MEB - LAİK HİSTERİ - TÜRK OCAKLARI
28 Şubat 2026 12:02 / 593 kez okundu!
Yazarımız şu sırada kamuoyunda güncel olan konularda yorumlarını yazmış. MEB'nın okullardaki Ramazan etkinlikleri üzerine notunda özgürlükçü duruşu dile getirmiş. Mezar başında içkili anma üstüne notu var ve son olarak da Türk Ocakları'nın, "Terörsüz Türkiye" sürecindeki korkularına ironik bir dille gönderme yapmış.
***
MEB - LAİK HİSTERİ - TÜRK OCAKLARI
Sosyal medyada gündem olan Bodrum’daki tuhaf cenaze törenini izlemişsinizdir. İzlemediyseniz videoyu yazının sonuna bırakıyorum (*).
Baştan söyleyeyim bu töreni hiçbir şekilde kınamıyorum, ayıplamıyorum, küçümsemiyorum, hor görmüyorum. Meramımı ifade ederken görselliğinden faydalanmak istiyorum.
Belli ki cenaze törenine katılan insanlar İslam inanç ve esaslarına uygun bir cenaze töreni değil de seküler, dünyevi kendi düşünce ve inançlarına uygun bir cenaze töreni düzenlemek istemişler. Elbette saygı duyuyoruz. İnsanlar nasıl yaşamak istiyorlarsa öyle yaşasın, öldükten sonra da kendi inançlarına ya da inançsızlıklarına uygun şekilde defnedilsinler.
Öyle diyordu ya bizim Türkçü şair “kurganına ışıklar yağsın”.
Töreni yöneten amcanın tavır ve hareketleri aslında tam bir inanç duygusunu yansıtıyor. Neye inanıyor diye merak ediyor, kendinden geçerek söylediği marşa (Söz: Nazım Hikmet; Beste: Timur Selçuk) benzer nidanın sözlerine bakıyorum: “tasları birbirine vurun çocuklar” bilmiyorum ama içki dolu taslar geliyor benim aklıma. Teselli arayışı olabilir.
"Dostların arasındayız" diyor. Ölümün verdiği çaresizliğe ve anlamsızlığa karşı dostluğa ve törene katlılanların büyük ihtimal aynı meşrepten olan insanların birlikteliğine sığınmak istiyor.
“Güneşin sofrasındayız.” Bu cümle bana pagan dönemden beri gelen ve bir çok mezhebi ve dini etkileyen tabiatı ilahlaştırma inançlarını hatırlatıyor. Velhasıl kelam dinden uzak seküler düşünce ve inancın bu dünya üzerinde son yolculukta vardığı son nokta bu şekilde sahnelenmiş. Öyle diyordu bizim ultra Türkçüler “kurganına ışıklar yağsın” artık neon ışıklar mı, loş ışıklar mı, renkli ışıklar mı? Tercihe kalmış...
Gelelim okullardaki ramazan etkinliklerinin laikliğe aykırı olup olmadığına…
Şu laik bildiriyi imzalayanların temsil ettiği bir kesim var. Hani diyor ya gördüğün her sakallıyı akraban sanma. Bunlar da bir sakallı görseler, dine, dindarlığa ilişkin bir işaret, bir emare, bir sembol, bir tören görseler laik ataklar geçirmeye başlayıp, önüne gelene Taliban, Işıd yaftası yapıştırıp rahatlamaya çalışıyorlar.
Özgürlükçü düşüncelere sahip insanlar olarak öteden beri şunu söyledik; devlet minik minik Kemalistler de yetiştirmesin dindar bir nesil de yetiştirmesin. Bu arkadaşları okulların Atatürk türbesi haline getirilmesinden bir şikayetleri yok. Ama din dedinizmi tüyleri diken diken oluyor.
Peki toplumun yüzde doksanı Müslüman olan bir ülkede devlet okullarında o toplumun kutsal saydığı günlere ilişkin etkinlik yapılmasının nesi laikliğe aykırı? Laiklik dediğimiz şey devletin dinlere mesafeli olmasıdır tamam; ama milletinin dinine, inancına saygılı ve hizmetkar olmamasını mı gerektirir bu durum? Elbette hayır. Her ülkenin dini ve milli değerleri vardır. Bu değerler üzerinden kimlikler inşaa edilir. Bir dayatma ve ayrımcılık olmadığı sürece okullardaki dini değer aktarımı ve bu değerleri yücelten faaliyetlerin laiklikle hiçbir ilgisi yoktur. Elbette bu faaliyetler yapılırken farklı inanç ve mezheplere mensup ailelerin çocukları rencide edilmemeli, ayrımcılığa tabi tutulmamalı, bu konularda azami dikkat gösterilmelidir. İnsanların farklı inanç ve dinlere sahip olabileceği ve bunun gayet normal, doğal bir durum olduğu çocuklara anlatılmalı, gerekirse o çocuklarla başka faaliyetler yapılmalı. Ve hatta başka inanç ve mezheplere ait özel günlerde o inancın ritüellerine ilişkin faaliyetler yapılarak yanlış düşüncelerin önüne geçilmeli hiç kimsenin bu toplumun ötekisi olmadığı iyice anlatılmalı ve hissettirilmelidir.
Dine ve dindar saygılı , dine ve dindara hizmetkar devlet anlayışı zamanla yerleşecek. Muhafazakar kesim de bu konuda sabırlı ve anlayışlı olmalıdır .
(*) https://www.facebook.com/share/r/1EGSFoXu7p/?mibextid=wwXIfr
Türk Ocakları
Atatürkçü Düşünce Derneklerinden, Halk Evlerinden bir farkı kalmayan, bu haliyle misyonunu çoktan tamamlamış Türk Ocakları ültimatom verir gibi siyasi açıklamalar yapıyor bazen.
Kimsenin ırgaladığı yok da biz yine de kendi zaviyemizden bir cevap vermiş olalım. En azından bir kişiye de olsa ulaşmış olmanın heyecanını hissetmiş olsunlar.
1- Ülkenin üniter yapısının değişmeyeceği sürecin başından beri taraflarca defaatle ilan edildi. Bu konuda kılçık atmayı bırakın.
2- Yeni Anayasa’da resmi dilin sadece Türkçe olacağı da defaatle ilan edildi. Kafaları bulandırmaya çalışmayın.
3- Vatandaşlık tanımı (Anayasa 66) bana kalsa değişebilir. Ama MHP değişmeyeceğini ilan etti.
4- Ana dilde eğitim hakkı bana göre bir insan hakkıdır. Önünde sonunda devlet tanıyacaktır.
5- Yerel yönetimlere özerklik verilmeyeceği ama terör ve KCK belası sona erdikten sonra yerel yönetimlerin güçlendirilebileceği de defaatle ilan edildi.
Özetli, Türk Ocakları siyaset yapmak istiyorsa kendisine bir parti kurmalıdır. Değilse, Türk kültürüne hizmet etmekle yetinmelidir.
Alpaslan SEL



