İSYAN AFORİZMALARI

22 Nisan 2011 15:02 / 2412 kez okundu!

 


Ne oluyor arkadaşlar ne oluyor? Özgür düşünce adı altında belirleniyor muyuz veya evrenselimsi hümanizma çılgınlığı ile dayatılan ve kadim değermiş gibi beynimizi sulandıran, örgütlü azınlıkların sopası altında yaşamaya mı mahkum ediliyoruz? Kendimize ait, geçmişimize ait, hatta eğitimimize ait her şeyi sistem ideolojisi olarak yaftalayarak, daha ne kadar ‘’imişçesine’’ davranacağız.

Gerçekte ülkem karışıklığında, olaylarda, hep bir sanal haklılık payı daha ne kadar arayacağız. Açıkçası düşüncelerimi gerçekten ifade edebilmenin tek yolu, örgütlü azınlıkların uyguladığı şiddet faturasının yükünü hissetmekten dolayı, hep onların tarafına geçmek zorunluluğu sayesinde mi gerçekleşecek. Soruyorum arkadaşlar, sorguluyorum, bu vatanın evlatları masum olmayabilir ama hep 8'de 8 kusurlu olmak zorunda mı?

Arkadaş, şiddet şiddettir ve bu ülke insanlarının, aidiyeti ne olursa olsun birbirini kaldırma zorunluluğu vardır. Daim olarak yaratılan öteki zincirinde en büyük tehlike nedense hep çoğunluk görülür. Hâlbuki sosyolojinin kuralı açık ve kesindir. Bu kural ise ‘’Örgütlü Azınlık Örgütsüz Çoğunluğu Yönetir’’ kuralıdır. Ülkem insanlarının çoğunluğu devlete rağmen örgütlenme yapmayarak, ahlaki ve hukuki yaşanır dünya arzulamıyor mu zannediyor herkes? Veya Örgütlenme elbette bir haktır diye düşünmüyor mu? Fakat örgütlenme kendi temelini sağlamlaştırmak maksadı ile gerçekleşen bir uzlaşım ve iletişim metodudur medeni halklar coğrafyasında… Fakat ne acı ki, bu coğrafyada, bilinçaltı bir yok ediş, bir saldırı ve halisünasyon sebebi ile bir katliama dönüşüyor örgütlenmeler…

Arkadaşlar, mesele sadece azınlık-çoğunluk meselesi değil, apaçık bir aidiyet meselesi… Mesela bize ait olmayanın haklılığına bile ironik ve imişçesine bir pranga vurmak, hatta bize ait bir düşünceyi başkası savunduğunda, altında mutlaka bir politik ayak oyunu aramak, hatta ve hatta karşıdakinin bu yönünü ifşa etmek için mide bulandırıcı açıklamalar zinciri…

Mesela Başbakan Avrupa’da geçtiğimiz günlerde birtakım çevrelere göre hata addedilen bir açıklama zinciri gerçekleştirdi. Soruyorum açıklamaların analizine girmeden sizlere; Başbakan haksız mı idi? Yıllarca Avrupa tarafından aşağılanan yurdum dinamikleri için adaleti ifade etmek için sergilenen refleks sadece politik bir ironi miydi? Yoksa inanılmış evrensel değerler anayurdu olan Avrupa’ya bir kırgınlık bir sitem ve bir ihtar mı idi? Daha ilginci liberal politikalara daimi itirazı bulunan Sosyal Demokratlar ve Milli Onuru ve hafızayı koruma bilincindeki Milliyetçiler, Başbakanı bu noktada yalnız bırakarak siyaset yatıklarını mı düşündüler? Adamın söylediklerinin altından durum tespitinden ırkçılık türetmeye kadar vardırdılar. Kimse kusura bakmasın ‘’Fransız Kalmak’’ Türklerin ırkçılığını vurgulamamaktadır. Aksine Fransız Milliyetçiliği sebebi ile diğer uluslara uyguladıkları bir davranışın sonucu olarak anlam kazanmıştır.

Ben doğunun en batısında bir doğulu ve batının en doğusunda bir batılı kentin evladıyım arkadaş. İzmirliyim. Medeniyetlerin birbiri ile savaştığı kadar, kucakladığı bir yaşam merkezinin büyüttüğü coğrafyadanım. Ben düşmanın dahi değerli olduğunu, her düşmanlığın temelinde evveli bir dostluğun bulunduğunu bilen bir anlayışı kaybetmek istemiyorum. Bu sebep ile düşmanlıklarım değil, sade anlaşmazlıklarım olmalı ve bu anlaşmazlıkları ise uzlaşma potasında yok edebilmeliyim. Ama bunun için derdimi söyleyebilmeli ve anlatabilmeliyim. Söyleyebilmek ve anlatabilmek için de ilk önce ANLAMALIYIM, karşımdakine art niyet duymadan, karşımdakini yargılamadan… Açıkçası geri zekalı değilim ve şiddet olmadan da anlayabiliyorum.

Şimdi sizlere bir daha soruyorum, örgütlü azınlıkları anladık, örgütsüz çoğunlukları da anlıyor musunuz? Yoksa onları da feciat’ın eşiği örgütlenme çukuruna mı ittireceğiz. Bu durum kimse kusura bakmasın ama artık bir azınlık problemi olmaktan çıkmış, çoğunluk problemine dönüşmeye başlamıştır.

Problem, at izinde, it izi aramaya dönüşmeye başlamıştır. Bir Türk Milliyetçisi olarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı Avrupa önünde sergilediği tavırdan dolayı yapmacık bulmak haddim olmadığı gibi, Yurt içinde başka bir partinin Genel Başkanı olarak R.T. Erdoğan, yurt dışında Başbakanımdır. sözleri, tavırları arkasındaki politik ironi başka bir meseledir ve haklılığı ise önemli bir meseledir.

Arkadaşlar, önümüzde birçok problem ve çözümsüzlük var, şunu unutmayınız, bir kazan gibi kaynayan Ortadoğu coğrafyasında, Allahın izni ile medeniyet ateşi kargaşasıyla tutuşturulmuş bir odun olmayacağım ve bu kazanın altına girmeyeceğim. Bu yurdun kadim evlatlarına da, Türklere, Kürtlere, Çerkezlere, Romanlara, Gürcülere, Araplara, Ermenilere, Rumlara ve adını sayamadığım diğer varlıklarımıza da ileteceğim yegane fikrim budur.

Allah (CC) Avrupa’nın doğusuna sabır, hoşgörü ve birliktelik versin. Turan ellerinden-Ortadoğu’ya


Mehmet Fatih DOĞRUCAN

21.04.2011, UŞAK

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.