incelediğinizde bir çok bilim adamının aynı zamanda din adamı ya da filozof olduğunu da görürsünüz. 
 
Felsefe dediğiniz şeyinse zaten uğraş alanı bizatihi metafiziktir. Bu alanda öteden beri dinle dayanıştığı da olur, çatıştığı da. 
Ama asla bizim ulusalcı Kemalistlerin anladığı anlamda evrensel bir felsefeden söz edilemez. Bu sadece onların kendi fanuslarında ürettikleri “seküler batıl inançlar” kapsamındadır.
 
Sol sekülerlerin, ulusalcı Kemalistlerin bu tür komplekslerinin etkisi altında kalıp yüksek ego ve kibirle malül zayıf kişiliği ile onları taklit eden muhafazakarlar da çıkmadı değil aramızdan. Bkz son zamanların büyük felsefecisi Dücane Cündioğlu(!) Bu kısım bahsi diğer. 
 
Sol seküler ve ulusalcı Kemalistlerin felsefe ve tiyatro ululaması yüzünden bizde bir çok muhafazakar ve liberalde de felsefe ve tiyatro alerjisi oluştu haklı bir insani refleks olarak. 
 
Fakat orda da insanlık tarihinde ona bir çok açıdan fayda sağlamış, etik ve estetik değerlerinin oluşmasında etkili olmuş bu güzide alanlara yani bir düşünce faaliyeti olarak felsefeye, insanı ve toplumu tanıma ve ona ayna tutma sanatı olarak tiyatroya karşı bir haksızlık yapma hali hasıl oldu. 
 
İnsanlığın düşünce tarihinde bugün geldiğimiz nokta itibari ile dört dörtlük bir din adamı, felsefeci, bilim adamı bulmanız neredeyse mümkün değildir. Bugün size çok makul gelen dini yorumları yapan bir fakihin, bir kelamcının , bir tefsircinin öyle bir yorumu ile karşılaşırsınız ki yaşadığınız hüsran duyguları ile şaşar kalırsınız. 
Yine felsefe tarihi içinde öyle büyük filozofların yaptığı tarihi hataları, yaşadıkları çelişkileri, kişiliklerinde mevcut zaaf ve zayıflıkları öğrendiğinizde onlar hakkında ne hüküm vereceğinize bir türlü karar veremezsiniz. 
 
Öyle büyük bilim adamları vardır ki tarihte ortaya koydukları bazı düşünceler insanlığın köküne kibrit suyu döker. 
 
Öyleyse geçmişte yaşamış ve düşünce tarihinde büyük katkılar sunmuş bu büyük insanlara bakışımızda, onların düşüncelerine ve eserlerine yaklaşımımızda bir metod geliştirme ihtiyacımız var demektir. 
Bana göre o metod çok basit. Onların düşünce ve eserlerinde insanlığa objektif anlamda faydalalı olanlardan istifade ederiz, zararlı olanlardan uzak dururuz. 
 
İnsanlığın hakikat arayışında bilimin de felsefenin de dinin de yeri ayrı ayrı ve tartışılmaz önemdedir. Hepsine de ihtiyacımız var insanlık ailesi olarak. 
Yine sanatın bütün dallarına olduğu gibi tiyatro sanatına da insanı ve toplumu tanıma ve anlatma uğraşı olarak, etik ve estetik değerlerimizi geliştirme uğraşı olarak fıtri ve içgüdüsel bir ihtiyacımız var. 
 
Bütün bunları değerli yazar İbrahim Kalın’ın son kitabı Heidegger’in Kulübesine Yolculuk’a başlamam ve başlar başlamaz da aldığım büyük hazla yazma ihtiyacı hissettim. Lütfen okuyalım ve okutalım. 
 
Alpaslan SEL

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz+:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.